11 Mayıs 2011 Çarşamba

Ada bu aralar...

Bugün'den;

- Ada, anneannenle parka gittiniz mi bugün?
- Gittiiii

anne ve baba birbirine bakar. sevinç :) Sanırım ufak ufak konuşmaya başladı :)

Uyku öncesi;
- Ada, iyi geceler...muahhhh (şapırtılı öpücük)
- Anniiii, bobooo?

uyku arkadaşı Bobo salondadır. gidilir, salondan bobo alınır. Tam uykuya geçilecektir kiiii
- Anniiii, havvvv?

diğer uyku arkadaşı Fışır odada bir yerdedir, o da bulunur...

Tammmm uykuya geçilecektir kiii,
- Annniiii, Bobbb?

uyku öncesi okunan Bob (Aydaki Adam) çekmeceden çıkar, okunur, Bob ve uzaylı arkadaşlarına uzuuuun uzuuun bakılır, yırtılan sonra annii tarafından bantlanan sayfaların hikayesi okunur, en sonunda Bob ve Ada uykuya yenik düşerler. Oysa Bob uyuduktan sonra uzaylılar parti vermektedir, anne parti vermez hooop uykuya düşerrrr :)

20 Nisan 2011 Çarşamba

heyooo

evden bloga erişebildim. özgürlükler ülkesiyiz yaşasın! penguenin kapağını anımsadım birden, youtube'a erişim sağlanınca "vay be ne özgür ülkeyiz, bir de hayır demeyi düşünüyorduk" demişlerdi. aynen...

Ada 2 yaşında ilerlemeye devam ediyor. Konuşma-ma konusundaki endişelerimi gömdüm. Elbet bir gün konuşacak ve susmayacak. Yine de her şeyi anlatıyor. İşten geldiğimde ilk yaptığı şey pandomim sanatçılarını kıskandıracak nitelikteki günün özeti :) Hamura bayılıyor, daha bir iki ay önce hamura dokunamayan çocuk heykeltraş oldu çıktı :) Bir de suluboya aşkımız var. Gerçi sulu kısmı daha çok ilgisini çekiyor. Boyuyoruz bol bol. Ben de kendimi suluboya konusunda aştım, önümde kids gibi yetenekli biri var gerçi :)

Entellektüel olarak hiç bir şey yapmıyorum, Ada uyurken (hala kucağımda uyuyor) ben de uyuyakalıyorum, oradan da hooop yatak. Kitap film felan yok. Dün akşam tiyatroya gittik gerçi ama onu da entel faaliyetten saymıyorum ben.

Geçtiğimiz hafta bahar tatilimiz vardı. 9 koca günü gezmece ve tozmacaya ayırdık. Hava bahardan çok kışı andırsa da evde takılmadık çok. Yaşasın avmler ve ev gezmeleri.

Annelik her gün demlenen, tadından yenmeyen bir tatlı gibi. Gün be gün çoğalıyor, gün be gün güzelleşiyor sanki.

Yavrunun kokusu, en güzeli de bu.

Bahar geliyor, hava ısınacak, güneş çıkacak. Tatil planları, kısa kollular ortaya çıkacak. Sevindirik olmak için bir neden daha.

Öptüm blog seni, gitme buralarda ol e mi?

10 Nisan 2011 Pazar

merhaba blog!

Yazamayalı epey oldu. evden işten hatta cepten yasaklı site kardeşimin bilgisayarında yasaklı değil. Hazır Ada uykuda, kardeş mutfakta bana nefis turta yaparken ben de boş durmayayım yazayım dedim....

