
24 Kasım 2010 Çarşamba
öğretmenim canım benim

22 Kasım 2010 Pazartesi
tatil raporu
Tatilde neler yaptık?
cumartesi: Can dostlarım Zeyno ve Demet geldiler. Yaşasın teyzeler...
pazar: Annemlerde kahvaltı :)
pazartesi: Londra'dan Ela geldiiii :) Can kuzimin 5 aylık minik kızı Ela ile Ada tanıştılar sonunda. Tüm kuzenler bizde toplandık, yedik içtik güldük :)
salı: Anneanne, dede eli öpüldü, amca ve halaya ziyaretler. Ela ile yeniden buluştuk :)
çarşamba: Dedemizin mezarına ziyaret, Gebze gezmeleri, Tuzla'da yemek, akşamüstü anneannede çay keyfi.
perşembe: Çengelköy. B&B çiftinin yeni köpekleri Asya'yı sevmeler :)
cuma: 40'ı çıkan Kerem bebek bize geldi, el öpüldü, yumurta ve şeker paketlendi, un kafaya sürüldü.
cumartesi: Posido'lara gidiş, oyunlar, eğlenceler...
pazar: Anneannede kahvaltı, misafir çocuklarla oyunlar, akşam babaannede akşam yemeği.
Çok güzeldi çok. Darısı sömestre tatiline :)
11 Kasım 2010 Perşembe
yazmayalı neler oldu, oluyor...
- Ada, çevresinde gördüğü tüm kadınlara "apa" demeye başladı. (Ben, babaanne, hala, anneanne, teyze)
- Uyku düzenimiz ile hava atarken gümledik. Yine uykusuz her geceeee şarkısını dinler olduk!!!
- Bugün ilk kez "seda" dedi. (halamız)
- Plastik gitara yüz çeviriyor ama vuvuzelaya bayılıyor.
- İlk ingilizce sözcüğünü öğrendi. Up diyorum ap diyor ve ellerini kaldırıyor. (Yemek yemediği sırada aklıma böyle bir oyun gelmişti, yoksam ingilizce konuşmuyoruz bebemizle)
- Baban nasıl traş oluyor diyoruz, gösteriyor.
- İlk diş fırçamızı edindik. Lakin halıları fırçalamaktan başka bir işe yaramadı.
3 Kasım 2010 Çarşamba
Ada'nın altın bilezikleri
1. Meslek: Eskicilik. Evet, çocuğum evde kafasına geçirdiği oyuncakları (tavır simitçi tavrı yani) eskiciiiiiii diye geziyor. Sanırım çocuğum eskici olabilir. Ses ve duruş mükemmel, bizim evden de satacak milyonlarca eski zımbırtı bulabileceğine göre Ada eskici olabilir. Sermaye de bizden :)
2. Meslek: Otoparkçılık. Babaannesinin evin tam karşısında küçük bir otopark var, Ada camdan dışarıya bakmaya bayılıyor bebekliğinden beri, baka baka öğrenmiş. Gel, gel diyor ve eliyle otoparkçıların park edenlere yaptıkları el kol işaretlerini taklit ediyor. Ses ve duruş yine mükemmel, otoparkçı da olabilir.
3. Meslek: Temizlikçilik. Islak mendille evinizi siler paraltır. Toz alır. Temizliğe ıslak mendille devam ederse batarız o ayrı...
Elbette bu mesleklerden birini seçmeyecek, elbette komiklik olsun diye yazıyorum ama biz büyükler farkında mıyız bilemiyorum, bir çocuk doğar doğmaz;
ellerini sımsıkı tutuyor cimri olacak, parmakları uzun piyanist olacak (her parmağı uzun olan piyanist olsaydı ne güzel memleket olurduk), uzun boylu basketçi olacak, kafası büyük akıllı olacak vb... cümleler kurmaya bayılıyoruz. Hepimiz duvara resim yaptık küçükken hiçbirimiz ressam olmadık... İnsanları kalıplarla algılamaya o kadar alışmışız ki, küçücük bir bebeği bile hemen o kalıplara sokmaya çalışıyoruz. Bu belki kötü bir şey değil, belki de kötü bilemiyorum. Yazarken aklıma gelenler bunlar. Mesela "sanatçı" olmak hem özenilen, hem de kötülenen bir şeydir ülkemizde. Sanatçılar, ciddi olmamakla, alkolizmle, savurgan bir yaşamla özdeşleştirilmiştir. Oysa durum sanılanın tam aksidir.
işte böyle, yazarken yazarken aklıma gelenler. bir nevi monolog.
