İş-güç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş-güç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2009 Salı

Koş Tekir Koş...

Sabah uyan,
Ada ateşlensin,
Endişelen,
Kork,
Sakinleş,
İşe gel,
Doktoru ara,
Sakinleş- aşılar yüzünden- ah şu pis aşılar!
Toplantılara katıl,
Evi ara,
Ateş düştü, mutlu ol...
Rapor yaz,
Aynalara bak,
Mutsuz ol! Pis kilolar...
Yazmaya devam,
Toplantılara devam,
Evi aramaya devam...
Akşam tören için hazırlan,
Bir yandan yazmaya devam et.
Konuşmaya da...

Kısaca: Fena bir gündü!!! Yoğun, endişeli ve SICAK!!! neyse ki geçti, bitti...

9 Haziran 2009 Salı

İlk iş günü

İki saattir işe başlamamla ilgili birşeyler yazıyorum, beğenmiyorum, siliyorum.
Kelimeler yetmiyor.
Dünü yazarken aslında bugünü de yazmam gerektiğini hissediyorum. Dün ve bugün birbirine benziyor. Yarın da bugüne benzeyecek. Birbirinin kopyası günler olacak haftalar...
Aylar...
***
Aslında temel sorun şu; işe başlamak zor değil, (anneler bin kaplan gücünde her işe yetişir) temel sorun bebeğimden ayrı kalmayı istemeyip ama bir yandan da çalışmamayı hiç düşünmemem. Yani hem çalışmak-üretmek-faydalı olmak, hem bebeğimin büyümesini adım adım görmek. Tam anlatabildim mi bilemiyorum, fazla da zaman yok aslında anlatmaya...
***
Hah! buldum tek derdim zaman...
Şu geçirdiğim iki aylık süreç, hayatımın en en en güzel zamanıydı. Evimde, oğlumla, kocamla, huzurla... Bir daha böylesi bir zamanı, bu kadar tadında, bu kadar huzurla yaşayabilir miyiz? Dakikaları saymıyordum, bir gözüm saatte değildi, anı doya doya yaşamıştım.
***
Dün-bugün öğrendiğim tek şey ayrılık ve birleşmelerin zamanla ilgisi.
"Şu kadar dakika sonra çıkmam lazım" "Şu kadar kaldı eve dönmeye" "Ada'ya kavuşmama şu kadar saat var"...
***
Akrep ve yelkovansız hayatım ne güzeldi.
***
ps:belki bu yazıyı da silerim, belki de silmem. Tek bildiğim; işe dönmek kolay, bebeğimden ayrı kalmak zor...

5 Haziran 2009 Cuma

pazartesi iş başı!

Bazıları için hafta bitti, mesai çoktan sona erdi.
Hafta sonunun tatlı mahmurluğu başladı.
...
Benim için;
Çalışmıyor olduğum, doğum iznimin son hafta içi günü de sona erdi.
Pazartesi iş başı!
Bir tuhafım, hem üzgünüm hem değilim...
Bilemiyorum, pek düşünmek istemiyorum.
Avutucu şeyler var, yaz tatili yakın mesela...
Yine de bir tuhafım işte...
:(

27 Mayıs 2009 Çarşamba

İşe dönmek/Genel Prova

Şimdiiiiii...

Tiyatroda genel prova oyun gibidir. Oyun neyse odur genel prova. Ses-ışık-oyunculuklar... Oyun gibi derken gerçek olmasını ya da gerçeklik ciddiyetinde algılanmasını kastediyorum. Oyuncular "oh provadayız nasıl olsa, hata yapabiliriz" demezler, bilerek ve isteyerek en ciddi, en eleştirel arkadaşlarını çağırırlar, o arkadaşlar seyirci gibi binaya girer, yerleşir, yer göstericiler onlara da yer gösterir, broşür dağıtılır felan... Oyunla tek farkı ikinci seyirci blogunun orada asistanlarıyla oturan, yeşil lambasının altında bir notlarına bir sahneye bakan, bunları yaparken asistanlarına durmadan bir şeyleri not ettiren ve bolca sigara tüttüren yönetmenin varlığıdır. Ben dün kendi işe başlama genel provamın hem oyuncusu hem yönetmeni oldum. Nasıl mı?

