30 Ocak 2008 Çarşamba

özet

Tatildeyim... Hem işokul hem de okulokul tatil....:)
Ödevlerimi de teslim ettim, karnemi de aldım.
Ama bir boşluğa düştüm ki sormayın a dostlar. Meğer ben evde oturamaz bir insanmışım. İş olmadan asla diyorum...Tatil şimdilik iyi, aslında yapacak çok iş var, teze başlamak, misafirliğe gitmek, misafir kabul etmek, kitap okumak gibi...

25 Ocak 2008 Cuma

bu ara gittiğim oyunlar


Tiyatroya gidince tüylerim ürperir. Sahne kokusu bir başkadır... Koltuğa gömülüp dikerim gözlerimi. Çok severim oyun izlemeyi. Geçen hafta üç oyun izledim. İlki Koca Bir Aşk Çığlığı; Tekst çok kötü, oyuncular genellikle özensizdi. Zorla izledim sanki, tadı yoktu. İkinci oyun Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz. Çok beğendim. Büyük orkestra, danslar... Oyunculuklar da çok iyiydi. Üçüncü oyun Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe; berbattı. Tek kelime ile berbat. Oyun değil de sanki müsamere.
Oyunculara da hep özendim. Sahnede olmak, o heyecanı hissetmek çok güzel bir duygu olmalı...

16 Ocak 2008 Çarşamba

kitap


Bugünlerde bu kitabı okuyorum. Topraklarımızda hiç farkında olmadan ya da kısa sürede unutarak yaşadığımız kadınları anlatıyor bu kitap. Nasıl çürüdüklerini, nasıl bittiğini kısa yaşamlarının. Duygusallaşmadan, yerinde saptamalarla anlatıyor. Bu hayatların daha çok insan tarafından bilinmesi gerekiyor. Sanırım onlarla ilgili bir çalışma-oyun veya senaryo- yapacağım.


Ne kadar görüyoruz etrafı,

Ne kadar aldırış ediyoruz hemcinslerimize?


Bence görmüyoruz, görmek istemiyoruz. Acı çekmemek için...
Batman' da kadınlar ölüyor' u okuyun. Metis y.e.

emek


Size de olur mu bilmem...
Bazen bir söz, bazen bir koku beni çok uzaklara ya da geçmişin bir hatırasına götürür. Bu akşam da seyrettiğim dizide bir sözcük bana çocukluğumu, annemi anımsattı...


Annem dünyamdır,


Annem bir tanemdir...


Bana onun yaptığı iğne oyalarını, dantelleri anımsattı o sözcük. Ben tülbentlere işlenen iğne oyaları sayesinde ben oldum. Üniversite harcımı, çok istediğim o eteği, her bayram günü cici elbiseleri bana annemin emekleri aldı. Fatoş bebeğimi aldı, cep telefonu faturamı onlar ödedi, kitap oldu bana okumam gereken... Annemin gözünün nuru, annemin emekleri beni ben yaptı.


Annem...

Bir tanem...

14 Ocak 2008 Pazartesi

bu hafta


Cumadan başlayalım. Hızlı bir işokul günüydü. Derse girdim, okul dışında bir toplantıya katıldım ve yine derse girdim. Akşam öğretmenlere eğitim verdim. Çok yorgun bir şekilde eve geldim ama mutluydum, çünkü Cuma akşamlarını seviyorum. Geç geldiğimiz için dışarıdan yemek sipariş ettik ve ikili koltuğumuzu açarak yatak haline getirdik. Dvd' ye film koyduk, patlamış mısırımızı elimize aldık ve ben uyuyakaldım:)))

Cumartesi temizlik yaptım, öğlen işokuldan arkadaşım S. a gittim. Yine işokuldan arkadaşım Ö. de oradaydı. İkisi de aynı ayda doğum yaptılar, ben iki bebeği de görmeye gidememiştim. ( Rezil ben) İki bebek de doktora gitme münasebetiyle aynı evde birleşince onları sevmek farz oldu. Çok ama çok tatlılardı. İki minik kız. İkisi de çok şirin... Eve dönünce çok yorulduğumu fark ettim, bebek bu kadar yorabiliyor demek insanı... Akşam G. ve annesi Ş. Teyze amerikan oynamaya geldiler. Güzel bir gece oldu:)

Pazar günü matineye Bernarda Alba' nın Evi' ne gittik. İyi bir oyun sayılabilir. Akşam M. anneye gittik börekler, kekler yedik.


Şimdi ne mi yapıyorum? Ödevimi yapmamak için elimden gelen her şeyi.

Öffff, çok zor bir ödev.

9 Ocak 2008 Çarşamba

canım fena halde ada çekiyor.


