15 Aralık 2012 Cumartesi

bu aralar


bu aralar;

dil=pabuç

artık tiyatrodan korkmuyor :)


kankası denizle kedi oynatıyorlar.



el ayak hastalığı diye bir nane varmış. geldi buldu. 1 hafta süren döküntü sonunda normale döndü. şükürler olsun kolay atlattık.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Kedişler

Bu merkür retrosu mudur nedir bizim kedişlere yaramadı be blog.

Önceliklen sezarcığım 1 numero oğlum açıkta duran 1,5 metrelik nakış ipimi yedi. Kendisini bilen bilir ipçildir. Otçul etçil ipçil... Daha minnak bir bebeyken sırt çantamın halatımsı ipini yutmuşluğu aradan bir yıl geçmeden de lastik tokamı yemişliği vardır. Hal böyle olunca ipli saçaklı her bişeyi kaldırmıştık. Neyse ipi doğal yollardan çıkarttı ama o çıkartana kadar ya çıkartamazsa diye kafayı yedim.

Sonradan 2 numerolu oğlum oti idrar yolu enfeksiyonu oldu. Durmadan yalanmasından ve miyavlamasından şıp diye anladık. Sezar da aynı hastalığı yaşadığından bu zamazingoyu önleyen mama kullanıyorduk. Can dostum ve veterinerim gülfemcim hemen arandı. Oti serum vs. alması gerektiğinden 3 gün onda kaldı. Eve döndüğünde onu en çok Ada özlemişti elbette. İlaç vs gerekli tedavi evde devam etti ama bu sefer de ishal oldu. İlaç yapmış :( şimdi de ishal tedavisi oluyor. Toparladı gibi.

Ada'nın oti ile sohbeti şöyle:

Ada: oti sen hasta oldun 
Oti:........…
Ada: ilaç içtin iyileştin ama değil mi?
Oti:.............
Ada: evet desene oğlum

:)))


5 Kasım 2012 Pazartesi

Tarihe not

1 Kasım Perşembe günü canım arkadaşım Selvin'in kızı Talya Nil doğdu. Ada'ya bir arkadaş, bir kardeş daha geldi. Hemen gidip gördüm, pammık gibi bi şey, minik, kırmızı ve çok şeker. Sağlıkla mutlulukla büyüsün yavru.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Bayram da gecti...

Bir bayram tatili daha bitti sevgili blog.

Aslinda onemli bi siii yapmadik. Ailesel takildik. Arife gunu evde temizlik yaptim, kocanin provasi vardi. İlk gun sabah kayinvaldemgile sonra da annemgile gittik. Aksam da kardescagzimin evinde pizza yedik :) ikinci gun alamanya ve london dolaylarindan gelen kuzenlerle annemgilde bulustuk. Babam yine super yemekler yapti biz de huplettik. Elos cok buyumus cok tatli bir kiz olmus. Ada genellikle uyudugundan pek oynayamadilar. 3. Gun bakirkoyde oturan yengemgile gittik. Kardes damat ve baba bostancidan biz ada'mla kadikoyden bindik denizotobusune. İnince bi park buldu hemen ada orda oynadi. Erkenden donduk. Aksamina ayse ve ayse ile bulusup cay ictik, iki lafin belini kirdik. Pazar gunu dinozorlara gitmek istedi ada tam kapidan ciktik ben gelmeyecegim banneme gidecegim dedi. Babaanneye paket ettik onu biz kari koca gezdik. Azcik alisveris azcik sergi filan. Karakoy Namli pek guselmis yahu. Tavsiye :)))

29 Ekimde okuluma gittim torenimizi yaptik pek sahane idi. Sonra aksam yuruyus... Bu kadar kalabalik hic gormemistim. Super oldu. Livaneli konseri ise harikaydi. Herkes birbirine gulumsuyordu. Eve dondugumde ayaklarim agriyordu ama cok mutluydum be blog.

İste boyle bir tatil daha bitti.

