28 Eylül 2009 Pazartesi

Ada 6 aylık



Ada 6 aylık oldu.

Zaman ne de hızlı akıyor. Daha doğurduğum gün dün gibi... Bir yılı yarıladık demek. Şahane :) Hızla büyüyoruz. Her gün bir şeyler öğreniyoruz anne baba ve çocuk :)

6. ay doktor konrolümüze gittik. Herşey güzel, maşallah maşallah. Ben biraz az kilo aldı diye üzülüyordum, meğer iyiymiş kilosu. Doktor yine "boy uzun kiloyu göstermiyor" dedi. Doğru. Bu ayın harika olayı kahvaltı :) Nasıl bi şii; 60'lık mama+2-3 bisküvi+bir kaşık labne+çay kaşığı pekmez+yumurta sarısı 1/4 :) Hemen söyliyeyim çok sıvı bi şey oluyor. Bisküvi sayısını arttırdık biraz daha toparlandı ama hala sıvı. Doktora sorduk, et verelim mi diye. "Yok, bir ay sonra" dedi. Peki hazır meyve-çorba-muhallebi gibi şeyler? "Yolculuk durumlarında veya çok sıkışırsanız verin ama ben mümkün olduğunca doğalı tercih ediyorum" ona da peki, biz de öyle yapıyoruz zaten. Önümüzdeki ay aşılarımız bitiyormuş, bu ayki aşılarımızda daha iyi dayandık, daha az ağladık :) Artık Ada bey oturabilirmiş. Ufak ufak deniyorduk aslında, desteksiz oturamıyor henüz tabii. Bir de ayakta durma isteğini sorduk, Ada oturmak veya yatmak değil de ayakta durmak istiyor, doktor "hımmm, çok zorlamayın ama kendisi kalkıyorsa da kollarından sıkıca tutarak çok basmamasını sağlayın" dedi.

Büyüyoruz.
Yaşasın :)

23 Eylül 2009 Çarşamba

Bayramın ardından

Bayram şekeri istedim ama elime bunu tutuşturdu annem...

Adaaa, pişşt poz verseneeee...

Tekir öğretmenim, parmak kaldırıyorum söz istiyorum...


Bayram da bitti. İlk bayramımızdı ailecek :)

Birinci gün, geç gelen babamız uyudu, uyandık, toparlandık ve anneannemize gittik, dedemizin elini öptük, kuzenim V. da geldi, yemek yedik. Akşamına babaannemize gittik, elleri öptük, bayramlaştık, yemek yedik :) -sürekli yeme halindeyiz yani- İkinci gün babamız işe gitti, biz anne-oğul takıldık. Boş günden istifade ettim ve Ada'nın dolabını toparladım. Yazlıkları kaldırdım, kışlıkları ayırdım. Küçük gelenleri torbaladım. Kışlık giysilerini yıkadım. İkinci günün kötü haberi, bir iki haftadır bağırsakları hızlı çalışan kuzumun daha da hızlanmasıydı. Sanırım ishal oldu. Sanırım diyorum, bir tuhaf çünkü. Ayrıntıları yazmayayım... İki gün sonra doktor randevumuz var. Üçüncü gün yani bugün babamız işe giderken bizi anneannemize bıraktı. Kahvaltı ettik, güldük söyleştik. Öğlen benim babaanneme ve cicianne dediğim, üzerimde çok emeği olan yaşlı bir teyzemize gittik, ellerini öptük Ada kuşla. Eve döndük, misafir gelecekti, anneannemiz mamalar hazırlamaya başladı - bakınız yeme hali devam ediyor- sonra uzun zamandır istediğimiz bir şeyi gerçekleştirdik; Özgür ve Ela ile buluştuk :) Çok güzel, keyifli bir sohbetti, zaman çabucak geçti. Yine yapalımmmmm... Kahve borcumuz var zaten :) Bu buluşmaya Sarıçizmeli'de gelecekti ama son anda İstanbul'a gelemeyecekleri anlaşıldı. Bir sonraki bayrama umarım :) Geçen gece de rüyamda İlknur ve Ahmet'le Paris'te buluşuyorduk :))) Hayırlara diyelim :))) Ela kuş çok tatlı, hareketli, bıcır bir kız. Ada ise biraz yorgundu, Bostancı'nın havası da çarptı herhalde bolca uyudu... Buradan Ela ve annesini öpüyoruz, tekrar buluşalım diyoruz :)

ps. blogger'a giremiyorum. neden bilemiyorum. bu yazıyı umarım yayınlayabilirim...

