Evet,29 Eylül 2007 Cumartesi
veteriner olmak istiyorum
Evet,öğretmen olmak

yeniden öğrenciyim
sigara yasağı

28 Eylül 2007 Cuma
yorgun

Okuldan az önce geldim...
uykum var,
ödevlerim var,
yazmam gereken raporlar,
metinler
yapmam gereken ütü
toparlanacak bir ev
dağınık bir mutfak
...
daha sayayım mı?
kafam kazan gibi oldu...
Yarın altı saat üst üste derse gireceğim,
ama...
OLSUN VARSIN YAŞAMAK GÜZEL,
HAYAT GÜZEL,
DAHA FAZLASI DA GELSE HALLEDERİZZZZZZZ
* nasıl gaz ama?
:))))
27 Eylül 2007 Perşembe
şiir
Muhsin Ertuğrul Sahnesi...

İstanbul Şehir Tiyatrosu, İstanbul Şehremaneti’nden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne evrilen tarih kesitinin en önemli kültürel varlığıdır.
1870 imtiyazı ile inşa edilen, 1970 yılında yanan ya da yakılan Tepebaşı Tiyatrosu’nun yadigarı saydığımız tek tiyatro binası, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Şehir Tiyatrosu tarihinin yaşayan simgesi, tiyatromuzun kalbidir.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, kentin merkezinde yer alan “çok amaçlı virüs”ten sakınabildiğimiz tek tiyatro binamızdır. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, bütünlüğü bozulmadan korunmalıdır. Zinhar yıkılmamalı, başka işlevlere iliştirilmemelidir.
İstanbul Şehir Tiyatrosu, 93 yıla uzanan nitelikli sanat serüvenini, “özerk” bir tiyatro kurumu olarak ve dünyadaki benzerleri gibi yasal güvenceye kavuşarak sürdürmelidir. Türkiye tiyatro tarihinin büyük belleğini oluşturan Şehir Tiyatrosu’nun, dünya sahnesinde söz sahibi olmasının yolu, özerk statü ile teminat altına alınmış sanatsal yaratım süreçlerinin önünü açmaktan geçecektir.
2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlanan/hazırlanması gereken İstanbul kentinin, tiyatro binası sayısına ilişkin üzücü yoksulluğu, kader değildir. Şehir Tiyatrosu, kent merkezinde, tarihine ve statüsüne yaraşır bir tiyatro binası kompleksine bir an önce kavuşturulmalı, bununla yetinilmemeli, İstanbul kenti, tiyatro, opera binaları, konser salonları ile donatılmalıdır.
Kentin ve kentlinin yoksullaştırılmış belleğine ve 93 yıla uzanan tarihinde 49 ayrı tiyatro binasında oyunlar oynamış, bu binaların çok büyük bölümünü sanat dışı işlevler uğruna yitirmiş Şehir Tiyatrosu’na yeni bir darbe vurulmamalıdır. Kentimizi tiyatronun büyülü ışığı ile aydınlatmak için birlikte atacağımız her adım, geleceğimizi inşa edecek. Tarihin bu çok keskin kavşağında, hep birlikte olmanın gücünü ve değerini biliyoruz.
Lütfen dinle İstanbul, bugün susuyoruz.
İstanbul Şehir Tiyatrolular
uçtu uçtu Kıt Kıt uçtu...

Hürriyet ve Milliyet teyzeler bizim karşı apartmanda oturuyorlar. Mahallenin son baskı her daim bu teyzelerde. Geçen sabah kedilerin saldırısına uğrayan bir güvercini beraberce kurtardık. Daha doğrusu onlar hiç çıkmadıkları evlerinin balkonunda durup bana akıl verdiler. İşe gitmek zorunda olduğumdan güvercine iki gün onlar baktı. Kıt Kıt adını verdiğimiz küçük ve uçamayan güvercinimizi sonunda G. e götürdüm, hiç bir şeyi olamadığını bir kaç gün içinde uçacağını söyledi. Kıt kıt' a bir gece de biz baktık. Yatak odasının balkonunda Sezar ve Oti' ye çaktırmadan...:) Sabaha kadar balkonda uçma denemeleri yapan Kıt Kıt' ı sabah pencerenin kenarına koydum ve... Pırrrrrr dedi uçtu. Henüz kanatları çok güçlü değil, kısacık bir an sonra karşı çatıya kondu. O an keşke salmasaydım dedim ama balkonda kendini sürekli camlara vuruyordu, dışarıya çıkmak için can atıyordu, çamaşır ipine boynu takılıyordu vs... Sonra bir kez daha uçtu. S.la onu takip etmeye çalıştık ama en sonunda gözden kayboldu. O günden beri maması ve suyu camın pervazında duruyor. İstediği zaman geri gelebilir....
Kıt Kıt...
Mutlu ol, sağlıklı ol...
Ara sıra bize de gel?