Bozcaada' yı çok ama çok özledim.


Neleri mi özledim?


  • Sabah kahvaltılarını,

  • Kahvaltı öncesi iskeleye inip gazete almayı,

  • Hafif giysiler giymeyi,

  • Neredeyse hiç tv seyretmemeyi,

  • Kahvaltı sonrası kahveleri,

  • Ne giysem diye düşünmemeyi, bikiniyi mayoyu kapıp evden çıkmayı,

  • Yolda portakallı Buzzz yemeyi,

  • Öğlen için bisküvi, kek, simit almayı ve bunları yol boyunca kemirmeyi,

  • Çeşmede durup meyve yıkamayı,

  • Araba kullanmayı,

  • Nereye gitsek diye düşünmeyi,

  • Sahilde yürüyüp bir yer beğenmeyi,

  • Buz gibi suya girmemek için nazlanmayı,

  • Buzzz gibi suya girmeyi,

  • Dalmayı, balık görünce sevinmeyi,

  • Kumlara uzanmayı,

  • Güneşi hissetmeyi,

  • Şemsiyenin uçmasını,

  • Pazardan aldığımız tuzlu yerfıstığını yemeyi,

  • Sahile birden mısırcının gelmesini,

  • Ya bir de dondurmacı gelse demeyi,

  • Dondurmacının hiç gelmemesini,

  • Bu son deyip denize girmeyi,

  • Kabuk ve taş toplamayı,

  • Dönünce Nuray ablanın bize ne pişirdiğini düşünmeyi,

  • Akşamüstü çaylarını,

  • Ne yesek akşama diye düşünmeyi,

  • Terasta mangal yapmayı,

  • Kapı önünde içki içmeyi,

  • Ada kedilerini doyurmayı,

  • Çan' lının yerinde çay kahve içmeyi,

  • Gülbin' lere uğramayı,

  • Gelen arkadaşlarımızı karşılamayı,

  • Arkadaşlara adayı tanıtmayı,

  • Çınaraltını sahibi avcı olduğu için protesto etmeyi,

  • OOOO, daha çok günümüz var demeyi,

  • Kavunlu dondurmayı,

  • Katina eşrafını,

  • Gece şarap içmeleri,

  • Markette ada çayı içip market sahibi ile konuşmayı,

  • Birgün buradan ev alacağız hayallerini...

ÖZLEDİMMMM... HEM DE ÇOOK ÖZLEDİM...

8 Ocak 2008 Salı

can baba' dan sevdiğim bi şiir


Sevgi duvarı


sen miydin o

yalnızlığım mıydı yoksa

kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi

dilimizde akşamdan kalma bir küfür

salonlar piyasalar sanat sevicileri

derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni

yakanda bir amonyak çiçeği

yalnızlığım benim sidikli kontesim

ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık

önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi

aramızda görevliler ekipler hızır paşalar

sabahları açıklarda bulurlardı leşimi

öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri

çöpçülerin elleriyle okşardın beni

yalnızlığım benim süpürge saçlım

ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak

bol çelik bol yıldız bol insan

bir gece sevgi duvarını aştık

düştüğüm yer öyle açık seçik ki

başucumda bir sen varsın bir de evren

saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi

yalnızlığım benim çoğul türkülerim

ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi


Can Yücel

S. sen çok yaşa.


Üşümekten bahsetmişken,

Canım balığım S. geçen sene doğumgünümde yukarıdaki fotodakine benzeyen bir ev çizmesi almıştı. Nasıl hayatımı kurtardı o çizmeler... Ayaklar dizlere kadar sıcacık:) Üşüyen herkese bu ev çizmeleri tavsiye olunur.


ps: Benimkiler daha güzel. Ponponları yok ama olsaydı da ya sezar yerdi, ya oti:)

ben ve linus


Linus ve ben akrabayız.

Battaniyeyle de akrabayız.

Hiç ayrılmıyoruz bu aralar.

Ha uzaktan akrabamız da var; sıcak su torbası ( aslında daha kısa ve daha afilli bir ismi vardı ya şimdi hatırlayamadım)

Hep beraber takılıyoruz; Ben,battaniye ve sıcak su torbası...

Doğalgaz faturası el yakıyor, ama ev bir türlü ısınmıyor.


:(

sevgilim hastalanmışşş:(


Bıyyyyyy...


Sevgili sevgilim hasta oldu:(

Evde çekilen burun sayısı 2 oldu...

Çorba,portakal+limon suyu,çiyayı kıskandıracak bir dürüm menü,ilaç, ballı ıhlamur henüz kar etmedi...:(


sevgilim,

çabuk iyileşşşşş...