Adanin cicisi evleniyor. Yani benim biricik kız kardeşim... O hala benim minik kızkardeşim belki ama yakinda evinin hanimi olacak. Düşündükçe ve hazırlıklar yoğunlastıkça anliyorum. Hey gidi günler heyyyyy... İlkokulda benim niye kardesim yok isyaaaaan diyerek dünyaya gelisini sagladigim canim cadım yaklasik bir ay sonra gelin olacak. Umarim ve eminim her sey cok guzel olacak canimin ici coooooook mutlu olacak. Paşasini buldu nihayetinde. Yine de minik bir burukluk yok degil icimde. O evin minigi o evimizin asi ruhu o evimizin ozgur vili'siydi. Ozgur vili olmaya devam edeceginden hic kuskum yok :) canim cici cooook mutlu ol hep o guzel yuzun gulsun e mi? 
3 Eylül 2012 Pazartesi
Ada konuşuyor
Ada, yaşıtlarına gore biraz (hatta epey) gec konustu. Hatta bu konuda bir ara -eyvah birseyler yapmali dusuncesi ile konusma terapistine gittik. 3 seans sonra terapistin bir seye yaramadigini fark ettik. (elbette bu bizim icin gecerli yoksa terapistlere inanmaktayim) akisina birakmaya karar verdigimiz an Ada konusmaya basladi. Ayni sey tuvalet egitimi icin de gecerliydi. Ada'ya sanirim 2 yasina dogru lazimlik alip denemistik. Fekat cis kaka diyemeyen yavruyu zorlamadik. 3 yas dogumgununde hala bezliydi. Mayis ayi gibi kitaplar dergiler ve gorseller esliginde tuvaleti nasil yapacagini anlattik. Bir haftaya kalmadan tuvalet olayi cozuldu. Ada'nin olayi sanirim bu; hazir olmak. O bir seylere hazir oldugunda biz de bunu anliyor ve harekete geciyoruz.
Ada simdilerde okullu oldu. Gecen hafta 3 gün okula gitti. Ve okullu olur olmaz bilin bakali ne oldu? Tabii ki ateslendi burun akti vs... 30 Agustos ve ates sebebi ile 2 gün gidemedi okuluna. Bu yil hep guzel seyler olsun, okullar sevgi ile dolsun :))
Son bir söz;
-ada ogretmeninin adi ne?
-seeeeeennnn ( ogretmen adaşım) ;)))
29 Temmuz 2012 Pazar
Ada Bozcaada'da...
Temmuz ayi gelir gelmez bizi bir heyecan sarar. Adaya gitme vakti gelmistir. Yol guzeldir, ne de olsa adaya gidilmektedir. Canakkalede kahvalti molasi verilir, mis gibi memleket kokusu cigerlere cekilir. Adaya ayak basmamizi saglayacak feribota binildiginde artik heyecan doruktadir :)
Ve guzel ada... Buzzzzz gibi suyu, serin aksamlari, leziz yemekleri... Pansiyondaki kucuk odamiz ve sokaktaki kosemiz :) her sey bir evvelki yilda biraktigimiz gibidir...
Ada sevdamiz bitmez.
Bu yilda cok guzel 12 gun gecirdik. Bir kisminda can arkadaslarim Ozlem ve Tubi esleriyle ve yavrulariyla gelerek bizi mesut bahtiyar eylediler :P
Can, Deniz ve Ada cete kurmak, adadaki limonata stoklarini tuketmek ve gece uyumak konusunda aralarinda anlasarak sira olusturmak yoluyla! Eglenceli anilar yarattilar. Onlar gidince biraz sessizlestik... :( daha cok uyuduk denize aksamlari (6 da denize gidiyorduk bazen) gittik vs... Veeee adayi bayramda bir kez daha gelmek uzere terk ettik...
Ada bozcaadayi cok seviyor. Boyle uzun ve sessiz kumsallar, boyle temiz bir deniz baska yer yok. Ben tatilde ic ice sezlong-kalabalik-muzik vs. Hoslanmiyorum. Daha cok emekli muallime hayati seviyorum. Plajda mumkunse kimse olmasin olursa da aramizda bi 5-10 metre olsun istiyorum. İnsanlarin konusmalarini degil denizin ve oglumun sesini duymak istiyorum. Bu nedenle ada bir cennet. Elbette ada da o eski ada degil. Her yil biraz daha kalabaliklasiyor. Ama yine de hic bir tesisin olmadigi koylari insanlarin daha az ragbet gosterdigi yerler...
Ada kumsalda oynamaktan cok mutlu oldu. Deniz suyu sasirtacak dereced sicakti, pek denize girmediginden sorun yoktu bu konuda gerci :) bir kere kolluk ve simidini takip denize atlamasi yoluyla bizi hayrete dusurdu.
