Hayvanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2010 Perşembe

Ada'nın dört ayaklı dostları

Ada ve Leyla. Leyla dünya tatlısı bir golden. Kedilere anne, çocuklara arkadaş...

Ada ve sokakta durdurup sevdiğimiz tatlılardan biri...

Ada ve Oti. Ada'nın sevgili dostu.

Son söz: Çocuklarımızın hayvanları sevmelerini sağlayalım, elbette sokaktaki her türlü hayvanı ellesinler, sevsinler diyemiyorum ama en azından saygı duysunlar hayvanlara.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Sevilmeyen deyimler ve sevilen kedi Oti


Geçenlerde Demet' in blogunda okumuştum. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik deyiminin aslında neyi kastettiğini... Bugün de ben benzer bir durum yaşadım. Ayşe ve ayşe ile mailleşirken "bir taşla iki kuş vuralım" felan dedim. Maili gönderdikten sonra düşündüm, ne fena bir deyim bu! Bir taşla iki kuş, bak bak bak!!! Ben de bu deyimi hayatımdan çıkarmaya karar verdim, tıpkı yüzerken ki kuyruk misali... Deyimlerimizde bile hayvan düşmanıyız, pes...

Neyseeeee...

Othello'mun doğumgünüsüydü iki gün önce. Dört yaşında koca delikanlı oldu Oti. Yaramazlıklar tam gaz devam. Sabah 5 suları acı acı miyavlamalar (sebebsiz yere), küçük odaya girmek için yırtınmalar, girince de çıkmak için bağırmalar, kapıya atlayıp açmalar, Sezar'la işbirliği (ki bu nadir bir olaydır) yapıp üçlü koltuğun kenarını kemirmeler, laptopun esc,f1 ve delete tuşlarını yerinden çıkartmalar, yine laptopun fanına popo dayayıp içeriye tüy kaçmasını sağlamalar, kendi mamasını yedikten sonra bir de Sezar'ın mamasını yemeler... Daha neler neler... Olsun varsın, seni çok seviyorum yaramaz oğlum... Sezar'ın doğumgününde nasıl başladığımızı anlatmıştık, peki Oti nasıl girdi hayatımıza;

Bir iş dönüşü Moda'da servisten indim, baktım caddede bir grup insan bir arabanın etrafında toplanmış, ellerinde siyah bir yavru. Meğer bütün gün araba motorunda sıkışmış kalmış kara kedicik, tüm gün bağırmaktan yorulmuş, halsiz. Kalabalık grup süt vermeye çalışıyor, "durun yavru kediye süt verilmez, ishal olur, illa verecekseniz su ve şeker karıştırın" sözlerime karşılık kalabalık biraz dağıldı "öyle içmez, şırınga bulun" kalabalık yerini tek tük insanlara bıraktı "kedi böyle mi tutulur canım" dediğimde en son kediyi bulan berber çırağı ve ben kalmıştık. Ben berber çırağına, çırak bana, kara kedicik ikimize baktı... "Haydi, gidiyoruz" berber çırağı sordu "Nereye abla?" nereye olacak bizim eve. Kedi hastanesi ve yoğunbakım olarak kullanılan küçük odaya :) Berber çırağı elimdeki torbaları ben kara kediciği taşıdım. Kapıyı açan sevgili çırak ve kedi ile eve gelmemi hiç yadırgamadı. Küçük kedicik, halsizliğini atana ve bir sahip bulana kadar bizimle kalacaktı. İşte tam dört sene oldu :) Adını Shakespeare'in mağripli kahramanı Othello'dan aldı, baktık söylemesi zor Oti olarak hafızalara yer etti. Şirinken Oti, kızgınken Othello olarak seslenmekteyiz kendisine :) Çok yaramaz çok! Sezar'ın tahtını salladı, tek başına mutlu mesut yaşayan Sezar'ımızı küçücük haline bakmadan dövmeye kalkıştı. Hala da sabahları bir posta Sezar'ı kovalar, durup dururken uyuyan Sezar'ı gidip rahatsız eder. Eh, yaramaz olacağı daha ilk gününden belliydi, gidip bir arabanın içine girmesinden :) Yine de seni seviyoruz yavrumuz, ikinci oğlumuz, kara maymunumuz.

not: fotoğrafta kemirdiği bölüme serilen örtü ve Oti görülebilir. Kendisinin şahane pozları olmakla birlikte bu aralar daha çok kudururken veya uyurken görülmektedir. Kudururken ki fotoğraflarında sadece siyah bir şey şeklinde çıktığından bu fotoyla idare edilmek istenmektedir. :) gözünün üstüne ne oldu diye sormayın, endişe etmeyin, tüm kedilerin göz-kulak arası tüyleri seyrektir, Oti simsiyah olduğundan fazlasıyla belli oluyor...

11 Eylül 2009 Cuma

Selden kurtuldular, yuva arıyorlar...



Çamur içindeki köpekleri, suda boğulmamaya çalışan atları, kazları, inekleri haberlerde seyrettikten sonra sevgili arkadaşım S. den gelen bir maili paylaşmak istedim... Belki bu blogu okuyanlar arasında, onların arkadaşları arasında bu köpekleri sahiplenmek isteyenler olabilir. Maili yazılı hanımefendiyi tanımıyorum, bana gelen mailde telefonu da yazmaktaydı, ilgilenenler olursa mail atabilirim.