18 Ekim 2012 Perşembe

Bu aralar

Kardesim evlendi. Cok guzel bir gelin oldu, dugun nikah kina vs. cok guzel ve eglenceliydi.
İs bi ara sikinti verdi.
Kolumun agrisi yeniden basladi. Sinir sıkısmasi olayi devam... :(
Can deniz ve ada bulustu pur nese :)
Kerem 2 oldu. Can arkadasimin oglu benim yegenim tatli oglusum buyudu :)
Bi gereksiz sikinti geldi ustume.
Sezar ortada biraktigim nakis ipini yedi. Hem de 1.5 metre! Operasyona gerek kalmadan cikartti sonunda.
Haftasonu temiz hava bol gida alindi.
Fikirler hala yaziya dokulmedi.
Ada ateslendi. Bir gece acile bile gittik. Simdi iyi cok sukur.
Okula alisti gibi. Yine de her sabah "buyuk tatil ne zaman" diye soruyor ve ekliyor; ben okula gitmicem...
Tiyatro sezonu acildi ama hala bir oyuna gitmis degilim.
Can dostum balik kizi dogurdu doguracak, haftasonu onu da gorebildim. Hamile karnini sevip minnokun hareketlerini hissetmek iyi geldi.
Kendime bir dikis nakis odasi hazirlamak gibi fikirler ucusmaya basladi.
Tekrar diyete basladim. Tatli krizim tutmasa iyiyim. Fena gitmiyor sanirim azcik verdim... Hedefime daha dogrusu normal kiloma yaklasik 11 kg verince kavusacagim dusunurse daha epey yolum var.
Acilen spora da baslamaliyim. Boyun fitigim burdayim sinyali veriyor ara ara...
Son sozu ada soylesin ;
Ben: Ada meyve suyunu yemekten sonra icmelisin.
Ada: ama bu hic adil diiiil
:)))

Yani bir iyi bir nahos gunler yasandi bitti...

14 Ekim 2012 Pazar

Ada'dan inciler

Babası her sabah aglamasina anlam veremeyince;
-ada sen sabahlari neden agliyorsun?
-okulda mi evde mi?
-!!!!!


Soylenip duruyorum oram agridi buram tutuldu felan...
-anne spor yap iyi gelir
-!!!!!


Kendi kendine konusuyor hayal kuruyor
-buyuk deniz bize gelir, odada oyunlar oynariz, taksiye bineriz ikia'ya gideriz. Dur bakiym bi sey unuttum hah hatirladim yemek yeriz...


Arabada denizle oyuncak kavgasi sirasinda
- oyuncagimi birakmazsan disarda fena olur.!
-!!!!!

Otiye kizdim cunku yanindan gecerken cat diye kuvvetli bir tirmik atti. Soylenmeye basladim.
-oti yakinda dayak yiyeceksin
- anne bakayim.
-neye bakacaksin?
-dayak yemegine
-!!!!????:(((


Gecen gun otururken;
-anne benim kardesim olmayacak degil mi?
- olmayacak galiba. Kardes mi istiyorsun?
-hayir benim kardeslerim var. Kardes istemiyorum. Kerem can deniz benim kardeslerim...
-!!!!








30 Eylül 2012 Pazar

Yarin saat 14.00'te galatasaray lisesindeyiz

Söylenecek bir sey kalmadi. Yeter artik demek icin yarin bulusalim. 






3 Eylül 2012 Pazartesi

Ada'nın cicisi gelin oluyor.

Adanin cicisi evleniyor. Yani benim biricik kız kardeşim... O hala benim minik kızkardeşim belki ama yakinda evinin hanimi olacak. Düşündükçe ve hazırlıklar yoğunlastıkça anliyorum.  Hey gidi günler heyyyyy... İlkokulda benim niye kardesim yok isyaaaaan diyerek dünyaya gelisini sagladigim canim cadım yaklasik bir ay sonra  gelin olacak.  Umarim ve eminim her sey cok guzel olacak canimin ici coooooook mutlu olacak. Paşasini buldu  nihayetinde. Yine de minik bir burukluk yok degil icimde. O evin minigi o evimizin asi ruhu o evimizin ozgur vili'siydi. Ozgur vili olmaya devam edeceginden hic kuskum yok :) canim cici cooook mutlu ol hep o guzel yuzun gulsun e mi?          