Son gun yemek yerken besledigim anne kedi tarafindan tirmalanmamla bu yil ki kedi tirmigi vakasini da atlattim. Feribota dakikalar kala saglik ocagina gitsem mi asi olsam mi diye dusunurken koca kisisi "bi sey olmaz ya" dedi. Can dostum veterinerim gulfem de "asi olma bi sey olmaz" diyerek kocaya destek verdi. Garsonlarla kedinin saglik durumu hakkinda kisa bir hosbesten sonra kediyi ara sira gozlemlemesi icin esinakiye teslim ettim. Sonuc: kedi de ben de iyiyiz. Kudurmadik :)))
Ada icin yemek vakti geldi... Devami aksama...
Not: ipad marifeti ile yaziyorum turkce karakter ve yazim hatalari icin ozur diliyorummmmm ;(
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Yazmaya yazmaya yaz geldi...hatta geciyor.
Benim bir blogum vardi degil mi?
Super bombastik fantastik yazilarla yakinda...
8 Şubat 2012 Çarşamba
hınhın mama
Ada bu akşam -pek çok akşam gibi- yemek yemedi. Akşam babaannesinden eve gelince -ve tahminimce acıkınca- oyuncak telefonunu eline aldı, büyük bir ciddiyetle tuşlara bastı. Telefonu kulağına götürüp;
- alooo, hınhın mama (motorla gelen yemeklerin genel adı) gell gelll...
böylelikle oğlum ilk yemek siparişini de verdi.
tarihe geçelim lütfen.
30 Ocak 2012 Pazartesi
ortaya karışık

Habire yazacağım diyen ve yazmayan blog sahibesi benim! Nedenlerim var; tembellik ve aşırı tembellik. Yoksam cepten her gün blogları takip ediyorum. Yaşasın telefon... Bi de tivitir sardı beni, oraya yazınca bloga iyice üşenir oldum... bozcaadalikedi adıyla fırt fırt yazan benim :)))
Bu aralar fizik tedavi oluyorum. Boyun fıtığı olmuşum. Nedeni bir hapşırık da olabilirmiş, ani bir fren de... Nedeni bence koltukta uyuyakalmak, spor yapmamak ve stress... Fizik biraz iyi geldi gibi ama sırt ağrılarım hala tam olarak geçmedi... umutluyum geçecek...
Ada oyun grubuna gidiyor ve çok memnun hayatından. Maşallah, biz de sevdik. Babası götürüp getiriyor. Canım kocam benim :) İki haftalık sömestre tatilince ben getirir götürürüm diyordum ki "fiziksel" şartlar engelledi. Yine de fizikten çıkıp son dakika okuldan almaya gidebildim bir kaç kez. İlk gün gittiğimde kapıyı açan öğretmen bana bakıp "buyrunnn" dedi. Kısaca; siz kimsiniz hayırdır??? manası taşıyordu :) Utanarak ben Ada'nın annesiyim dedim. Kadın ne yapsın, bir kere okul tanıtım gününe gitmiştim... Haaaaa! diyerek içeriye buyur edildim. Bir gün de fiziği kırdım oğlumu okula götürdüm, derslere girdim. O gün yeşil günüymüş, yeşil kavramını öğrendim oğlumla. bi süre yeşil bi şey görmesem iyi olur :)
Tatil tatlı. Bir haftası geçti bile. Haftayı okula giderek, gezerek, okuyarak, misafirliğe giderek, misafir kabul ederek ve eğlenerek geçirdik. Ev annesi olmak zormuş bu arada! Evde olup çocuk bakan annelere saygım bir kat daha arttı. Özellikle 3 yaşa yaklaşırken oyalamak-eğlemek epey zor.
Oğluşla aşkımız her gün büyüyor. sanki her gün bir öncekinden daha fazla seviyorum Ada'mı. Bir de 3 yaşa 2 kaldı... Ne de çabuk geçiyor günler.
Bebeler, hamileler, yeni doğum ve hamilelik planları sardı çevremi. Arkadaşlarım arasında hamile ve doğum haberleri artıyor. Sevindirik oluyorum, çoğalıyoruz, büyüyoruz :)))
öptük be blog!
foto: yazdan kalma bir günden. hadi be yaz... gel artık :)
30 Aralık 2011 Cuma
Hey 2012!
Hani, misafirliğe gideceğin evi ararsın ya; Biz çıktık yola, geliyoruz, bir şey lazım mı? diye... Hah!
