20 Haziran 2008 Cuma

şiirim geldi...

Öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika. Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli. Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli. Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var. Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor. Öğrendim ki... Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit. Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. Öğrendim ki... 'Bittim' dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var. Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder. Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar. Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. Öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazıları hiç karşılık vermiyor. Öğrendim ki... Para ucuz bir başarı. Öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. Öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları Kaldırmak için elini uzatır. Öğrendim ki... İki insan aynı şeye bakıp Tamamen farklı şeyler görebilir. Öğrendim ki... Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır. Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar Daha uzun yol yürüyor. Öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. Öğrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır. Öğrendim ki... Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez. Öğrendim ki... Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Öğrendim ki... Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Öğrendim ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Öğrendim ki... Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, Ne tür deneyimler yaşadığınızla var. Öğrendim ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Öğrendim ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir. Öğrendim ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. Öğrendim ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Öğrendim ki... Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. Öğrendim ki... İki kişi münakaşa ediyorsa, Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. Öğrendim ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. Öğrendim ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

ataol behramoğlu

18 Haziran 2008 Çarşamba

Diploma sevinci

Efendim okullar kapandı, sınavlar yapıldı malumunuz...
Şimdi sıra geldi eğlenceye...:) Okulumuz 8. sınıflarının yemeği ve Lise son sınıflarımızın diploma törenlerini yaptık. Yarın da balomuz var...

Çocuklarla eğleniyoruz, aynı pistte canımız çıkana kadar tepiniyoruz anlayacağınız.:))))


Dün akşam şu aklıma geldi; aslında ben de mezun oluyorum.!!! Evet sayın okuyucu, son dersimi de verdim, karnemi aldım ve tezimi de eylülde verdiğim an ben de mezun oluyorum...Tezimi vermedim henüz ama son dersimi tamamlamış olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Şimdi teze yoğunlaşmalıyım...:(


az kaldı, bitti bitecek...

10 Haziran 2008 Salı

elveda medea


Medea'dan uyarlayarak yazdığım Aşkbazî adlı oyunum bitti. Bugün bastım, spirallettim, yarın kargo ile ankara yolcusu kendisi. Hocaya gidiyor okuması için...Her kitabın başında bir teşekkür yazısı olur ya hani ben de buradan sevgili sevgilime teşekkür ediyorum; Üç gün boyunda yemek masasını kaplamama, yemek yemek için kalan minik yerin de daha çok dürüm,lahmacun vb. dışarı yemekleri ile! dolmasına ses çıkartmamasına, yazdıklarımı okumasına, söylediklerine, bilgisayarı üç gündür sahiplenmeme, maçı arka odada seyretmesine, evin dağınık ve kedi tüyü ile dolmasına aldırış etmemesine... Ve benim canım sevgilim olduğundan kendisine çok ama çok teşekkür ediyorum. İlerde tüm kitaplarımı da kendisine itaf edeceğimdir.

* Yukarıdaki minyatür de benim oyunun kapağı. Ben çok beğendim... Oyunumu da mintayür kurgusunda yazdığımdan böyle bir kapak seçtim...

9 Haziran 2008 Pazartesi

mutlu haftalar...


Bugün güzel bir gün...

Çünkü pazartesi,

Çünkü bu hafta OKULLAR KAPANIYOR...

EĞİTİM VE ÖĞRETİME ARA VERİLİYOR...


Öğretmenler olarak 29 Haziran'a kadar çalışacağız elbette, ama artık derse girmek zorunda olmamak çok güzel... Öğretmen olmayanlar anlayamaz belki, hayatını 40 dakikalar içinde yaşamak, 40 dakika dersin sorumluluğunu almak çok zor. Günde tek bir 40 dakika olsa neyse, kaç tane var bir bilseniz...


Bu hafta okulda herkes neşeli olur. Çocuklar da öğretmenler de... Perşembe Summer Fest var zaten, eğlenceler gırla gider...


Sonra...

Sonrası dosya işleri, toplantılar, raporlar...