19 Eylül 2009 Cumartesi

giyelim en güzel giysileriiii :)

Bugün bayram, erken kalkın çocuklar (sakın)
giyelim en güzel giysileriiiiiii,
elimizde taze kır çiçekleri (baklava da olabilir)
üzmeyelim bugün annemiziiiii...


Ada kuş'un dünya üzerindeki ilk bayramı. Anne karnında kimi dini, kimi milli çeşitli bayramlar kutlamışlığı var :)

Dün gidip Ada'mıza bayramlık ciciler aldık. Yıkandılar, kurursalar yarın giyeceğiz :)

Aile büyüklerimiz, büyük amcalar, halalar, teyzeler felan burada değiller bu bayram .Anneanne ve Babaannesine gidecek Ada kuş, el öpecek, öpülecek... :) Sonraki günler babası çalışıyor :( Geri kalan iki günü annesiyle geçirecek. 3. gün hava güzel olsun, annesi ile caddelere inecek :)

İyi bayramlar blog dostlarım...
Bütün bebeklerin ve ailelerinin bayramını kutlarız.

18 Eylül 2009 Cuma

Çember

ya dışındasındır çemberin
ya da içinde yer alacaksın
kendin içindeyken
kafan dışındaysa

Kendimi bir çemberin içinde hissediyorum. Başı sonu belli değil. Her gün aynı, dön baba dönelim... Hamsterların felan var ya hani, hayvancıklar umutsuzca deli gibi çırpına çırpına dönüyor işte öyle. Yok, mutsuz felan değilim, küskün kızgın bir yazıya da niyetlenmedim. Sadece durum bu.

İş her gün biraz daha yoğunlaşacak gibi. Okul işte, eğitim yuvası. Güzel aslında :)

Bugün insanlıktan çıkmış halimi toparlamak için yıllardır gittiğim kuaföre uğradım. "Bana bırak ben yapayım bir şeyler" dedi ve ben peki dedim! Sonuç; aslan kafası gibi katlı bir saç, istenmeyen bir renk ve arada çingene sarısı gölgeler... Neymiş biraz değişiklik iyiymiş!!! Ağlamaklı çıktım, kuafördeki herkes ağız birliği ederek "ayy süper oldu" "ayyy pek yaraştı" dese de ben inanmadım. Canım arkadaşım G.i aradım geldi, baktı ve "olmamış" dedi. Saçım tekrar boyandı. Şimdi daha iyiyim. Aslan yelelerini de düz fön ve yapıştırma metodu ile hallettim. Renk idare eder şimdilik. O sarı gölgeler gitti ya şükür :)

Canım arkadaşım G. evleniyor bu arada. Ö. ile kaçtıkları minik Bodrum tatilinden bu haberle döndüler :) Şahane :) Yakında düğünümüz var. Aslan saçımı kabartırım düğünde artık :))))

Pazartesi gününden beri şiddetli bir diş ağrısı çekiyorum. En sonunda dişçiye gittim. Uzun bir tedavi süreci beni bekliyor. Şarkı var ya hani "Eski köprünün altındaaaa" Benim ki de o hesap. Eski köprüm çökmüş (biliyorduk zati) yenisi yapılacakmış. Bayramdan sonra gel dedi. Ağrıkesici verdi, doktorumuza sorduk, alabilirsiniz dedi. Aldım ve azıcık da olsa rahatladım. Ama kendisini unutturmayacak kadar sızısı devam ediyor.