Ada 2 yaşında artık :)

Harika bir doğum günü oldu. 11 çocuk toplam 39 misafiri ağırladık ) sabahtan başlayan akşama kadar devam eden süper bir doğum günüydü. Ada uykudan uyanıp ilk dakikalarda mızıldansa da uyum sağladı. Oyuncaklarını paylaştı ve bir kaza çıkmadı. (bknz: Doritos'un doğum gününde yaşananlar) :))) Kalabalık, neşeli, gürültülü ve enerjikti. Tam da istediğim gibi. Geçen seneye göre daha az stress oldum, sanırım bir iki yıl içinde doğum günü olayının kitabını yazabilirim :P Rapunzel harika ve kocaman Pocoyo pastası ile Ada'yı çok mutlu etti, teyzemiz de boş durmadı elbette, nefis Pocoyo cupcake'leri ile soframızı donattı. Anneanne, babaanne ve hala da nefis mamalar yaptılar.

Katılan herkese çok teşekkür ederim.

Doğum gününden;
  • Günün en miniği; Partinin başında gelen ve misafirler gelmeye başlayınca giden Kerem (5 aylık)
  • Günün en büyüğü; Partinin ortalarında hızlıca bir giriş yapan Meriç (12 yaşında)
  • Günün en cool delikanlısı; Doruk.
  • Günün şirinlik abidesi; Kırmızı gözlükleriyle Ela.
  • Günün en aç bebesi; Ada'nın oyuncak plastik dünyasındaki kutupların yok olmasına neden olan Posido :)
  • Günün en uyumlu ikisi; Deniz ve Nehir
ps: blog açılsa da yazsam dediğim şeyleri hatırlamıyorum iyi mi? şimdilik bu kadar, umarım yasak bir an önce kalkar...


27 Şubat 2011 Pazar

bugün...


33 oldummmmmmmmmmmmmm :)

iyi ki doğdummmmmm...

mutlu yıllar ben, sağlıkla, mutlulukla, neşeyle yaşa :)

26 Şubat 2011 Cumartesi

Çocuk Hakları Kongresi


Dün, I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi'nde idim. Güzel şeyler de oluyor ülkede. Ne zorluklarla yapıldığı, ne kadar uzun zamandır bu işle ilgili uğraş verdiklerini de anlattılar, kendilerini ve bürokrasiyi eleştirdiler... Kongre 3 gün sürüyor, ben sadece dün katılabildim. Bugünü kaçırdık ama yarın da var, gitmek isteyenlere duyurulur. Çocuklar, gençler, öğretmenler, anneler ve babalar vardı. Üniversitelerden hocalar, uzmanlar... Çocuklar, haklarını arıyorlar, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Kongrede çok önemli oturumlar var, yetişkin oturumlarındaki bildirileri kitap yapmışlar, koca iki cilt. Okuyorum... Haklar, çocuk hakları, tv, reklamlar, basın... Ne çok şey var çocukları ihmal eden, ettiğimiz. En önem verdiğim şeyler çocuk oturumlarıydı ki sadece bir tanesine katılabilecektim, hangisini seçeceğimi şaşırdım. En sonunda büyüklerde hata yapar başlığını seçtim. Dört tatlı çocuk büyüklerin hatalarını sıraladılar. Van'dan gelip sunum yapan 6. sınıf öğrencileri Büyüklerin Yaptıkları Hatalar Top 10 adında bir sunum hazırlamışlar. Aklımda kalanlar;
  1. Bizi başkalarıyla kıyaslamayın
  2. Bazen büyük bazen küçük yerine koymayın
  3. Bizi olduğumuz gibi kabul edin
  4. Başarısızlıklarımızı hoş görün
  5. Yanımızda kavga etmeyin...

Çok haklılar. Çocuklar hep haklılar...

ayrıntılı bilgi: işte burada

21 Şubat 2011 Pazartesi

Bu aralar...

