28 Mart 2010 Pazar

1. Doğum günümüz- Prolog :)

Yorulmuş Ada bey :)

Nehir ve Ela...

Nehir, Aras ve Ada...

Posido ve Ada...

Biriciğimin, canım kardeşimin yaptığı 1 kurabiyeleri :)



Daha dün gibiyken doğum yaptığım gün, ilk doğum günü de düne karışıverdi. Boşuna felsefeciler zamanla bu kadar uğraşmamış, zaman acayip bir şey...

1. yaş doğum günümüz süper geçti. Çok kalabalıktık, sayıyı tam hatırlamıyorum ama bir ara otuz kişiden fazla olduğumuz iddaa ediliyor :) Sevdiğim herkes evimizdeydi, herkese çoook teşekkür ederiz :) Bende bir heyecan, bir salaklık hali vardı yalnız, sanırım heyecandan :)

Ada çok mutlu oldu, kalabalık onu ürkütür sandım ama tam tersine, tüm misafirleri ile tek tek ilgilendi, arkadaşları ile oynadı, büyüklere kendini sevdirdi.

Çok güzeldi çok :)

* heyecan ve salaklık hali hala devam ediyor...
*kısa keseceğim sanmayın, detaylıca yazacağım sözzzzz. şimdi merakla bekleyenler ve gelemeyenler için hızlıca yazdım.
*yarın daha güzel fotoğraflar koyacağım sanırım. M... duy sesimi :)

27 Mart 2010 Cumartesi

1 yaşında :)


Ada'm bugün 1 yaşında...

Sağlıkla, mutlulukla yaşa oğlum.

Seni çok seviyoruz :)

21 Mart 2010 Pazar

bir sene önce bu günlerde yazdıklarım


Bahar geldi sevgili blog, farkındasındır. Hava pek güzelleşti, aydınlandı etraf. Benim ruhum biraz karanlık lakin. Ev hala genel bir toparlanmaya muhtaç, geçen hafta izinde olmama rağmen çalıştım, bu pazartesi günü de... Yarın ve cuma da gideceğim. Oyunun provası var. Cuma günü yani 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde çocuklar oyunu sahneleyecek ve benim de doğum önü iznim resmi olarak başlayacak...

Mart ayı bitti, Nisan da bitecek ve ben oğluma kavuşacağım. Çok az zaman kaldı, oooo daha çok var derken günler geçti ve sonuna geldik bile. Hazır mıyım? Bilemiyorum, hala alınacak, verilecek, düzenlenecek bir sürü şey var. Peki ben hazır mıyım? Bilmiyorum. Korku basıyor bazen, bazen de aşırı bir güven. İshalimin (evet hala geçmedi) hormonlardan olduğunu söyledi doktor. Psikolocik de olabilirmiş. Sindirim ve bağırsaklarda en çok korku-gerilim-endişe hallerinde çığrından çıkıyormuş... Tam benlik yani. İş-tez ve ev üçgeninde çok bunaldım aslında...

Demişim geçen sene... Çok değil bu yazdıklarımdan bir kaç gün sonra oğlumu kucağıma alacağımı bilmeden...

Ada'nın doğum gününe sayılı günler var, sanki bir milat, çok heyecanlanıyorum. Bu günlerde artık iyice yürümeye başlayan Ada Bey'i tutabilene aşk olsun. Her gün bir ilk yaşıyoruz :)

Dün doktora gittik, kontrol amaçlı... 10 gün önce de gitmişliğimiz var, nedeni belirsiz bir öksürük vardı, gerçi hala var ama doktor bir sebep bulamadı, yine alerjiye veya havanın değişmesine bağladı. Muayene sırasında o kadar çok ağlıyor ki, doktorumuz nasıl anlıyor ya da ne anlıyor bilemiyorum... Bir damla verdi alerji için, kullanıyoruz bakalım. Bugün hafif bir burun akıntısı da başladı, geleneksel doğum günü haftasında hasta olan çocuk sendromu mu bu? :( Genel olarak çok iyi buldu doktorumuz, boyu ve kilosu ayının çok üstündeymiş, maşallah diyelim :) Uykuyu sorduk, neden sık uyanıyor dedik, doğal dedi, olur böyle vakalar şeklinde yaklaştı :) Ben uyku için son bir haftadır bir çözüm buldum: sabaha karşı yanıma alma :) Bu durumu sordum, alıştırmayın dedi, psikoloji felan dedim, doktorumuz yok ben inanmıyorum ona, alışırsa sizin için zor olur dedi.

Birazdan işe gideceğim, pazar pazar iş mi olur demeyin, olur!!!
Bu aralar okul biraz yoğun. Her gün önemli bir iş, toplantı, tören,prova vs...
Bu hafta çok güzel geçsin,
Cumartesi çok çok çok güzel bir gün olsun.

Hepinize iyi pazarlar.
Tekir işe kaçar :)


15 Mart 2010 Pazartesi

Şikayetçi Anne Sendromum

Nerden başlasam nasıl anlatsam... Yine uzun bir ara olmuş. Neyse lafı çok uzatmamayım hemen söyleyeyim;

A d a U y u m u y o r...
Gecenin bir yarısı ağlayarak uyanıyor, uyumuyor, çığlıklar atıyor, oyun oynamak istiyor, uyursa beş dakika sonra yine uyanıyor. Sanırım iki hafta oldu durum böyle. Sanırım diyorum çünkü artık uykuların bölünmesinden bir tuhaf oldum, dünyaya farklı bakıyorum. Dün okuldan arkadaşım kocası ve oğluşuyla bize geldiler. Bu sabah karşılaştığımızda ona "eee nasıl geçti haftasonun" diyordum az daha... O derece unutkan ve zombiyim!!!
N e d e n?

9 Mart 2010 Salı

bugüne dair bir iki not

Ada 11 aylık;
  • Yürüyor artık.
  • Hala sadece "baba" diyor. Nadiren de "dede"...
  • En sevdiği şey dolap kapaklarını açıp kapatmak, içindekileri dışarıya atmak...
  • Kitap okumayı çok seviyordu ya, yok şimdi dergi ve gazete seviyor. Yırtması daha kolay :)
  • Gece yarıları ağlayarak uyanıyor, dün geceki gibi mesela. 3 saatlik bir uykuylayım... 5 ve 6 nolu dişler de patladı, bu halini ona yoruyoruz.
  • İstediği bir şey olmadı mı, yandık! Ağlaması ile apartmanı değil mahalleyi inletiyor. Keçi burcu işte...

Tekir 32 yaş;

  • Ada'nın doğumgünü yaklaşıyor, içim kıpırcık :)
  • Sabah 7 akşam 7 çalışıyorum ve oğlumu çok özlüyorum...
  • Çoooooooooook yorgunummmmmmmmmmmm
  • Cennetimden bakarken filmini tavsiye ediyorum, çok beğendim, ama dikkat haneke etkisi yapıyor. Stanley Tucci abimiz döktürmüş yine...
  • Paul Auster Görünmeyen'e başladım...

2 Mart 2010 Salı

bahar


Dışarıda, penceremden az ötede, kışkırtıcı bir hava var,
"hadi hadi çık dışarı" diyor bahar...
Bir kere bahar geldi ya, rahat durmaz artık...



Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.


Orhan Veli

Neler demişim...