Ada kuşum çok tatlı bu aralar. İş dönüşü babaanneden alıyorum, odasına çekiliyor ve oynuyoruz. Çığlık çığlığa kahkahalar, uzun uzun iiiii, uuuu,mmmmm gibi bebekçe sözler eşliğinde. Geç yatıyor bu aralar ama nedense 4-5 ve 6 gibi uyanıyor. Saat kurmaya gerek yok gibi bi şey :) Yatmadan önce mama verirsek uyanmıyor ama muhallebi yerse uyanıyor gibi bir tesbiti oldu sevgilinin. Doğrudur hocam. Bu gece evde olmadığımızdan (babaannede aşkı memnuya takıldık) mama verdik, gece de mama yiyecek bu durumda. Bakalım sabah kaç gibi kalkacağız. Gerçi Ada kalkmasa bile ben en geç en geç 06.30 da kalkmam gerekir, hazırlıklar felan ancak. Ada kalkınca, emince, alt değiştirmece felan bana hazırlanmak için 10-15 dakika kalıyor, ancak giyinip saçımı tarıyorum. (artık yelelerimi tarayacağım) ha haaa haaa :)

Nice vakittir yazayım şunları dediğim şeyler vardı, hepiciğini unuttum. Aklıma sadece bugün yaşananlar geldi. Onları da unutmadan yazayım dedim.

14 Eylül 2009 Pazartesi

14 eylül

14 eylül 2002
kadıköy evlendirme dairesi
saat 14.50

evettttttt,
evettttttt...

Mutlu yıllar sevgilim.

Sen&Ben&Ada mutluluğa...

11 Eylül 2009 Cuma

Selden kurtuldular, yuva arıyorlar...



Çamur içindeki köpekleri, suda boğulmamaya çalışan atları, kazları, inekleri haberlerde seyrettikten sonra sevgili arkadaşım S. den gelen bir maili paylaşmak istedim... Belki bu blogu okuyanlar arasında, onların arkadaşları arasında bu köpekleri sahiplenmek isteyenler olabilir. Maili yazılı hanımefendiyi tanımıyorum, bana gelen mailde telefonu da yazmaktaydı, ilgilenenler olursa mail atabilirim.

Ekte fotograflari gorulen kopecikler, sel sirasinda harap olan Bahcesehir Barinagi'ndan kurtarildilar. Simdi yuva ariyorlar. Biri 1, digeri 3 yasinda diye tahmin ediliyor. Lutfen listenizle paylasarak kendilerine ev bulmalarına yardım edin.

İletisim icin: Mine Saracoglu

mine.saracoglu@hotmail.com


İçim acıyor...

Yağmur yağıyor, seller akıyor.
Başkan makam koltuğundan saçmalıyor...

Hayatlar soluyor,
çocuklar kayboluyor,
hayvanlar telef oluyor.

Burası İstanbul.
Burası tarihin başkenti,
burası 2010 Kültür Başkenti!!!

Yağmur yağıyor, içimiz acıyor.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Ada oyun halısından bildiriyor



Taaaa taaaaammmm...
İşte karşınızda el emeği göz nuru oyun halımız :) Yıllar yıllar önce bu kumaşı pazardan almıştım. (Benim gördüğüm ve beğendiğim kumaşları almak gibi bir huyum var) Anneannesi ile projelendirdik, battaniye yapacaktık sonra vazgeçtik, oyun halısı oldu, ne de güzel oldu. Anneciğim altına elyaf koydu ve atların kenarlarını elyafa dikti, pofuduk olsun diye :) Canım anneciğim, ellerine sağlık :) Ada bayıldı! Atları yakalamaya ve yemeye çalışıyor :)

oradan, buradan, şuradan...

Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk, sevinçliyiz hepimiz...