Beni en çok üzen şey bazı arkadaşlarımın okuldan ayrılacak olması. Bu konudan daha sonra bahsetmek istiyorum. Uzun bir yazı konusu bu...


Daha da sonra...

Ver elini tatil...

Sıcak yaz, kum, deniz, güneş...

En kötü ihtimalle evde bolca yayılmaca...

Bu yaz yapmam gereken çok önemli bir şey daha var. Sürpriz...


Ben şimdi ödevime döneyim. Bugün bitmeli... Bitecek, az kaldı. Final bölümündeyim...:)

İki gecedir sabahlıyorum, yazmaktan gözlerim pörtledi, belim ve ayaklarım uyuştu... Olsun değdi galiba. Birkaç arkadaşıma gönderdim yazdıklarımı, çok beğendiler. İyi bir şey çıktı galiba. Umarım hocam da beğenir.


İşte böööle,

Hepimize iyi haftalar...

8 Haziran 2008 Pazar

bugün pazar


Pazar pazar tembellik yapmak, yatmak yuvarlanmak, tv ye bakınmak, the end'e gidip dvd karıştırmak isterken yaptığım başka tembellikler ve işokul yüzünden yapamadığım şu ödevimi bitirmek durumundayım...


İçim şişti dün akşam...

Uyuyakalmışım...:)


Bir çırpıda bitiverse şu ödev. Ödev deyip geçmeyiniz, ööle sıradan bir şey değil bu. Medea'dan uyarlama bir oyun yazıyorum. Sinopsisini daha evvel yazdığımdan ne yazacağımı biliyorum allahtan... Yoksa işimiz işti...


Bu bile kasıcı ve zor...


Aaaaaaa! Şikayet şikayet nereye kadar değil mi?

Akşama doğru bitirdim efem diye yazarım ben. Dün bayağı bir yol aldım çünkü:)

Yarın öğleden sonra Genç günlerde seminerine gittiğim Ö.Y. ile buluşacağız. Seminer sırasında yazdığımız sonra Ö.Y. tarafından düzenlenen oyunumuzu okuyacağız. Harbiye Polo Pastanesi'nin arka bahçesinde buluşacağız. :)

Yarına ödev bırakmamam gerekiyor bu nedenle...
* Ruh halim aynen Sezar'ın şu üstteki fotoğrafı gibi... Uyuyayım mı, uyumayayım mı?

7 Haziran 2008 Cumartesi

kek 2


Kek deyince aklıma Nil geldi, ve şu şarkı... Ne tatlı bir şarkıdır. Nil'i de pek severim.

Yukarıdaki resmi de netten buldum. Kedi kurabiye. Valla şahane fikir. Y. in elmalı tarçınlı tahta kıvamındaki kolay bozulmayan kurabiyelerini bir daha böyle yapabiliriz. Gözler bonibon...:)


Üç yumurtayı kırdım önce

Portakal dilimledim ince ince

Göz kararı da biraz süt kattım

Kalktım, sana kek yaptım

İnsan neler yapar isteyince

Bu bir şey değil düşününce

Ben de tarifi öğrenince, kalktım sana kek yaptım

Gözlerin dönmüş kızı görünce

Yerli yersiz bakıp sana gülünce

Ben de tesadüf o gece erken yattım

Bana kelek yaptın

İnsan neler yapar isteyince

Bu bir şey değil düşününce

Sen de elektriği hissedince

Kalktın bana kelek yaptın

Çırptım, çırptım, karıştırdım

Kendimi onunla yarıştırdım

Kimse kimseye benzemez

Kendimi kekle yatıştırdım

Oturdum ellerimle sana kek yaptım

Unla sütü karıştırdım iyice

Tereyağı ekledim eriyince

Fırın da oldu 180 derece, attım

Sana kek yaptım

Üzüldün belli çok beni görünce

Elimde kekimle sana gelince

Bir de ağlayıp itiraf edince

Abarttın...beni melek yaptın

kek

Biraz önce canım sıkıldı,
gittim ıslak kek yaptım.
Yanında bir bardak süt... Offfff...