:)
2 Kasım 2010 Salı
Yeliz'in mimleri
İlk soru; Ada için fazladan 10.000 TL olsaydı ne yapardın?
Evet. Kesinlikle. Ada için düzenlediğim iki küçük defterim de oldu. Süt, mama durumlarını yazdığım, kilo artışını not ettiğim ilk aylar defteri de denilebilir buna. Sonradan babasıyla birlikte ona hissettiklerimizi, güne dair önemli şeyleri not almaya başladık. İki küçük deftercik sonradan unutuldu. Blogumun Ada hakkında olan kısımlarını bir şekilde print etmeyi ve ona bir hatıra bırakmayı istiyorum ama. Bir de evlenirken kalın bir defter alıp misafirlerimizin bizim için bir kaç satır yazmalarını istemiştik, o defterin devamını Ada doğunca kullandık. 7 yıl sonra aynı insanlar, aynı deftere bu kez Ada için yazdılar. :)
2. Blog yazarlığı ebeveynlik tarzınızı etkiliyor mu? Nasıl?
3. Anne-baba-çocuk blogları blog dünyasını etkiliyor mu? Nasıl?
Blog dünyasında epey bir yer tuttukları kesin ama "blog dünyası" nasıl bir şey bilmiyorum. Ama reklam verenleri veya bebek ürünleri satanları etkilediği kesin.
4. Çocuk büyütmekle ilgili olarak, bloglar olmasaydı kesinlikle farklı davranırdım dediğiniz bir şey var mı?
Okuduğum kitaplar, ilk günlerdeki süt çaresizliğim ve bazen de oyuncak seçimi konusunda ciddi fikir sahibi oldum bloglar konusunda. Özellikle süt konusunu bloglar olmasaydı belki de daha acı yaşayabilirdim. Zira süt mafyası her yerdeydi o günlerde :)
5. Anne baba olmak meslek mi yoksa üstlendiğiniz toplumsal rollerden biri mi?
Bir meslek değil, çünkü insan mesleğinden vazgeçebilir bir gün. Toplumsal rol konusuna kısmen katılıyorum, anne olmak diye bir şey var, bir başkasının gözünde anne olmak. İşte bu anne olmak, öğretmen olmak, sanatçı olmak gibi bir şey. Toplumun yüklediği bazı anlamlar var, bazı davranış kalıpları var. O kalıplara da zaman zaman giriyor insan. Benim için annelik harika bir deneyim, her gün yeniden ve yeniden başlıyor.
6. Anne baba çocuk blogları babaları nasıl etkiliyor?
Ada'nın babası da blog okur. Epey etkili oluyor. Özellikle ilk 12 ay, gelişimi, kilo alımı gibi konularda epey araştırmacı bir kişilik sergilemişti babamız :)
7. Bloglar yolu ile gerçekleşen bilgi ve deneyim aktarımı büyükanne-büyükbabaların bilgi ve deneyimlerini değersizleştiriyor mu?
Hem evet, hem de hayır. Örneğin annem bebek bakımı konusunda çok tecrübelidir, ancak onun da benden öğrendiği şeyler oldu. Tamamen değersizleştirmedi ama onların da yenilenmesine yardım etti bence.
8. Anne baba çocuk blogları söz konusu olduğunda blog yazmayı daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?
Ada'dan önce de blog yazıyordum. Kendim için, öylesine. Okuyucum yoktu. Kendime ait bir alandı. Ada'ya dair ilk bilgi 20 haftalıkken yazılmış "hamileyim" notu ile başladı. Hamileliğimde de çok az şey yazdım. Ada doğunca blog zamanla çocuk blogu gibi bir şekil aldı. Gündemde o vardı çünkü, bazen Ada ile ilgili bazen kendimle ilgili şeyler yazıyorum şimdilerde. Daha ne kadar yazarım? Kafamda bir süre belirlemedim, düzenli-tertipli bir şekilde yazmadığım, sürekli bir okuyucuya aynı şekilde seslenmediğim için yıllarca yazarım diyorum. Diğer şekil, hani köşe yazarlığı gibi olan, sürekli güncellenen, sürekli okuyucu kitlesi olan blogları çok seviyorum, çok okuyorum ama ben yapmıyorum.
9. Yazdığınız blog kapansa veya kapatılsa blog yoluyla kurduğunuz sosyal ilişkiler devam eder mi?
Evet eder. Mail veya telefon yoluyla da olsa eder. Bloglardan tanıdığım, tanıştığım arkadaşlarımı çok seviyorum. Çok sık görüşemesek de, orda bir bloger var uzaktaaaaa :)