Okulumuz dün açıldı. Açılmış yani, ben süt izni yaptım :) Bugün de derslerime girmeye başladım. Yeni ufaklıklar var çok tatlı :) Öğrencilerim Ada'yı soruyorlar, bir tanesi hocam doğurdunuz mu dedi, yok dedim hala bende, güldük çok :)))
====
Haftasonu gezdik, eğlendik... Cumartesi sevgili provadaydı, Ada kuşla başbaşa bir gün. Akşamı arkadaşlarla açıkhavada yemek, Ada biraz mızmızlandı ama sonra uyudu sağolsun :) Pazar günü aile keyfi, pazartesi sabahı anneanneye gidiş :) Anneannesi sonunda birlikte projelendirdiğimiz oyun halısını bitirdi, çok şirin oldu, eline sağlık anneciğim.
====
Çok sevdiğim arkadaşım T. hamile, tam tamına 5 haftalık. Her gün konuşuyoruz, evdeki tüm kitaplar ve hamileyiz.biz dergilerini verdim, okusun öğrensin, ben de kendimi onun hamilelik koçu ilan ettim, doğuma karışmam :)
====
Bugün şöyle bir güzellik oldu. Bugün son saat kulüp saatimdi, yani tiyatro kulübü. Öğrencilerimin çoğu geçen senekiler, bir iki ufaklık var yeni. Neyse, derse giderken elime geçen seneki oyun metninin olduğu dosyam geçti. O dosyayı en son 26 Mart günü genel provada kullanmıştım, ertesi gün yani 27 Mart dünya tiyatro günü'nde de oyunu sahneleyecektik. Oyun oynandı, ben yoktum. Ada gelmişti o gün... İlginç olan bu değil, bu dosyanın ilk sayfasına kendimle ilgili bir şeyler yazmışım, küçük bir kağıt... 26 Mart günü yazmışım, sanki Ada yazdıklarımı anlamış, hemen gelmiş. Bir tuhaf oldum kağıt elime geçince. Sonra çocukları görünce, hepsi en son beraber olduğumuz günü hatırlatınca felan yine fena oldum. Biraz Ada'yı sordular, nasıl oldu, nasıl iyi mi felan diye. Yavrular çok şirin çok...
====
Sonbahar geldi.
En sevgili mevsim. Yaz bitti. O kadar iyi geldi ki ruhuma serin hava anlatamam. En sevdiğim mevsimdir sarı sonbahar...
====
Kırtasiye alışverişi yaptım, cici kalemler, okul ajandası aldım. Ben yıllardır Giller'in ajandasını kullanıyorum, çok tatlı kedişler var içinde. Her günü bir hikaye... Kitaplar aldım, hatta okudum bittiler bile, biraz gerilim polisiye felan aldım, sonra geçen gece kabus gördüm :( neyse ki kitap bitti :) Tez bitti biteli kendimi hafif kitaplara verdim, vampirler, aşk romanları, macera... Ohhh ya, akademik akademik nereye kadar... Şimdilerde elimde Bedri Baykam'ın otobiyografisi var, onu okuyorum. Ben karışık okumayı severim, aynı anda bir kaç tür felan. Aslında en sevdiğim tür de otobiyografiler ve tarih kitaplarıdır. Bitsin de yazalım görüşlerimizi...
====
Öptük!
:)

3 Eylül 2009 Perşembe

İki kırmızı çizgiden bugüne...

Bugün 3 eylül 09.

Bir yıl ve birkaç gün öncesi;

Kardeşim ve kardeşim dediğim dostum Z. ile Ağustos sonunda kısa bir Bozcaada kaçamağı yapmıştık. Gitmeden önce sürekli baktığım testlerden bir tane daha yapmış ve "bu ay da olmadı" demiştim... Ada'da karnım ağrımaya başlayınca da yüzümü buruşturup "üfff ya denize giremeyeceğim" demiş, mızmızlanmıştım... Karnım çok ağrıyınca bir ağrı kesiciyi yutmuş, üç gün boyunca buzzzz gibi sularda yüzmüş, sabahlara kadar şarap içmiştim. (ah o şaraplar, bir yıl oldu daha içemedik) Eve dönünce, işe gidince ve durmadan "karnım ağrıyor" diye sızlanınca bizim tecrübeli anne kızlar "yahu tekir acaba hamile misin?" dediler. Bir şüphe :)