İşokulda bişiibişiiilerin çocuklara anlatılması ve tanıtılması gerekiyordu ve bensiz olmadı. (Aslında olurdu) Neyseeeeee... Peki geleceğim dedim ancak aldı beni bir telaş.
İki neden var;
  1. Sevgilinin o gün tiyatroda provası var ve sabah gidecek akşam gelecek :( Ada'ya babaannesi bakacak, anneannesi destek kuvvet olamayacak çünkü o da hastaneye gidecek... Babaanne için de ilk uzun başbaşa kalma deneyimi olacak... Ve ben oğlumdan ilk kez bu kadar uzun süre ayrılacağım...
  2. İnsan içine çıkmaya ve o kalabalık insan topluluğuna Ada'yı, olanları, neden nasılları anlatmaya hazır mıyım? Sosyalleşmek nasıl olacak? Bir anda o eski halime dönebilecek miyim? Ne giyeceğim offff...
Sevgilinin provası iptal oldu önce :) Sonra ben alışverişe çıkıp şöyle işokulda giyebileceğim yazlık ve bedenime uygun bir şeyler aradım. Mesela MNG pantolon bedenim 46 olmuş...:( Oysa ben eskiden 42 bedenlerine sığardım...:( Neyse sonunda siyah bir etek, bir ayakkabı ve krem bir pantolon aldım... (Bu alışveriş için iki kez dışarı çıktım, ilkinde deneyip hiçbir şey almadım moralim çok bozuktu, ikinci gün kilolarımı kabul ederek giysileri satın aldım)

Kostümler hazır yani :) Şimdi oyuncuya geçelim...

Sabah erken kalktım, Ada'cım sağolsun her zamankinden fazla uyudu ama uyandığında gördük ki çişler bezleri de aşmış yataklara taşmış :) Yatak silindi ve kurumak üzere balkona çıkartıldı. Ada temizlendi ve yine uyudu, bende son bir kez maillerime baktım, hazırlamam gerekenleri yaptım vs... Tam çıkacağım oğluş uyandı, parfüm sürme gafletinde bulunduğumdan emzirmek istemedim ve sütümü sağdım, bir yandan mama hazırladım. İki biberonu da babanın baş ucuna koydum, bu arada Ada'nın altını temizleyen babası eyvah dedi, tipik... Yine bir temizlik ama o da ne, bir kez daha etraf ve üstbaşa çiş yapıldı. Veee üçüncüsü... İşe gitmemi istemiyor dedik, güldük. Son kez temizlendi, sütünü içmeye başladı ve ben bu iki tatlı sevgiliyi bırakıp evden dışarıya çıktım!

Ayakkabıyı biraz şık, hafif topuklu ve 41 numara seçmiştim. (Hamilelik öncesi 39 numara giyiyordum) Daha apartmandan inerken kendimi bu seçimimden dolayı tebrik ettim. Ayağım sokak köşesini dönünce acımaya, mahalleyi geçince zonklamaya başladı!!! Taksiye atladım ve sonunda işte işokuldaydım... Önce insankaynaklarına uğradım, canım arkadaşım B. gördüm, yeni doğum yapan insankaynakları müdürü E. ile bebekli yaşamı konuştum vs... Toplantı için az zamanım vardı koşa koşa odama çıkarken öğle teneffüsünde öğrencilerimle karşılaştım :) Hepsi çok şekerdi. Hocammm sesleri, sarılmalar, öpücükler... Toplantı için birkaç şeyi yazdırdım odamda ve öğle yemeği için çıktım. Ve her adım başı durmaktan ve birileriyle "sosyalleşmekten" yemeğe gidemedim!!! Yemekhanenin önünde en son Y. ile karşılaştık ve dakikalarca konuştuk... :) Konu sabit: Ada. Ne yapıyor, ne ediyor... Bu sohbet ikiye ayrılıyor, bir kısım insan Ada'yı gelip gördü, onlarla olan konuşmam daha çok gelişimi ile ilgili, bir kısım insan Ada'yı göremedi, onların soruları farklı oluyor :) Okul çok kalabalık, çok öğrenci, çok öğretmen var. Nerden bakılırsa bakılsın dün 35-40 öğretmenle konuşmuşumdur, kaç öğrencimle konuştum hatırlayamıyorum bile...

Sonra toplantı...

Toplantı sonrası eve açılan telefonla Ada'nın uyuduğunun öğrenilmesi ve arkadaşlarla bir çay içimi... Sonra bir taksi daha ve koştura koştura eve dönüş. Kırmızı ve yara bere içindeki ayaklardan bahsetmiyorum :(

Oğlum uyanmış beni bekliyordu. Bir banyonun ardından (sokağa çıkınca nedense kirlendiğimi hissettim) oğluma sarılmaca-emzirmece :)

Genel prova iyi geçti, yönetmen oyunu beğendi ama oyuncu huzursuz. Oyununu tam olarak sindiremedi içine. Oğlunu bırakmak, oğlundan ayrı kalmak biraz üzdü onu. Ama alışacak ve bu oyun çok yakında her gün perde açacak...