Bazen kapalıdır

Ada konuşuyor

Ada, yaşıtlarına gore biraz (hatta epey) gec konustu. Hatta bu konuda bir ara -eyvah birseyler yapmali dusuncesi ile konusma terapistine gittik. 3 seans sonra terapistin bir seye yaramadigini fark ettik. (elbette bu bizim icin gecerli yoksa terapistlere inanmaktayim) akisina birakmaya karar verdigimiz an Ada konusmaya basladi. Ayni sey tuvalet egitimi icin de gecerliydi. Ada'ya sanirim 2 yasina dogru lazimlik alip denemistik. Fekat cis kaka diyemeyen yavruyu zorlamadik. 3 yas dogumgununde hala bezliydi. Mayis ayi gibi kitaplar dergiler ve gorseller esliginde tuvaleti nasil yapacagini anlattik. Bir haftaya kalmadan tuvalet olayi cozuldu. Ada'nin olayi sanirim bu; hazir olmak. O bir seylere hazir oldugunda biz de bunu anliyor ve harekete geciyoruz. 

Ada simdilerde okullu oldu. Gecen hafta 3 gün okula gitti. Ve okullu olur olmaz bilin bakali ne oldu? Tabii ki ateslendi burun akti vs... 30 Agustos ve ates sebebi ile 2 gün gidemedi okuluna. Bu yil hep guzel seyler olsun, okullar sevgi ile dolsun :))

Son bir söz;
-ada ogretmeninin adi ne?
-seeeeeennnn ( ogretmen adaşım) ;)))




29 Temmuz 2012 Pazar

Ada Bozcaada'da...

Temmuz ayi gelir gelmez bizi bir heyecan sarar. Adaya gitme vakti gelmistir. Yol guzeldir, ne de olsa adaya gidilmektedir. Canakkalede kahvalti molasi verilir, mis gibi memleket kokusu cigerlere cekilir. Adaya ayak basmamizi saglayacak feribota binildiginde artik heyecan doruktadir :) Ve guzel ada... Buzzzzz gibi suyu, serin aksamlari, leziz yemekleri... Pansiyondaki kucuk odamiz ve sokaktaki kosemiz :) her sey bir evvelki yilda biraktigimiz gibidir... Ada sevdamiz bitmez. Bu yilda cok guzel 12 gun gecirdik. Bir kisminda can arkadaslarim Ozlem ve Tubi esleriyle ve yavrulariyla gelerek bizi mesut bahtiyar eylediler :P Can, Deniz ve Ada cete kurmak, adadaki limonata stoklarini tuketmek ve gece uyumak konusunda aralarinda anlasarak sira olusturmak yoluyla! Eglenceli anilar yarattilar. Onlar gidince biraz sessizlestik... :( daha cok uyuduk denize aksamlari (6 da denize gidiyorduk bazen) gittik vs... Veeee adayi bayramda bir kez daha gelmek uzere terk ettik... Ada bozcaadayi cok seviyor. Boyle uzun ve sessiz kumsallar, boyle temiz bir deniz baska yer yok. Ben tatilde ic ice sezlong-kalabalik-muzik vs. Hoslanmiyorum. Daha cok emekli muallime hayati seviyorum. Plajda mumkunse kimse olmasin olursa da aramizda bi 5-10 metre olsun istiyorum. İnsanlarin konusmalarini degil denizin ve oglumun sesini duymak istiyorum. Bu nedenle ada bir cennet. Elbette ada da o eski ada degil. Her yil biraz daha kalabaliklasiyor. Ama yine de hic bir tesisin olmadigi koylari insanlarin daha az ragbet gosterdigi yerler... Ada kumsalda oynamaktan cok mutlu oldu. Deniz suyu sasirtacak dereced sicakti, pek denize girmediginden sorun yoktu bu konuda gerci :) bir kere kolluk ve simidini takip denize atlamasi yoluyla bizi hayrete dusurdu. Son gun yemek yerken besledigim anne kedi tarafindan tirmalanmamla bu yil ki kedi tirmigi vakasini da atlattim. Feribota dakikalar kala saglik ocagina gitsem mi asi olsam mi diye dusunurken koca kisisi "bi sey olmaz ya" dedi. Can dostum veterinerim gulfem de "asi olma bi sey olmaz" diyerek kocaya destek verdi. Garsonlarla kedinin saglik durumu hakkinda kisa bir hosbesten sonra kediyi ara sira gozlemlemesi icin esinakiye teslim ettim. Sonuc: kedi de ben de iyiyiz. Kudurmadik :))) Ada icin yemek vakti geldi... Devami aksama... Not: ipad marifeti ile yaziyorum turkce karakter ve yazim hatalari icin ozur diliyorummmmm ;(

