29 Eylül 2007 Cumartesi

veteriner olmak istiyorum

Evet,
Veteriner olmak istiyorum. Canım arkadaşım G. veteriner, o da öğretmen olmak istiyor... Bu işte bir yanlışlık var, neden bu ülkede insanlar istedikleri mesleği yapamıyor? ÖSS ye girmem, üstelik fena halde mat. ve fen çözmem gerek kiiii bu da benim için imkansız...:(

Komşumuz F. Abla accaaaaip bir hayvanseverdir. Şu an evinde bir ördek var. ( Kedi, köpek ve karga da var) Petshoplardan birinde ölmek üzereyken almış. Ama ördekciğin ayaklarında bir sorun varmış, henüz gidip göremedim. Sanırım yarın gideceğim. G. bize geldiğinde onu aradık, ayakları için fizik tedavi ve vitamin önerisi verdi G.

Bakalım ördek iyileşecek mi?

Vet. olsam kesinlikle araştırmacı, yenilikçi bir vet. olurdum. Ama bu duygusallıkla vet. olunur mu onu da düşünmek lazım.

sanırım hayır???

öğretmen olmak


Bugün üniversiteden dönerken eski öğrencim Ö. aradı. Buluştuk. Kocaman adam oldu Ö. ufacık tefecik bir şeydi onu ilk tanıdığımda, şimdi üniversite öğrencisi... Bana çay ısmarladı, oturduk eskilerden, anılarımızdan konuştuk. Öğrencim şimdi arkadaşım gibi. Ben de çok yaşlı bir öğretmen gibi konuştum ama...:)

Okulu bitince çalışmaya başlayınca işadamı olacak ve ilk maaşıyla beni boğaza Lacivert' e götürecek, söz verdi.

İşte o zaman yaşlı bir öğretmen olurum herhalde

:(

yeniden öğrenciyim


Salı, Perşembe ve Cumartesi günleri üniversiteye gideceğim...


Uykusuz gecelerde,

Yorgun gözlerde,

Yazılması gereken ödevlerde, ( bi de tez yazacağım düşünülürse...)

Seyredilecek oyun ve filmlerde,

Buluşmak üzere...


Her şeye rağmen öğrenci olmak çok güzel...


* adımı pollyanna olarak değiştiriyorum :)

sigara yasağı


Bu salı ilk kez master derslerim için üniversiteye gittim. Okula girer girmez değişiklikler başladı... Kantin epey değişmiş, adeta şu yeni nesil kahve dükkanları gibi şıklaşmış. Eski plastik sandalyeler yerini deri koltuklara bırakmış. Saat beş civarı kapanan ve hangi saatte olursa olsun yiyecek bulunmayan kıytırık büfe, çok şık bir cafeye dönüşmüş... Fiyatlar aynı gibi bir tek kahve çok pahalı.

Buraya kadar iyi, güzel de...

SİGARA İÇMEK YASAKLANMIŞ...

üniversite yönetimi binanın tarihsel yapısını korumak ve yangın tehlikesinden kurtulmak için tüm okulda sigara içmeyi 1 Ekimden itibaren yasaklamış. Bir oda ayrılmış sigara içenler için, o oda nerede bilemiyorum. Aslında bilmek de istemiyorum...


Komik olan şey üniversitemizin eski tütün fabrikası olması :)

28 Eylül 2007 Cuma

piknik


Havalar bu kadar güzel giderken acaba diyorum bir yerlere pikniğe felan mı gitsek?


Kızlar, ne oldu bizim Büyükada planımız? Hani D. gelince gidiyorduk?


Hadi bi plan yapalım-mı?

yorgun


saat 00.07

Okuldan az önce geldim...

uykum var,

ödevlerim var,

yazmam gereken raporlar,

metinler

yapmam gereken ütü

toparlanacak bir ev

dağınık bir mutfak

...

daha sayayım mı?

kafam kazan gibi oldu...

Yarın altı saat üst üste derse gireceğim,

ama...

OLSUN VARSIN YAŞAMAK GÜZEL,
HAYAT GÜZEL,
DAHA FAZLASI DA GELSE HALLEDERİZZZZZZZ

* nasıl gaz ama?

:))))

27 Eylül 2007 Perşembe

şiir



TABLO


Kedi kadının yanındaydı,

Kadın gecenin yanındaydı.

Kedi gitti geceye değdi,

Karardı,

Döndü kadına değdi.

Bir kadın portresi belirdi;

Elinde siyah bir gül vardı,

Kucağında kırmızı bir kedi.

Not:
Şiir Özdemir Asaf
Tablo Muhsin Bilyap

Muhsin Ertuğrul Sahnesi...


Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi YIKILIYOR.

Çok kısa bir zaman sonra yok olacak...

Aşağıdaki yazıyı, sahne yıkılması diye uğraşan bir grup İ.B.Ş.T. li oyuncunun yaptığı bir blogdan aldım...


S. ve arkadaşları pek çok toplantı yaptı ama sonuç değişmiyor, değişmeyecek...


Bugün Kültür ve Turizm ( ikisi birden nasıl oluyor hiç anlamadım) Bakanı NTV' de sanatçıların sorularını yanıtladı. Konuşmanın sonunda Mor ve Ötesi' nden Harun " Muhafazakarların muhafaza etmeleri gerekenlere dikkat etmesi gerekir" gibi bir şey söyledi. Başka lafa gerek yok sanırım.




İstanbul: Susuyoruz, lütfen dinle!

