son günlerde yeni eğlence facebook. Blogun pabucu dama atıldı, yaşasın facebook. Hayli eğlenceli bi şii, eski dostlarla yeniden karşılaşmak da güzel. Ben özellikle ilkokul arkadaşlarımı bulmayı çok isterdim ama hiçbirinin ismini hatırlayamıyorum.
13 Ekim 2007 Cumartesi
9 Ekim 2007 Salı
ayvayı yemek

AYVA
Ayvanın çiçeği beyaz pembesi
Serin olur ayvanın gölgesi
Mutluluk dolu onun dünyası
Dünyasıda gerçek olur rüyası
Ayvanın yaprağı şeftali tüyü
Onu yetiştiren çiftçi köylü
Ayvanın faydası çok yönlü
Ayvayı pazarcı uzaktan tanır
Onu sevenler eziyetine katlanır
Yedik içtik haydi etraf paklanır.
Şimdi ne alaka di' mi? Ayva şiiri???
Anlatayım; Cumartesi günü malumunuz önce işe, sonra da üniversiyete derse gittim. Pek bir şey yemedim, canım istemedi. Cumartesi günleri bünye " e bugün tatil ya" diyor, akıl " ama bugün hem iş, hem okul var yürrüüüüü" diyor. Sabah geç kalktığım ama rutinim her günden ağır olduğu için bünyem ne edeceğini şaşırıyor. Neyse, malumunuz sevgilimin oyunu da hazır kadıköyde ayağımın altında, eh zaten seyretmemenin ezikliği de var oyuna gideyim akşam dedim. Okul dönüşü eve gidip hazırlandım, bu arada boş mideye bi avya yuvarladım. Oyun çok güzeldi, pek güldüm ammmaaaaa, onbeş dakika sonra kahkahalarıma bi de sancı eklendi. Hay allah, ne ola bu derken sancıdan kıvranmaya başladım. Allahtan yerim ikinci blogun başıydı da ayaklarımı uzatabildim. Bu arada ara oldu tabii. Antrakta sevgili F. abla bana şekerli soda içirdi, iyi gelir dedi. Oysa ikinci yarı benim için bir eziyete dönüştü. Zor da olsa dayandım, oyun bitti. Tebrikler felan... Eve zor attık kendimizi. Doğru tuvalete, ama tık yok, bir mide sancısı... Kıvranmaya başladım, saat 01 e kadar dayandık, dayandık diyorum çünkü sevgilim de benimle kıvrandı. Sonra doooru hastaneye. Acil servisi ufak çapta birbirine kattım, ishal değilim, zehirlenmedim ben ayva yedim ayva diye bağırıyorum doktora. Ne yapacağını şaşırmış doktor tahlil vs. istiyor ben hem öğürüyor, hem bağırıyorum. Ayva, ayva diye sayıklıyorum. Neyse serum, röntgenler felan benim dediğim gibi oldu ve bir şeyim olmadığı ortaya çıktı ama ağrım dinmedi. Serumla biraz rahatladım ve saat 04 e kadar hastanede uyudum. Ara ara doktorun gelmesi ve kontrol etmesi dışında deliksiz bir uykuydu. Eve geldik, ertesi gün yataktan çıkamadım ama ağrım dinmişti.
Kıssadan hisse: Sakın BOŞ MİDEYE AYVA YEMEYİN.
* Yukarıdaki şiire bir karşılık yazmayı düşünüyorum, ayva bu kadar övülmez ki kardeşimmm... :)
6 Ekim 2007 Cumartesi
Mutlu yıllar
5 Ekim 2007 Cuma
bu hafta nası geçti bilmiyorum...

Çok zor bir haftaydı, işokul da bir sürü toplantı, organizasyon ve elbette dersler vardı... Akşamları okulokula da gittim... Uykusuzlukla dolu bir haftaydı. Salı akşamı işokuldan çıkınca okulokula gittim, yoğun bir dersti. Çarşamba günü işokulda uzun gündü, geç çıktık bir de üstüne okulda kalıp yazı yazdım. Bu çarşambanın bir özelliği de sevgili kocamın işe başlaması. Evet sezon açıldı ve S. oyuna gitmeye başladı. Bu ay ki oyun Kadıköy Sahnesinde... Bekleriz diyeceğim ama ben de henüz oyuna gitmedim. İş dönüşü şöyle bir mağazaları dolaştım, ufak tefek ihtiyaçları aldım. Perşembe yarım günüm ( yani saat 13.00 da işim bitiyor) ama geç çıktım çünkü bitirmem gereken işler vardı. Eve koşarak geldim, okulokuldaki hocam ödev vermişti, hemen bir sayfa onu yazıverdim :) Vapura bir saat kala evden çıktım, S. la buluşup Durak Büfe' de pide döner yedik. Tadının değiştiğine üzüldük, nerdeeeee o eski durak büfe dedik. S. la tiyatronun cafesinde çay içtik sonrasında okulokula gittim. Ders geç bitti, 23.00 vapuru ile geri döndük. Bugün çok çok çok yoğun geçti. Akşam G. in doğumgününü kutladık...
Yarın da hafta sonu olmasına rağmen okullarıma gideceğim.
Bana kolay gele...
2 Ekim 2007 Salı
bilgi

Bugün okulda yine yeni bilgiler edindim...
Ama daha çoook öğrenmem gerekli, çok kitap okumalı, çok yazı yazmalıyım. İtiraf edeyim ki geçen haftalar biraz yayıldım, arkadaşlarımla vakit geçirdim... Vakit var diye yayılmayalım, herhal kendimize çeki düzen verelim, bu haftadan başlayarak yazı-tez-okuma üçgeninde yaşamaya alışalım...
:(
kış gelecek miii?
1 Ekim 2007 Pazartesi
hüzünlü bir dizi
Bu yaz Bozcaada' da konusu adada geçen bir dizi yazmaya heves etmiştim. Konusunu da şöyle kabaca düşünmüştüm... Dönünce bir dizi fragmanından gördüklerimle şok oldum. Adada çekilmişti bu dizi... Bu akşam ilk bölümünü izlediğim " Sessiz Gemiler" kalbimi iki kere burktu. Hem adada geçiyordu, hem de konusu pek hüzünlüydü... Karısını kaybeden, çocuklarının vefasızlıklarıyla baş etmeye çalışan bir baba...Neyse, bu dizi İstanbul' a transfer olacak belli. Benim dizi hep adada geçiyor.
Eeee ben de senarist olarak olayların içinde olacağımdan orada olacağım.
Ne zaman?
Bilmiyorum...
Yarın hem işokul, hem okulokul var... İnsanın işi de okulda olursa böyle oluyor... :)
Benim uykuya ihtiyacım var...
Mutlu rüyalar hepinize...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