Madde bağımlısı olalım ve son günleri maddeleyelim, yoksa yazmak istediklerim uçuşup gidecekler aklımdan...
  • Ada Kayu'yu seviyor demiş idim... Artık sevmiyor. İzlemiyor. Kayu bitti, yaşasın Pocoyo modundayız.
  • Emzik'e bye dedik demiş idim... Ara ara arıyor, ben de her daim hazır tutuyorum ama bir iki emdikten sonra yere atıyor. Sanırım gerçekten vedalaştık emzikle. Baskı ve ısrar yok, istemiyorsa istemiyordur, istediğinde de veriyorum...
  • Mutfakta koccaaaman bir yer kaplayan sevgili sterilizatörü de kaldırdım. Biberonları kaynatıyorum artık. Tezgahta büyük bir hafiflik oldu. Kendisine yaklaşık 2 yıldır yaptığı çalışmalar için çok teşekkür ederiz.
  • Gezme tozma modundan çıkmadık. Sokakta değilsek ev gezmesindeyiz.
  • Okudukça kafam karışıyor, çocuk psikolojisi kitaplarının, yazarların, pedagogların hangisine güveneceğimi şaşırdım. Hiç birine ve kimseye kulak asmamaya karar verdim. İçimden geldiği gibi...
  • Bu hafta 33. yaşıma giriyorum.
  • Ada bu hafta 23 aylık oluyor. Doğum günü yaklaşıyor. İçim pırpır sevinçli :)
  • Yarın uzun zamandır beklediğim cirque du soleil'e gidiyorum. Haftasonu gidenler hiççç beğenmemişler. Neden acaba? Gidilip görülmeli...
  • İş yerinde çok yoğun bir döneme giriyorum. Bana kolay gele. Mesai, mesai, mesai...
  • Hafta sonları hava hep güneşli olmalı, parklar bahçeler evin yakınına da açılmalı. Bahçeli bir eve taşınmalı...
  • Seyretmek istediğim bin tane film var, dvd ye takılıyorlar, beş dakika sonra horrrrrr..
  • Ninni sıkıntısı çekiyorum. Uydurduğum bi ninni var, bir de dandini dandini dastana. Söyleyecek bir şey bulamayınca kendimce beste ve güfte çalışmalarına başlıyorum. Söz bazen sıkıntı yaratıyor. Hal böyle olunca ben de bir şeyler saymaya başlıyorum. Geçen akşam meyveleri saydım, bu akşam yazarları... Çehov, Gogol, Sophokles, Brecht, Miller, Aristo, Beckett, Tolstoy felan...
  • Deli miyim neyim?

12 Şubat 2011 Cumartesi

ne tatlı tatilimizdin sen...

Koskocaaaaaa 15 gün tatilimiz bitti bitiyor. Ne güzel geçtin sen...

evimizde oyunlar oynadık, Kerem'lere gittik, kızlarla toplaştık, şarap içtik, pizza yedik, Yiğit'lere gittik, evimizi temizledik, kitap okuduk, Kayu seyrettik, park ve bahçeler müdürü olduk, kumlarla oynadık, anneanneye gittik, babaanneye gittik, kızlarla bi daha toplaştık, misafirliğe gelenleri ağırladık, kek yaptık, kurabiye yaptık, bolca çamaşır yıkadık, hep eşofman giydik, ayaklarımızı dinlendirdik, bir kez bile gömlek siyah pantolon giymedik, çay kahve içtik, kuruyemiş çitledik, çıkartma yapıştırdık, hamur oynadık, ikeaya gittik, alışverişler yaptık, suluboyaya başladık, dişçiye gittik bıııızzzt olduk, emziğe bye bye dedik, sabah akşam nutella yedik, Sezar ve Oti ile oynadık, oyuncak sepetini günde üç kere dağıttık topladık, evimizi sevdik, evimizden sıkıldık kendimizi sokaklara attık, kuşları besledik, pazara gittik bir tavuk aldık :), yeni filmler aldık, bazılarını seyrettik bazılarını seyrederken uyuyakaldık, anne baba ada oyunlar oynadık, aynı oyuna ikinci kez gittik...

sevdik seni tatil. nisanda yine gel :)

bye bye emzik...