Madem sen de çıktın yola, varmak üzeresin şu aşağıdakileri getiriver canım;
1. Sağlık, sağlık, sağlık... Gerisi laf aslında... Hep sağlıklı olalım.
2. Neşe... Pür neşe dolalım, enerji fışkırsın her yanımızdan.
3. Para... Mümkünse çok olsun. Lazım :)
4. Yaratıcılık.
5. Bol vakit.
6. Diyette başarı, azim :)
7. Suskun bir zihin, dingin bir kafa...
8. Oyun, oyun, oyun.
9. Dostlarla bol kahkaha.
10. Aşk'ola...
Mutlu yıllar blog!
Kediler, Ada ve ben öperiz.
2 Kasım 2011 Çarşamba
Şemsi Paşa Pasajında Sesi Büzüşesiciler
Ada bunu (başlığı) söyleyebiliyor...
Derrrrrmişim...
Yok, tam tersine konuşmuyor. Ne kadar az o kadar iyi. Beden dili mimik süper, dil gelişimi "otur sıfır" tadında... Bunu önce önemsemiyor gibi yapıp önemsedim, sonra ciddi ciddi "bi sorun mu var acep" tribine girdim, sonra alıştım... Yaşıtları gürül gürül konuşuyor, Ada hala işaret dili ile işini görüyor. Dr amcamız oyun grubuna götürün iyi gelir dedi, gidiyoruz 1 aydır. Henüz bir gelişme olmadı (bu konuyu yani okulu başka bir yazıda anlatacağım)
Sanırım 3 yaşa kadar bekleyeceğim, baktım hala tık yok o zaman düşüneceğiz.
Canım arkadaşım, meditasyon eğitmeni S. "ben insanları susturmak için eğitiyorum, bırak konuşmasın, o kendini çok güzel ifade ediyor, her şeyi anlatıyor" dedi. Haklı. Bekleyeceğiz. Ama sabırsızlanıyoruz da...
Ada'nın sözlüğü ve söyleyebildikleri:
Anne
Baba
Seda
Gel
Aç
Bobo (oyuncak ayı ve çizgi film)
Fu (Su)
Mum
Mama
Çiş
Meyawww (kedi)
Havhav (köpek)
Üüü (Horoz)
Gak (Karga)
Vupvup (Vapur)
Hınhın (Araba)
Hırrrnnn hırrnn (Motorsiklet)
Mee (Koyun)
Mööö (İnek)
Mö-fu (İnek suyu yani SÜT )
Bızzz (Arı)
Cikcik (Kuş)
Ağaç
Aç
unuttuklarım da var elbet, şimdi aklıma gelenleri yazdım. tarihe geçmesi açısından :) görüldüğü üzre taklide dayanan sözcüklerde oldukça başarılı, ayrıca tüm hayvan seslerini (deve ve domuz da dahil olmak üzre :)))) taklid edebiliyor.
Sanırım yavaş yavaş çözülecek dili.
Sabır...
30 Ekim 2011 Pazar
yeniden başlasak...
Merhaba.
Artık devamlı yazacağım. Uzun uzun... İnsan yazdıkça rahatlıyor sanki, düşündükçe değil. Ülke olarak ne garip bir sınavdan geçiyoruz. Acı üstüne acı... Bitsin gitsin, bir daha uğramasın. Dün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'ydı, geçen hafta bugün Van'da deprem oldu, yıkıldı insanlar. Ne çabuk tarihe karışıyoruz, dün bugün geçen hafta bir yıl önce... Her şey unutulup gidiyor, acılar çeken için baki kalıyor.
Van için güzel şeyler yapılıyor, yapılacak ama insan düşünmeden edemiyor, el ayak çekilince oradakiler ne yapacak? Yardım kolilerinin içine eskileri koyanlar bunu da düşünüyor olmalı. Yeni fikirler, yeni hayatlar kurulacak orada. Yeniye de destek olmalı.
Beni en çok saatler sonra kurtarılan, annesinin tükürüğü ile beslenen Azra bebek etkiledi. Sanki "yeni hayatına" bir kez daha doğmuş gibi. İkinci kez doğurdu annesi onu. İnsan empati yapmadan duramıyor... Bir yıkıntının içinde nasıl beslenir bebek? O anneye nasıl bir sabır verilmiş ki saatlerce dayanabilmiş.
Van'da eşimin kuzeni eşi ve çocuğu da vardı. Devlet memurları. İyiler, evlerinde hasar var ama iyiler. Çok şükür.
Herkes iyi olsun, hele çocuklar. Hep gülsün çocuklar, hep mutluluk olsun onlara...
Meleklerle Yaşamak kitabını okuyorum bugünlerde.
Melekler hep çocuklarımızı korusun. İstemeyi unutmayın. Hep meleklerinizden yardım isteyin, çocuklarınızın yanında kalmalarını, onları korumalarını isteyin. Olsun...
Sevgiyle,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)