komik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2009 Salı

Misafirler ve misafirlik

Müsaitseniz annem size gelicek zamanlarından beridir misafiri ve misafirliğe gitmeyi severim. Babamdan geçen huyum -başkalarının evinde pek yemek yiyememem- bile engel olamamıştır bu duruma. Ben zati misafirlikte doğmuşum, durun anlatayım bunu;

Yıl 78. Halam ve eniştem Esenler'de oturuyor, annem bana hamile. Babamla ziyarete gidiyorlar, halam "gelin bizde kalsın, biz getiririz" diyor. Babam eve dönüyor. Babam gidince anneme sancılar gelmeye başlıyor, annem henüz yeni gelin olmanın getirdiği sıkıntılar ve utangaçlıkla belli etmiyor, ev kalabalık başka birileri daha var, nihayet biri fark ediyor. Koşarak ebe çağırılıyor, ebe kapıda iki erkek görünce korkup gelmem diyor, ikna olup geldiğinde ben de geliyorum :) Ertesi sabah -telefon yok tabii- büyük kuzenim A. babama "Dayı, kızın oldu" dediğinde babam kısa süreli bir şok geçiriyor... :) Halamın evinde doğduğumdan yıllarca "bak sen burada doğdun, bu yatakta yattın" gibi şahane bilgilere eriştim. Şimdi diyeceksiniz ki, annen bile bile mi gitti? Yok, anneme daha doğuma var demiş doktor, ilk günden aceleci olduğumu belli etmişim. Ada'nın neden erken doğduğu sorusu da böylece yanıtlanmış oldu :)

Neyse,

Misafiri bol bir evde büyüdüm. Bostancı-Altıntepe'de geçen çocukluğum ve gençlik yıllarım boyunca tüm semti tanımanın güzelliklerini yaşadım. Evlenince sevgili ile ortak arkadaşlarımız, bireysel arkadaşlarımız, sonradan tanıdıklarımız derken bayağı kalabalık bir çevremiz oldu ( ve biz bu durumdan çok memnunuz) haliyle misafirlerimiz de eksik olmadı, biz de bolca misafirliğe gittik.

Ne demeye çalışıyorum, laf nerelere geldi. Durun toparlayayım...

Geçen gün ilk kez Ada ile bebekli bir eve misafirliğe gittik. Yani bir bebek, başka bir bebekle tanışıyor. Ne büyük bir olay-mış!!! İşokuldan eski bir arkadaş. Aynı ay hamile kaldık, o tabii normal zamanında doğum yaptığından bebek henüz 2 aylık! S. ile gidecektik ama Nehir hastalandı ve gidemedik. Ben, koca, Ada düştük yollara. Hava sıcak. Çok sıcak, öyle böyle değil. Ter içinde evi bulduk. İlk kez gittiğimizden evi telefon tarifleri ile bulduk, koca direksiyon başında sinirlendi, Ada sıcaktan mızmızlandı vs... Neyseeee, koca bizi eve bıraktı ve kendini caddeye attı. Ada ile eve girdik, mama saati gelmiş, şöyle bir emzireyim dedim o da ne, ev o kadar kalabalık ki... Bir sürü insan. Meğer habersiz başka misafirlerde gelmiş. Oturduk. Oturduğumuz yer deri bir koltuk. Tekrar ediyorum, hava sıcak. Üstümdeki elbise bana, ben deri koltuğa yapışmış haldeyim. Evin diğer misafirleri beni daha doğrusu Ada'yı görür görmez sorgu suale başladılar. Boyu kaç, Adı ne, Kaç kilo, Neden erken doğdu (en kıl olduğum soru da bu. Canım istedi!!!) Uyuyor mu, Gece kaç kere uyanıyor, Sütün nasıl (İkinci en kıl soru), Kim bakacak... Ben bir yandan Ada'yı serinletmeye, bir yandan sevimli olmaya, bir yandan cevap vermeye, bir yandan ikram edilen loğusa şerbetini bembeyaz örtülere damlatmadan içmeye çalışırken ve bir sessizlik yakalamışken Ada'dan zorrrrrrrrrrrttttt diye bir ses geldi. Kibarca gaz çıkardı diyelim ama ne gaz :) Ben gülmeye başladım aynı anda bir koku hijyen salonu etkisi altına aldı! Kaka, ama ne kaka :) Deri koltukların üstünde kibarca değiştirdik. Mama saati geldi bu arada. Mama hazırlamak için çantayı açtım. Biberonun parçası eksik! Dr. Browns'ların vida gibi bir şeyi var ya işte o! Mecbur onsuz hallettim yine deri koltuklara dönüp, her yana kağıt peçeteler sarıp içirmeye başladım. Damlatıyor biberon o parça olmayınca. Hem de bayağı bir damlatıyor!!! Bir havlu rulosunu bitirmeye yüz tutmuşken az evvelki kokudan bir tane daha, buram buram. Yine bir alt değiştirmece... Bu arada teyzeler sustu mu, hayır. Açılan bezden göbek fıtığını gördüler. Yandık!!! Sorulara yine cevaplar verdik. Bu arada arkadaşım ne mi yaptı? O da kendi huysuz yavrusunu besledi, altını değiştirdi, ilacını verdi, misafir ağırladı canım. Teyzeler daha sonra iki bebeği karşılaştırmaya başladılar ki en fena kısım burasıydı...Bir süre sonra teyzeler gitti ama biz de bittik. Mama tam olarak içilmedi, içilen cc'nin büyük bir kısmını da kağıt havlu emdi zati. Arkadaşımla iki üç dakika çene çaldık ve acilen gelmesi için sevgiliyi aradım. Kısa sürede geldi. Toparlanıp anneme gittik, geniş geniş emzirdim, sevgili eksik biberonun ağız kısmına poşet doladı lastik gibi oldu akıtmadı böylece, doya doya besledik yavruyu...

Teyzelere selam olsun. Buradan sevgilerimi gönderiyorum :)

Misafirlik kısmı böyle, bana gelen misafirleri de sonra yazayım :)