3 Eylül 08,

O gün sevgili ile canım arkadaşım G.'nin kliniğine gittik, oğluşlara mama ve kum almaya, yolda bir eczanede durup test aldım. Akşam saatleri... G.'in klinik yoğun, mutfakta oturup çay kahve içtik, sonra ben müsade isteyip tuvalete gittim. Sonra sevgili ile teste bakmaya başladık. Rengi değişti, ikinci çizgi soluk da olsa belirdiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii... Sevinçle sarıldık birbirimize, sonra "acaba hatalı mı" diye düşündük. Kesin emin olmalıydım. Yakınlardaki bir hastaneye (ki hiç düşünmezken orada doğum yaptım) gittik, kan verdik ve iki saat beklemek üzere tekrar G.'in yanına döndük. Sevgili "yahu yarın doktora gidelim" dese de ben bekleyemeyecek kadar sabırsız ve mutluydum. Bir yandan da çizginin soluk olması beni düşündürüyordu... Neyse, testin sonucunu aldım, anlamadım bir takım değerler yazıyordu. (Sonradan tüm bu testleri okumayı öğrenecektim) Görevli kadına "eeee, yani???" diye sordum. Kadın testime bakmadan, asla test yorumlayamayacaklarını beş karış suratla ve gayet sert bir şekilde söyledi, ben kadına "karrrdeşim hamile miyim değil miyim yaaa" diye çıkışınca kadın daha da sert yanıt verince ben kadına yüklendikçe sevgili arada kalınca ve ben çoook sinirlenince hastaneden dışarıya çıktık. Sinir olmuştum, sevgili hamilelik sevincini unutmuş kadınla girdiğim polemik hakkında bıdı bıdı konuşuyordu. Birden aklıma geldi, acil kapısından içeriye girdim ve bankodaki hemşireye ağlamaktan ve sinirden kızarmış gözlerle durumu anlattım "hamile miyimmmm" diye sordum, sevimli hemşire test sonucuma baktı ve gülümsedi :) Ben o anda anladım. Sevimli hemşire "doktorumuza da göstereyim" dedi ve az ötede duran doktorun yanına gitti, yüzündeki sevinci gizlemeden geldi ve "tebrikler, hamilesiniz" dedi. O anda onu öpmek istedim. Elini felan sıktım galiba, hatırlamıyorum... (Yaklaşık 29 hafta sonra acil kapısından ben galiba doğuruyorum diye girdiğimde de aynı hemşire beni karşıladı. Ve ben o anda doğum yapacağımı anladım, ne tuhaf değil mi?) Sevgili ile ağlaştık bir süre. Sarıldık, artık üç kişiydik. Annemlere gitmeye karar verdik, haberi hemen vermeliydik. Yolda sevgili hemşire arkadaşım A.'yı aradım ve testi okudum, ne tesadüf A. nöbetçiymiş ve yanında bir jinekolog varmış :) Doktor "4 haftalık" bilgisini verince daha da sevindik... Annem, babam ve kardeşime "öylesine geldik, geçiyorduk uğradık" deyip muhabbetin tam ortasında bir anda müjdeyi verdik. Çok sevindiler tabii. Hemen fotoğraflar felan çektik, hayaller kurduk. Oradan da diğer annemize geldik. Hiç renk vermeden konuşurken " Tekir'i de hastaneye götürdüm" dedi sevgili ve testi uzattı. Halası ve babaannesi test kağıdına baktılar ve bir şey anlamadılar. "Hamileyimmmm" diye bağırdım. Sonrası sevinç malum :)

İki kırmızı çizgiydin Ada'cığım, karnımda şekillendin, büyüdün ve bir gün canın dünyaya gelmek istedi.

İyi ki geldin yavrum. Seni çok seviyorum.

Neler demişim...