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Yazmaya yazmaya yaz geldi...hatta geciyor.

Benim bir blogum vardi degil mi? Super bombastik fantastik yazilarla yakinda...

8 Şubat 2012 Çarşamba

hınhın mama


Ada bu akşam -pek çok akşam gibi- yemek yemedi. Akşam babaannesinden eve gelince -ve tahminimce acıkınca- oyuncak telefonunu eline aldı, büyük bir ciddiyetle tuşlara bastı. Telefonu kulağına götürüp;

- alooo, hınhın mama (motorla gelen yemeklerin genel adı) gell gelll...

böylelikle oğlum ilk yemek siparişini de verdi.

tarihe geçelim lütfen.

30 Ocak 2012 Pazartesi

ortaya karışık


Habire yazacağım diyen ve yazmayan blog sahibesi benim! Nedenlerim var; tembellik ve aşırı tembellik. Yoksam cepten her gün blogları takip ediyorum. Yaşasın telefon... Bi de tivitir sardı beni, oraya yazınca bloga iyice üşenir oldum... bozcaadalikedi adıyla fırt fırt yazan benim :)))

Bu aralar fizik tedavi oluyorum. Boyun fıtığı olmuşum. Nedeni bir hapşırık da olabilirmiş, ani bir fren de... Nedeni bence koltukta uyuyakalmak, spor yapmamak ve stress... Fizik biraz iyi geldi gibi ama sırt ağrılarım hala tam olarak geçmedi... umutluyum geçecek...

Ada oyun grubuna gidiyor ve çok memnun hayatından. Maşallah, biz de sevdik. Babası götürüp getiriyor. Canım kocam benim :) İki haftalık sömestre tatilince ben getirir götürürüm diyordum ki "fiziksel" şartlar engelledi. Yine de fizikten çıkıp son dakika okuldan almaya gidebildim bir kaç kez. İlk gün gittiğimde kapıyı açan öğretmen bana bakıp "buyrunnn" dedi. Kısaca; siz kimsiniz hayırdır??? manası taşıyordu :) Utanarak ben Ada'nın annesiyim dedim. Kadın ne yapsın, bir kere okul tanıtım gününe gitmiştim... Haaaaa! diyerek içeriye buyur edildim. Bir gün de fiziği kırdım oğlumu okula götürdüm, derslere girdim. O gün yeşil günüymüş, yeşil kavramını öğrendim oğlumla. bi süre yeşil bi şey görmesem iyi olur :)

Tatil tatlı. Bir haftası geçti bile. Haftayı okula giderek, gezerek, okuyarak, misafirliğe giderek, misafir kabul ederek ve eğlenerek geçirdik. Ev annesi olmak zormuş bu arada! Evde olup çocuk bakan annelere saygım bir kat daha arttı. Özellikle 3 yaşa yaklaşırken oyalamak-eğlemek epey zor.

Oğluşla aşkımız her gün büyüyor. sanki her gün bir öncekinden daha fazla seviyorum Ada'mı. Bir de 3 yaşa 2 kaldı... Ne de çabuk geçiyor günler.

Bebeler, hamileler, yeni doğum ve hamilelik planları sardı çevremi. Arkadaşlarım arasında hamile ve doğum haberleri artıyor. Sevindirik oluyorum, çoğalıyoruz, büyüyoruz :)))

öptük be blog!

foto: yazdan kalma bir günden. hadi be yaz... gel artık :)

Neler demişim...