29 Nisan 2008 Salı

mola


kedi gibi olmak istiyorum,
kaygısız başımı yaslamak minderin köşesine...
uzun uzun gerinmek,
avazım çıktığı kadar bağırabilmek,
tırmalayabilmek önüme her çıkanı,
düşünmeden.
sevmek istiyorum bir kedi gibi,
düşünmeden
tabağımdakileri silip süpürmek,
temizlemek her bir yeri,
kedi gibi olmak istiyorum.

22 Nisan 2008 Salı

23 Nisan Kutlu Olsun


23 Nisan Çocuk Bayramınız kutlu olsun...

21 Nisan 2008 Pazartesi

Riçi

Geçen hafta G. e gittim anne ve bebeğini sevmek için. Anne ve bebiş kafesteydi, pencere de açıktı, içerisi havalansın diye. Kapıyı açıp arada onlara bakıyordum ne yapıyorlar diye. Açık pencereden içeriye bir kedinin girdiğini gördüm, ama kediciğin durumu içler acısıydı, bir kere açlıktan incecikti, burnundan akan sümükler çok fenaydı, tüyleri yoluk yoluk olmuştu. Kısaca kedicik çok hastaydı. G. le kediyi yakalamaya çalıştık ama nafile. Kaçtı gitti, tabii ben vazgeçmedim, kısa aralıklarla kediye bakıyor yeniden gelip gelmediğini kontrol ediyordum, en sonunda tekrar geldi ama yine kaçtı. Dışarıya çıkıp kediyi araştırırken G. in tanıdığı bir yaşlı teyze halimi gördü, kediyi yakalamama yardım etti ama yine yakalayamadık. En sonunda aradan epey vakit geçmişken, teyze gitmişken ve bir kediyi yakalayamayacağımızı düşünürken zor da olsa kediyi itiş kakış yakaladık. Ve sonunda kafese soktuk. Bir süre sonra yaşlı teyze elinde paralarla geri geldi ve G. in eline kediciğin bakım parasını zorla sıkıştırdı. İyi olacak hasta doktorun ayağına gelmişti, sonrasında teyzecik bakımını üstlenmişti. Her şey çok güzeldi... Kediciğin adını da Riçi koyduk. Riçi şimdi iyileşiyor...:)

tatlı bebeklerimden biri geri geldi:(


Anne ve bebeklerini biliyorsunuz,


İşte bebeklerin en tatlışı kızımız geri geldi. Nedeni çok yaramaz olmasıymışşş:( Bebekler yaramaz olur zaten... Şimdi ona tekrar yuva arıyorum. Anneyi de artık G. den alıp işokulun bahçesine salmam gerek...

arkadaşımın başarısı


Üniversite arkadaşım A. İstanbul Film Festivali' nde gösterilen ve hayatının bir bölümünü anlatan Gitmek My Marlon and Brando adlı filmin hem başrolünde oynadı, hem de en iyi kadın oyuncu ödülünü kaptı. TEBRİK EDİYORUUMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM...

yaza yaza yaz geldi




Yaz başlıklı yazımdan sonra;




Topla kendini yahu dedim kendi kendime. Kendimdeki emir erim hemen toparlandı ve bana şöyle dedi;


-Moda' ya gidelim mi? Alırsın yanına kalemini kağıdını, hem bilgisayar icad olmadan da insanlar çalışıyordu...


Tamam dedim içimdeki emir erime, aldım kağıtlarımı kalemlerimi, vicdanımın sesini, kitaplarımı, doğruuuuu Moda' ya. Hop Kemal' in yerine... Coşkun abim sağolsun güzel bir simit, çaylar, kahveler ikram etti, hem yedim hem düşündüm hem yazdım hem keyif çattım. İyi oldu bu, ruhum toparlandı biraz.


Yaz havası her yere sindi. Moda ışıl ışıl cıvıl cıvıl, çocuk çocuk hep dışarda.