İstanbul Şehir Tiyatrosu, İstanbul Şehremaneti’nden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne evrilen tarih kesitinin en önemli kültürel varlığıdır.
1870 imtiyazı ile inşa edilen, 1970 yılında yanan ya da yakılan Tepebaşı Tiyatrosu’nun yadigarı saydığımız tek tiyatro binası, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Şehir Tiyatrosu tarihinin yaşayan simgesi, tiyatromuzun kalbidir.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, kentin merkezinde yer alan “çok amaçlı virüs”ten sakınabildiğimiz tek tiyatro binamızdır. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, bütünlüğü bozulmadan korunmalıdır. Zinhar yıkılmamalı, başka işlevlere iliştirilmemelidir.

İstanbul Şehir Tiyatrosu, 93 yıla uzanan nitelikli sanat serüvenini, “özerk” bir tiyatro kurumu olarak ve dünyadaki benzerleri gibi yasal güvenceye kavuşarak sürdürmelidir. Türkiye tiyatro tarihinin büyük belleğini oluşturan Şehir Tiyatrosu’nun, dünya sahnesinde söz sahibi olmasının yolu, özerk statü ile teminat altına alınmış sanatsal yaratım süreçlerinin önünü açmaktan geçecektir.

2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlanan/hazırlanması gereken İstanbul kentinin, tiyatro binası sayısına ilişkin üzücü yoksulluğu, kader değildir. Şehir Tiyatrosu, kent merkezinde, tarihine ve statüsüne yaraşır bir tiyatro binası kompleksine bir an önce kavuşturulmalı, bununla yetinilmemeli, İstanbul kenti, tiyatro, opera binaları, konser salonları ile donatılmalıdır.

Kentin ve kentlinin yoksullaştırılmış belleğine ve 93 yıla uzanan tarihinde 49 ayrı tiyatro binasında oyunlar oynamış, bu binaların çok büyük bölümünü sanat dışı işlevler uğruna yitirmiş Şehir Tiyatrosu’na yeni bir darbe vurulmamalıdır. Kentimizi tiyatronun büyülü ışığı ile aydınlatmak için birlikte atacağımız her adım, geleceğimizi inşa edecek. Tarihin bu çok keskin kavşağında, hep birlikte olmanın gücünü ve değerini biliyoruz.

Lütfen dinle İstanbul, bugün susuyoruz.

İstanbul Şehir Tiyatrolular

uçtu uçtu Kıt Kıt uçtu...



Hürriyet ve Milliyet teyzeler bizim karşı apartmanda oturuyorlar. Mahallenin son baskı her daim bu teyzelerde. Geçen sabah kedilerin saldırısına uğrayan bir güvercini beraberce kurtardık. Daha doğrusu onlar hiç çıkmadıkları evlerinin balkonunda durup bana akıl verdiler. İşe gitmek zorunda olduğumdan güvercine iki gün onlar baktı. Kıt Kıt adını verdiğimiz küçük ve uçamayan güvercinimizi sonunda G. e götürdüm, hiç bir şeyi olamadığını bir kaç gün içinde uçacağını söyledi. Kıt kıt' a bir gece de biz baktık. Yatak odasının balkonunda Sezar ve Oti' ye çaktırmadan...:) Sabaha kadar balkonda uçma denemeleri yapan Kıt Kıt' ı sabah pencerenin kenarına koydum ve... Pırrrrrr dedi uçtu. Henüz kanatları çok güçlü değil, kısacık bir an sonra karşı çatıya kondu. O an keşke salmasaydım dedim ama balkonda kendini sürekli camlara vuruyordu, dışarıya çıkmak için can atıyordu, çamaşır ipine boynu takılıyordu vs... Sonra bir kez daha uçtu. S.la onu takip etmeye çalıştık ama en sonunda gözden kayboldu. O günden beri maması ve suyu camın pervazında duruyor. İstediği zaman geri gelebilir....

Kıt Kıt...

Mutlu ol, sağlıklı ol...

Ara sıra bize de gel?

17 Eylül 2007 Pazartesi

Sezar




Dün sabah Sezarla balkona çıktık, baktım hava almaktan pek mutlu, tasmasını bağlayıp onu serbest bıraktım. Bir gözüm onda, diğer gözüm bilgisayarda maillerime bakarken... Birden bire Sezar hareketlenmeye, yerde debelenmeye başladı. Tasmasından rahatsız olduğunu düşünüp yanına gittim ve onu bağlı olduğu masadan çözmeye çalıştım ama nafile, tutmak ne mümkün. Giderek hırçınlaşmaya başladı, kendinden geçti, canavarlaştı. Onu tutmaya çalışırken elimi neredeyse parçalamış. İlk başta bunu fark etmedim, tasmasının demirini kırıp salona doğru koşmaya başladı. Allahtan salona koştu, ya balkondan atlasaydı? Çığlıklarıma S. koştu. Sakinleşince elimin acısını fark ettim. Parmağım hiç durmamacasına kanamaya başladı. Sezar o kadar korkmuş ki, arka taraftaki çalışma odasına, masanın arkasına saklanmış. En güzeli ise Othello' un onu sakinleştirmeye çalışamasıydı, normalde pek sevişmeyen bu ikili baktım birbirini yalıyor, öpüyor. Othello' nun ilk kez iyi bir şey yaptığını gördük...:)

Sezar saatler sonra yerinden çıktı. Titremesi geçmişti.

Bir daha balkona çıkmak mı?

Asla!!!

F.