24 Haziran 2015 Çarşamba

Ada 1 oluyor.

İnanamıyorum ama Ada resmen 1. sınıfa geçti.
Bu yıl Hazırlık sınıfını tamamladı ve 31 Ağustos günü 1. sınıfa başlayacak.
Hala inanamıyorum.

Bu yıl Ada benimle aynı okula geldi.
Ben öğretmendim, o öğrenci.
Aynı servise binip ayrı binalara girdik. 
Ada'mın şansına hazırlık seviyesinin en iyi anlaştığım insanı, boncuk arkadaşım öğretmeni oldu. Kendisi kadar kuduruk öğretmeni ile çok iyi anlaştılar. Seviye danışmanımız da melek gibiydi, çok yardımcı oldu bize.

Ada ilk zamanlar suskundu. Derslerin %80'i İngilizce yapılıyordu ve Ada biraz sünger çocuklardan. Sonra bir açıldı pir açıldı. Sınıfını ve dersine giren üç sınıf öğretmenini de çok sevdi. Kafkas dansına başladı ve çok mutlu oldu. Yüzme/Resim/Müzik/Satranç öğretmenleriyle çok iyi anlaştı, çok sevdi. Kısaca; okulu sevdi. Ama bu cümleden bayıldığı hadi okula gidelim yaşasın dediği de çıkartılmasın :) Hiç huysuzluk yapmadı, itiraz etmedi. İlk dönem anne-baba ayrılığı ile ilgili küçük sıkıntıları oldu. Onu da aştık çok şükür. 

İlk zamanlar beni okulun çeşitli yerlerinde görünce "anneeee" diye koşar gelir mi filan diye azıcık endişe ettim. Diğer arkadaşlarının anneleri yok yanlarında sonuçta ama hiç bakmadı bile suratıma. Sınıf arkadaşlarının Ada'nın anneeesiiii, Filiz Öğretmennnnnimizzzz diyerek koşup gelip sevgi gösterileri yapmalarına bile aldırış etmedi. Bir keresinde;

- Ada'cığım, zaman zaman sınıfınızın oraya gelebilirim. Okul benim işim biliyorsun.
- İş mi? 
- Evet bir iş. Çalışıp para kazanıyorum ben orada.
-Okula geldiğin için para mı veriyorlar sana?
-Evet???
-Bize niye vermiyorlar?
-!!!!!????? (çocuk haklı bence)

gibi bir diyalog bile geçti aramızda...

Kalem tutmayı, resim yapmayı bilmeyen/sevmeyen oğlum harika (bana göre tabe) resim yapmaya en önemlisi resmi sevmeye başladı. Bir evvelki okulunda azıcık da olsa İngilizce dersi gören oğlum şakır şakır İngilizce konuşmaya başladı (hazırlık sınıfı ölçütünde tabe) yüzmekten korkan oğlum havuzu sever oldu, yemek konusunda direnç gösteren oğlum tabağındaki her şeyi bitirmeye başladı (sadece okulda ama) serviste kendinden büyüklerle konuşmaya çekinen oğlum herkesle ahbap oldu. Örnekler çok... Büyüdü. Kocaman bir yüreği vardı zaten. Sadece çekinirdi yabancılardan, kendini açamazdı. Şimdi kocaman yürekli ve daha iyi iletişim kuran bi minnok oldu. 

Seneye 1. sınıf!
Okuma-Yazma-El yazısı-daha ciddi matematik gibi şeyler bekliyor bizi.
Hem oyyy nasıl olacak yawww diye düşünüyorum hem de olur yafff diye kendime gaz veriyorum.
Bu gazın bir nedeni de benim ödev/öğrenme gibi konulardaki sabırsızlığım.
Kendime de bu yaz bi ödev verdim. 
Daha sabırlı bi insan olmaya gayret edicimmm.
Olabilir miyim bilmiyorum ama gayret edicim yavrum.

F. 

22 Haziran 2015 Pazartesi

Baba'lık

Anneler Günü'nden sonraki yazım Babalar Günü'ne denk geldi.

Aslında ben böyle günleri pek sevemedim. Bazen yapılan paylaşımlara bakıp "bööğ" diyesim bile geliyor. Neyse, Babalar Günü biraz daha az sevilen bi gün sanırım bu da Türk toplumunun Baba-Evlat ilişkisindeki sınırlarından kaynaklı. 

Babalar daha az sevdiğini gösterirdi ya hani, ondan sebep.

Çok şükür yeni babalar sevdiğini de sevmediğini de açık ediyor.

Baba olarak ilk tanıdığım insan elbette kendi babam. Mayhoşlu bir insandır kendisi. Zordur. Çeşitli huyları zorlukları vardır. Yediği içtiği giydiği vs. (Allah aşkına babam pastacı idi. Sabah 3'te işe yani pastaneye takım elbise hatta cebinde mendille kim gider?) Tanıdığım en saygılı insandır. Sofra adabına, davranışlarına dikkat eder. Ağır abidir. Şahane insandır. Komiklikler yapar bazen. Keyifliyse çok tatlı bir arkadaştır. Çok yakışıklıdır (Kadir İnanır'a çok benzer, gençliğinde de Yeşilçam'dan film teklifi almış bir adamdan bahsediyorum. Genlerim babadan yaneee) 

Ben babamla aramı evlendikten sonra düzelttim. İlk gençliğin çatışmalarını bitirdik. Babamı daha çok sever oldum, o da bana sevdiğini daha çok gösterir oldu. Küçük bir kız gibi kucağına atlarım kimi kez, dizine yatarım, gıdıklarım...

Canım babam, sen benim için "sen" olduğun için çok kıymetlisin.
İyi ki babamsın.


İkinci baba da eski eşim. Ada'nın babası şahane bir babadır. Ada'ma o baktı. Ben çalıştım o evde oğluna baktı. Ada babasını çok seviyor. Çok anlaşıyor ve kuduruyorlar. Ayrılsak da her daim Ada için biriz biz. Senin de babalar günün kutlu olsun S. Hala okuyorsan blogu...

Ada babasını çok seviyor.
Ben babamı çok seviyorum.
Yaşasın kendi gibi olan, evladını seven babalar.
Diğerlerine diyecek lafım yok.

F.