Ekte fotograflari gorulen kopecikler, sel sirasinda harap olan Bahcesehir Barinagi'ndan kurtarildilar. Simdi yuva ariyorlar. Biri 1, digeri 3 yasinda diye tahmin ediliyor. Lutfen listenizle paylasarak kendilerine ev bulmalarına yardım edin.

İletisim icin: Mine Saracoglu

mine.saracoglu@hotmail.com


20 Ağustos 2009 Perşembe

Pet shoplara hayır!

Büyük alışveriş merkezlerinin hemen hemen hepsinde pet shoplar var... Bu mağazaların vitrinlerine yapışmış hayvanları seyreden, onları satın almak için ısrar eden çocuklar, sevgililerine, eşlerine yıldönümlerinde "hayvan" alan yetişkinler var... Bu oyuna gelmeyin, pet shoplardan kedi, köpek, kuş, yılan, tavşan almayın... Küçücük kafeslerde yaşayan ve birer vitrin malzemesi haline gelen bu hayvanları gördükçe çok üzülüyorum. Büyük çoğunluğu henüz anne altındayken (emme dönemindeyken) pet shoplara getiriliyor, yeterince "sevimli" olmayıp satılmazlarsa, büyüdüklerinde onları kimseler almıyor, herkes "sevimli ve minik pet" sahibi olmak istiyor. Özellikle köpekler büyüdüklerinde hele de dişilerse satın alınma oranları çok düşüyor. O hayvanlara ne oluyor acaba?

Pet shoplarda satılan hayvanlar hastalıklara çok çabuk yakalanıyor, bazıları gittikleri evlerde melek oluyor... Özellikle köpekler büyüyüp cüsseleri ve dışarı çıkma zorunlukları nedeniyle bazı insanlar için "işkence" haline geldiklerinde, o köpekcikler bir anda kendilerini sokakta buluyorlar...

Bir hayvanla evi paylaşmak sadece evi değil hayatı paylaşmak güç ve aynı oranda muhteşem bir deneyimdir. Eğer hala bir hayvanla yaşamak istiyorsanız, barınaklardan veya sokaktan yaşam arkadaşınızı bulmak çok daha güzel, çok daha yararlı olacaktır...

afiş: www.haytap.org

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Kedilere, köpeklere, kuşlara su verelim...


Ne sıcak bir gündü!
İstanbul yanıyor adeta.
Buzdolabının yanından ayrılamıyorum. Bolca su içiyorum.
Peki ya kediler, köpekler, kuşlar?
Bu kurak havada onlar nereden su bulacaklar?
Biz yardım edeceğiz. Bir yoğurt kabına hergün tazeleyerek koyacağınız su pek çok hayvanın hayatını kurtarabilir. Sokaklarda görüp pek çok insanın "uyuz" bulduğu bir deri bir kemik kedişlerin bir çoğu su kaybı yüzünden ölüyor. Tıpkı bizim gibi hayvanlarında suya ihtiyaçları var. Her gün bir kap su.
Apartmanın önüne, balkona...
İnsanlar devirse de ne bu canım deyip gülse de her gün bir kap su...

27 Haziran 2009 Cumartesi

Yavru Martı ve Kahraman Koca...

Ben martıları çok severim. En üst katta ve denize yakın bir apartmanda oturduğumuzdan martılarımız hiç eksik olmaz, sesleri her daim bizimledir. Karşı apartmanların çatılarındaki yavru martıların büyümelerini de sevinçle seyrederiz.

Dün Ada, ben ve babası babaanneye akşam yemeğine gidiyorduk, sevgili apartman kapısına gelince duraladı çünkü apartmanda yavru bir martı vardı. Ne yapsak ne etsek dedik ve veterinerimiz canım arkadaşım G. i aradık. Yakalayın ve çatıya koyun dedi, ama nasıl? Bu sırada Ada'yı halası aldı, ben sevgili ve martı ne yapacağımızı düşündük... Çatıya çıkamazdık, en üst kattaki komşu tatildeydi... Ne yapsak derken babaannemiz ben beslerim onu apartmanda, zaten kimse yok herkes tatilde dedi. Peki dedik... Bir süre sonra alt komşunun martıyı uçurduğunu görmüş babaannemiz. Uçmuş dedik ve sevindik. Bu akşam saat 23.30 civarı yine babaannemizden geri geliyorduk ki bu sefer başka bir yavru ve bizim apartmanın önünde... Ne yapsak ne etsek dedik. Ada'yı yatağına yatırdık, karşı apartman komşularımız martının çevresini saran kedileri kovalarken sevgili "ben bunu çatıya koyacağım" dedi... O sırada bizim kedişlerin kutusu geldi aklıma. Sevgili ile aşağıya indik, yavru martı yan apartmanın altındaki internet kafeye oradan da arka bahçeye gitmiş, bahçe kedi kaynıyor! Sevgili akıllıca hamlelerle martıyı yakaladı, internet cafeciden rica ettim bizimle geldi, zira sevgili çatıya çıkmak için eski bir merdiven ve incecik bir dolap çıkartmıştı. İnternet cafeci sevgiliyi tuttu, sevgili martıyı önce simsiyah tozlu çatı arasına oradan da çatıya koydu. Rahat bir nefes aldık... Dünkü yavruya birşey yapamamış olmak meğer ikimizi de çok üzmüş, bu yavruyu koyunca pek sevindik. :)

Yavru kurtuldu, umarız en kısa zamanda uçmayı öğrenir...