24 Ocak 2011 Pazartesi

anısına...

18 yıl olmuş...

18 yıl önce bugün doğanlar Haziran ayında oy kullanacaklar.

Umutluyum.

Yine de...

Her şeye rağmen...

18 Ocak 2011 Salı

anısına...


GÜVERCİN
bir daha açar mı karanfil korkusuz

bir daha uçar mı güvercin şehirde

yalancı güneşli bir ocak

mübarek cuma gününde

gitti cancağızım gitti

bitti son İstanbul

kaldırımlar zabıt tuttu

hepimiz şahidiz

her yer tetikti

bir daha yazar mı kalem kanaya kanaya

kağıdı da kan tutar mı ağaç değil mi soyu

ağla doyasıya ağla

aynı denizde çoğalır yüreğin öz suyu

sen de çekip gitme

dayan be umudum

dön gel...

meydan okur hayat

pabuç bırakmaz ölüme

dön gel...


S. Aksu

*Geçen yılki yazıyı kopyaladım, insan böylesi zamanlarda, en çok konuşması gereken anlarda, konuşamıyor, susuyor... demişim geçen yıl. Üç senedir aynı yazıyı yayınlıyorum, üç senedir herşey aynı, değişen bir şey yok. geriye giden bir şeyler var...

12 Ocak 2011 Çarşamba

Anne dedi...

Ada dün akşam ilk kez Anne dedi. Nasıl?

Bu aralar en sevdiği oyun saklambaç. Halası ile oynamaya bayılıyor, halası da Ada'nın en iyi oyun arkadaşı, oflamadan puflamadan oynuyor işten geç ve yorgun geldiği halde. Kendisini bir kez de huzurlarınızda tebrik ediyorum :) Neyse, Ada ve halası gözlerini kapatıyor, ona kadar sayıyor ben saklanıyorum. Büyük bir heyecan ve mutlulukla beni arıyor. Bu sırada halası "Annee de Ada'cığım" dedi ve Ada'nın ağzından ilk anneeeee çıktı. Ben de saklandığım yerden çıktım, sarıldık. Sonra tekrar ve tekrar saklandım, her seferinde anneee dedi. Oyun bitti tekrar abla oldum! Olsun, bir kere dedi ya, devamı da gelir herhalde.

Çok mesudum blog!

:)

8 Ocak 2011 Cumartesi

Tiyatroya gittik.

Evet, evet biz tiyatroya gittik. Sorsalar 2,5-3 yaşından önce tiyatro mu olur canım derdim ama gittik valla. Babanın oyunu yakına gelince, biz de deneyelim mi dedik, seyretmezse çıkarız diye köşe koltuğu seçtik :) Önce kulise gittik, ablaları abileri gördük, kuaför saç yaparken muzumuzu yedik, ortamı kesip kimselere gülücük vermedik :) Sonra seyirci koltuklarına oturduk, söylememe gerek yok ama en küçük seyirci Ada'ydı :) Oyunu baştan sona büyük bir ilgi ile seyretti Ada, hiç sıkılmadı, mızıldanmadı. Beni de şaşırttı, ben bir on dakika seyreder çıkarız diye düşünmüştüm. Oyun bitti ve Ada ağlamaya başladı perde kapanırken... Bitmesin istedi. Tekrar kulise gittik, abi ve ablaları tebrik ettik :) Babamızı da aldık çıktık.

:)

27 Mart doğumlu bir bebenin tiyatroyu sevmemesi düşünülemez değil mi ama?

7 Ocak 2011 Cuma

ÇOOOOK MUTLUYUM

Bu sabah radyoda 9 haberlerinde şunu duydum: ERKEN DOĞUM YAPAN ANNELERİN DOĞUM ÖNÜ İZİNLERİ ARTIK DOĞUM SONRASINA EKLENECEK. Nasıl mutlu oldum anlatamam, arabayı sağa çekip kolbastı yapasım geldi :) Haberi dinledikçe sevinç gözyaşları süzüldü tombik yanaklarıma :) Ben bilirim erken doğum yapmanın ne demek olduğunu, ben bilirim henüz daha mini mini bebeni bırakıp işe dönmenin ne demek olduğunu... Ada erken doğdu ama boy ve kilo açısından normal bebeklerden bir farkı yoktu, küvözde çok az kaldı. Ama erken doğdu, bir şeyi mi var, eksiği mi var, ne olacak şimdi sorularıyla geçen saatleri, emin olana kadar çekilen çileyi ben bilirim. Doğum yaptığım gün başka bebeklerde vardı annesine kavuşan, kimi 900 gramdı, evet 900 gram... Sonradan o anneyle doktor kapısında da karşılaştık, ben doğumdan 3 gün sonra Ada'yı muayeneye getirmiştim, o ise doktora çocuğunun durumunu soruyordu, o bebek küvözdeydi. Canım benim, iyidir umarım, sağlıklı ve mutludur...
ÇOK MUTLUYUM, ÇOK YAŞASIN ANNELER VE BEBELER. EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜRLER...

5 Ocak 2011 Çarşamba

Bu aralar

not etmem gerek;
  • geçen hafta çişinin geldiğini söyledi.
  • ci ci (civciv) bempe (pembe) sözcüklerini dün öğrendi.
  • en sevdiği şarkı "kurufasülyaaa iki buçuk lira"
  • en sevdiği kitap Aydaki Adam (Bob) ve Pisi kedi serisinden Sarılalım sıkı sıkı. Bu ikisini okumadan uyumuyor.
  • en sevdiği hayvan hala Oti :)
  • kuş, karga, kedi, aslan, noel baba, otoparkçı, eskici ve simitçi seslerini taklit edebiliyor.
  • en sevdiği oyun saklambaç (halası ile)
  • bana sarıldığında muhakkak sırtıma pıtı pıtı vuruyor (bayılıyorum)
  • öpülmeyi sevmiyor ama uzaktan öpücük gönderiyor durup dururken :)

Neler demişim...