Ada emziği bıraktı. Not düşelim unutmayalım. Kendi kendine hem de. Silikon emzikleri dişleri ile parçalamaya başlayınca kauçuk emzik-ler almıştım. Onları da dişleri ile kesmeye ve bu durumdan rahatsız olmaya başladı. Önce babaannesinde emziksiz uyumaya, sonra evde emzik istememeye, hatta verilen emzikleri aaaaaaahhh şeklinde itmeye başladı. Son üç gündür emziksiz uyuyor.

Ben emzik emen bebeleri pek severim. Çok tatlı gelir bana. Doktor 2 yaşına kadar emebilir bir sakıncası yok dediğinden içim rahattı. Bir de, emzik mi parmak mı diye düşündüğümde tercihimi hep emzikten yana kullandım. Emzik daha kolay vazgeçilebilir ya parmak? her daim yanında...

Ben bebeyken, emziğimi halamda unutmuşum, bir iki mıkırdanmışım annem halamda kaldığını söyleyince bir daha istememişim. Eşim çok uzun zaman beş parmağında beş emzikle dolanmış. Ada da böyle kendi kendine bıraktı.

Darısı tüm isteyenlerin başına.
Biz yine de maşallah diyelim de yarın emziğimmmmm diye tutturmasın :)

4 Şubat 2011 Cuma

Ada'nın caillou sevgisi...


Caillou'yu ilk olarak canım arkadaşım Özlem'in kızı Deniz'de duymuştum. Henüz Ada fikri bile ortada değildi. Nedir diye sorduğumda "bi oğlan işte" demişti. Sonra Ada doğdu, büyüdü... Ada yaklaşık 18 aylık olana kadar yanında tv açmadık, sonradan ana haber bültenini açar olduk ama Ada hiç ilgilenmedi televizyonla. Bir de Naze'nin annesi Aslı (özledim bu arada Aslı'cım) bize sitikırlı bir Kayu (ismin orjinalini yazmaya üşendim) kitabı getirmişti, hımmm demek buymuş dedik.

Ve geçen aylarda bir gün...

Televizyonda Kayu'ya rastladık. Ada seyretti ve çok sevdi. Daaaaa (Kayu demek) aşağı Daaaa yukarı. Sabah ve akşam bir iki bölüm seyrediyor şimdi. Ama o kadar akıllı ki, dvd player'a cd'yi sokmaya çalışıyor ve kendi istediği saatlerde de izlemek istiyor. Çoğu kez kandırıyorum ama bazen Daaa sevgisine yenik düşüyorum. Hep aynı bölümleri izlemesin diye 2 tane dvd aldım. Böylelikle Kayu pazarına ben de katıldım. Aslında alttan alta çizgi filme gıcık oluyorum. Nedenini tam bulamadım. Bir kere eğlenceli değil, bilgilendirici mi peki? Evet. Kayu ile pek çok şey öğrenilebilir. Ada öğrensin diye seyrettirmiyoruz, bence hiçbir tv olayı sırf öğretici olduğu için seyrettirilmemeli. Güzel şeyler de var içinde, aile ilişkileri, hayvan sevgisi, çalışan anne baba gibi temalar sık sık gözümüze gözümüze sokuluyor.

Neden hep aynı giysiyi giyiyor bu anne baba çocuk diye düşündüm bugün. Geçen bölümlerden birinde karlı bir kış gününde anne baba battaniye altında otururlarken Kayu hala şortluydu :) Sonra cevabı buldum; karakterle özdeşleşme için hep aynı kalması gerekiyor. Süpermen'de hep aynı giysiyi giyer ama değil mi? Bu arada Kayu pazarı ciddi bir şey. Kayu'nun her bir şeyi var, top, masa, sandalye, kova kürek, defter kalem, oyuncak... Şimdilik o alanda sadece dvd alımıyla sınırlı kaldık ve kalmaya da devam edeceğim. Kayu'yu sadece evimizde izleyebiliyor Ada, babaanne de Kayu yok. Asla orada Kayu seyretmek istemiyor. İlginç...