Eve gelince de dün yıkadığım balkonuma eski masayı çıkartım, bilgisayarımı açtım, şimdi bu yazıyı sonlandırıp el yazılarımı temize çekeceğim.


Balkonumda çok güzel, sevgilimle taze bahar çiçekleri diktik, dün çamaşır sularıyla kışın tüm kirini akıttım. Moda' dan gelirken de saksılarıma küçük kuşlu oyuncaklar aldım, hani saksıya dikilen ve rüzgarla sallananlardan...


Hadi diyor içimdeki ses, sevgilim gelmeden şu temize çekme işine başla.


Tamam canım.


:)

yaz

Offfff...

Kaçamak yapıyorum şimdi. Tezimden bunalmış biri olarak ve henüz sayfa sayımın daha çoook başlarındayken bu iş nasıl biter diye düşünürken yaz havası eve ve sokağa çökmüşken içim kıpır kıpırken kaçamak yapıyorum bu satırları yazarak.



Uzun süre bilgisayar başında kaldığımdan başım da midem de fena oluyor.



sonra devam etmek üzere.

18 Nisan 2008 Cuma

Of Offffffffffff

Ne çok iş var...
Yarın da çalışıyorum.
Bugün işokul çıkışı provam var, akşam dersim var, bir arkadaşımın doğumgünü var, yarın erkenden işe gelmek var, tezi yazmak var, oyunu yazmak var, kitapları okumak var, evde temizlik yapmak var, yemek yapmak var...
Şikayet ediyorum biliyorum ki hiç hoş değil, ama tüm bunlar üstüste gelince bir yerlerden bir sinyal geliyor. Mideme vurdu bu kez, Z. in kelebekleri gibi değil ama midemde kurkurrr eden ve sürekli yer değiştiren bir şey var...
Kendi kendime motivasyon cümleleri kuruyorum, kendi kendime GAZ veriyorum :)
Hadi, ben bu haftasonunu da atlatırım. Önümüzdeki hafta tatil. Çarşamba-Perşembe ve Cuma günü ara tatilimiz var, tezimi ve ödevlerimi bitirmek için son fırsatım.
Orhan Veli' den bir şiirle yazımı sonlandırıymmm
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.
Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: 'Sıkıntılar duradursun!'
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.

13 Nisan 2008 Pazar

iki film




S. im balığım sayesinde Z. ile iki filme gittik. İlki Rolling Stones belgeseli (bence konser kaydı) Shine a Light, ikincisi Paul Auster' in filmi The Inder Life Of Martin Frost... İkisi de çok iyiydi. Daha sonra devam etmek üzere yazıya bir virgül koyalım, uyumak için yatağımıza gidelim ve Mungan' ın elimizden düşmeyen son kitabı Kadından Kentler' i bitirelim. Yarın sabah kalkalım, ders yapalım, öğlen yine Taksim' e gidip bir film daha izleyelim, tiyatro festivaline bilet alalım, gelelim ve tekrar ders çalışalım...


Çünküüüüü, f. in çok dersi varrrr...:(

10 Nisan 2008 Perşembe

bahar


Bugün bu şarkıyı söylüyorum içimden. Bugün ilk defa bahar kokusu çarptı burnuma. Öğlen yemeğine giderken çiçekleri, ağaçları sevdim. Hava sıcak değil ama güneşli... Bahar geldi...


Ey hayat!

Seni bileklerim uçarıyken sevmiştim

Mağrur bir edayla bakıyordun dağlardan

Köpükler saçarak dövünen ırmak

Dudaklarında kabarcıklarla

Taze çayırlara karışırken

Ey hayat

Seni bileklerim uçarıyken sevmiştim

Mağrur bir edayla bakıyordun dağlardan

Toprak serin bir rüzgarı emerken her sabah

Arkadaş olmuştuk ateşli duygularla

Ey hayat

Seni bileklerim uçarıyken sevmiştim


Şiir: Nihat Behram

Müzik: Dinmeyen ( Sisler Bulvarı albümü)