Niye canım sıkıldı?
Ödev yazıyorum:(
Pazartesi teslim etmem gerekiyor...

Sabah erken kalkıp başına oturdum ama pek bir şey ürettiğim söylenemez.
Bir ara mutfağı temizleyip, bir ara sevdiğim bir dizinin kaçırdığım bölümünü izleyip, bir ara çekirdek çitleyip, bir ara canım A. ile sohbet edip molalar verdim...

Kaçmak yok.
Devammmmmmmmmmmmmmmm

oks/oss

Sınavlar yaklaştı. oks yarın, oss ise haftaya pazar. Pek çok öğrenci bir yıl boyunca dershaneye gitti, derslere gömüldü, test çözdü. Ne için? Bir sınavı geçebilmek, yüksek puan alabilmek, başarabilmek için. Bu sınavlara gıcık oluyorum. Bu uğurda yapılan her şeye gıcık oluyorum. Bu sınavların bir an önce kalkması gerek. Başka bir çözüm bulunması gerek. Devlet ve özel okullar arasındaki eğitim kalitesi farkının da bir an önce sona ermesi gerek. Eğitimde eşitlik koskoca bir yalan! Özel okulda çalıştığımdan buradaki öğrenci ve öğretmenlerle devlet okulları arasındaki, hele de Anadolu'daki devlet okulları arasındaki farkları görebiliyorum. Özel okulda okuyan çocukların yabancı lisan-lar, teknoloji, bilgiye ulaşma becerileri, spor ve sanat dersleri, daha neler neler... Pek çok fırsatları var.
Yarın sınava girecek tüm öğrencilere eşit fırsat diliyorum.
* Sevgilim yine oss sınavına giriyor, sınav yeri Gölcük! S. bunun kendisinin sınava girmemesi için yapılmış bir komplo olduğunu düşünüyor.:) Ben de haftaya pazar gunu oss de bir okulda salon başkanı olarak çalışacağım:(

5 Haziran 2008 Perşembe

Gobbo cennete kanat açtı...


işokulda öğretmenler odasından çıkmış, hızlı adımlarla derse giderken küçük bir öğrencinin elindeki kargayı hizmetlilerden birine verdiğini gördüm. Dayanamayıp sordum ne olmuş diye, kanadı kırık dedi hizmetlimiz. Gölge bir kenara koyup kargayı uzaklaştı. İnsanların bu tür davranışlarına sinir oluyorum, sorumluluk almıyorlar... Bir taraftan da onları kıskanıyorum, hemen unutup hayatlarına devam edebiliyorlar. Ben... Ben unutmadım kargayı, her teneffüs gidip baktım, uçsun diye dualar ederek ancak uçmadı. Okul çıkışında bir kutuya koyup G. e götürdüm, kanatlarında bir problem olmadığını söyleyince çok sevindim. Bir kaç gün evde konuk edecektik Gobbo' yu. Adını da Gobbo koymuştuk bizim tiyatrocu ufaklıklarla. Bizim oyundaki bir karakterin adı Gobbo. Akşam bir arkadaşıma uğrayıp sonra Gobbo' yu alacaktım. Telefonum çaldı, G. aradı... Gobbo gitmişti.

Çok üzüldüm.

Gobbo da Kıtkıt gibi uçar gider sanmıştım ama ömrü yetmedi.

Hala çok üzgünüm...

3 Haziran 2008 Salı

SONUNDA

Sonunda rahat bir nefes aldım... Üç gün sürdü nefes almam. Cumartesi pazar ve pazartesi günlerimi yatarak, tembellik yaparak geçirdim. Çünküüüü sonunda koskoca etkinliğimiz tiyatro festivalimiz sona erdi. (işokuldaki.) Güzel bir gece ile bitti.
Bu arada İst. Festivali de bitti. Geçen akşam Orfeo' ya dün akşam da Kırmızı Pazartesi' ye giderek festivali sonlandırdık.
Şimdi G. Hocaya Medea uyarlaması ödevim ve tezim kaldı...
HADİ BANA KOLAY GELE...