yabancı cisim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı cisim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2009 Pazar

anneeeee, burnuma uğur böceği soktum!!!



Cumartesi sabahı Deniz ve annesi Ö. kahvaltıya geldiler. Yedik, içtik, söyleştik, Ö. Ada'ya ben Deniz kızıma doyduk. Çocuklardan, eşlerden, hal ve gidişten konuştuk. Yedir, içir, uyut derken akşam oldu :) Deniz Sezar'la bol bol oynadı. Ö. kedilerden çok korkuyor, bize geldiğinde kediler veya biz bir odaya kapanıyoruz, ya da kapanıyorduk. Deniz kızımın kedi sevgisi annesinin korkusunu da bastırdı ve Ö. kedilerle aynı odada bir gün geçirdi. Sezar normalde sakin bir kedidir, gelenleri koklar sonra koltuklardan birinde uykuya gömülür. Oti biraz daha yaramazdır, gelenlerin çanta veya torbalarına girmeye çalışır, gelen kişi güzel kokuyorsa kucağına bile gider. Bu kez Oti yanımıza gelmek istemedi ve küçük odada uyudu. Sezar Deniz'le oynadı bolca. Ben de geleceği görür gibi oldum. Deniz'le Sezar'ın diyalogları;
- Sezaaaar, gel.
-.......................
- Anne, beni seviyo...
-......................
- Sezar, senin adın Deniz olsun.
-....................
- Sezar, seni çok seviyorum, senin için bi şarkı söyliycemmm (bir kız varmış...)
-...................
- Yat Sezar, seni seveceğim.
-...............
- Kuyruğunu çekince korkuyo!!!
-................
- Sezar, sen benim kedim ol.
- Eh giderken götürün o zaman (ben)
- Yok sizde kalsın!!! :)
Akşamüstü daha önce bahsettiğim Deniz bebeği ve ablası Nehir'i görmeye ve bir türlü veremediğimiz hediyelerini götürmeye niyet ettik. Düştük yollara, aslında ev yakın ama ben Ada'yı kucağımda götürmek gibi bir hata ettiğimden ağırlıklar fazlaydı :) Neyseeee, zili çaldık, epey sonra kapı açıldı, üç kat çıkıldı. Veee kapıyı Deniz bebekle annesi S. açtı. S. bir tuhaf... Nehir biz kapıyı çalarken;
- Annneeee, uğur böceğimi burnuma soktum
demiş!!! Babası baktı ki kocaman ve tahtadan uğur böceği burnunun derinliklerinde... Tokasının bir parçasıymış... Hepimizin yüreği küt küt... Nehir'in dünya umrunda değil Deniz'e bisiklete nasıl binileceğini anlatıyor. Güler misin ağlar mısın? Tam o sırada Deniz (büyük olan) hapşırmaya, bebek Deniz acıkıp ağlamaya başladı. Durum giderek traji komik bir hal alırken, annesi Deniz'i emzirmeye, ben burnundan uğur böceği çıkarılmaya çalışılan Nehir'i tutmaya çalıştım. Ada'yı da Ö. e verdik. Baktık burundan uğur böceği çıkmıyor, baba kız hastanenin yolunu tuttular. Tam bu sırada Deniz (büyük olan) salonun koltuk ve yerlerine ve annesinin üstüne çişini yaptı (hepsine ve eşit miktarda) aynı zamanda hapşırmaya devam etti, Ö. "valla sapasağlamdı, ay üşüttü mü, ne yapsak dağılsak mı" diye endişelenirken, ben Ada'ya mama vermeye çalışırken, bebek Deniz tekrar uyandı. Bu arada ben "ah başım ağrımaya, boğazım batmaya başladı" diye söylenmeye başladım... Hoh! yazarken bile yoruldum :) Neyse etraf ve üstbaş temizlendi, hastaneye gidenler arandı, acil doktoru çıkartamadığından KBB uzmanı gelecekmiş, onu bekliyorlarmış. Sonunda geldiler, uğur böceği ellerindeydi :) Nehir ve Deniz oynamaya, bebek Deniz uyumaya dalmışken biz de Ada'yla eve dönmek üzere çıktık. Yolda R. ve Ç. yı gördük, onlar da "acaba evdeler mi" diye düşünürlermiş meğer. Hep beraber eve girdik, Ada mamasını yedi, tam biterken yediği herşeyi ama herşeyi kustu, salon, mama sandalyesi, koltuk ve benim üstüm battı. Haydi temizlik, çamaşır makinesi çalıştırmaca, çay kahve ikramı, Ada'yı uyutma derken vakit epeyce geç oldu.
İşte böyle deli bir gündü dün.
Hepimiz iyi ve sağlıklıyız. Bu da böyle bir anı oldu bize :)