Bir de çizgi filmin dublajıyla ilgili ciddi sorunlar var. Bu işlerden biraz çakan biri olarak dublaj stüdyosunda nasıl sıkıntılar olduğunu bilirim. Bazen annenin sesi hoop öğretmenin sesi oluveriyor, bazen baba yoldan geçen bir amca oluyor. Bir de (amannn ne çok şey var söylenecek) tercüme sıkıntısı olduğu aşikar. "Akşam yıldızını gördüğümü düşünüyorum" dedi büyükanne bugün. Hoppalaaaa, biz böyle konuşmayız ki... Ve son ama en önemli şey Kayu'nun babasının gökgürlemesine karşı oğluna dua öğrettiği bölümdü ki tüylerim diken diken oldu. Bu kadar da zorlama olmaz. Baba ve oğul karşılıklı oturmuş çikolata içiyorlar, babası oğluna korktuğu zaman eliyle üçe kadar saymasını söylüyor. Oysa dublajda ciddi bir dua var! Peki eller ne oldu hocam?

Kayu mevzusu uzar gider, ben lafı kısa keseyim.

Ahhh oğluşumun doğum günüsü de yaklaşıyorrrr, ne yapsam Kayu'lu pasta mı yapsam :p

son bir ek: jenerik seyretmeyen bizden değildir diyen ezel hocamın kulakları çınlasın, fark eden var mı jenerikte bülent ... diye biri var :) kendisinden rica edelim bölüm öykülerine bir el atsın, madem Türkiye'de bu denli seviliyor, Kayu Bodrum'da, Kayu sünnet oluyor, Kayu küçük altınlarını ne yaptı, Kayu'nun kedisi alerji yapar mı gibi bölümler yazılsınnnn :)

1 Şubat 2011 Salı

otican iş başında...

Kedimiz Oti'nin çok ama çok yaramaz olduğunu bilmeyen yok. Oti evin kuduruk oğlanı, bazen bizi çoook sinirlendirse de onu ayrı seviyoruz. Sabahları uyandım mesela, hani insan gözlerini açar ama daha uyumak ister. Yok! uyuyamazsın. Çünkü Oti gözünü açma sesini bile duyar ve başlar miyavlamaya. Miyavlamak daha çok ulumak gibi... Öyle hayal edin... Ada çoğu kez Oti'nin sesine uyanır, diyelim uyanmadı, ben yavaş adımlarla kapıyı açar ve Oti'nin yanına gelirim, maması mı eksik? hayır, suyu mu bitmiş? yooo, kuma bakarım pis mi diye, o da temiz. Peki niye miyavladın Otican? suratıma bakar ve kuyruğunu nazlı nazlı sallayarak salona geçer, uyumakta olan Sezar'ın üstüne atlar veya koltukta uyur. Olan bana olur! Neyse, kapıları açar, hatta kilitler, klavyeden harf söker, masanın üstündekleri devirir vs. vs... Geçen akşam yemekte tavuk vardı, tabakları masaya koyduk, mutfaktan ekmek su vs. getiriyoruz. Ada birden bire çığlıklar atmaya başladı. Oti koca tavuk butunu almış, sehpanın altında kemiriyor! Ada'yı ilk defa bu kadar korkmuş gördük. Ada'yı sakinleştirmek epey zaman aldı. Yemek yerken de durmadan Oti'nin tavuğu çaldığını kendince anlatıp durdu. Yemeğini çaldığı için mi, ilk defa masadan bir şey aşırırken gördüğü için mi bilemiyorum ama Ada korktu! Daha dikkatli olmamız gerekiyor.

Bunun dışında Ada'nın kedilerle arası hele de Oti ile arası çok iyi. Onunla boğuşmaya bayılıyor. Arada kulak ve kuyruk çekmeye minik tırnaklarla karşılık verse de Oti de Ada'yı çok seviyor. İyi ki kedilerimizden vazgeçmedik. Her türlü yaramazlıklarına rağmen...

minik bir detay: kedilerimizin tüm aşıları tam, tüy yutma vs. için de düzenli olarak kist aşısı oluyorlar, endişe etmeyiniz... :)