27 Nisan 2010 Salı

bugün

bugün oğlum 13 aylık oldu,
bugün kuduz aşısının ikinci dozunu oldum,
bugün kötü haberler dinledim-okudum,
bugün insanların yüreğine merhamet diledim,
bugün iyi şeyler de olacağına inandım,
bugün "papatya" şarkısını söyleyip saçlarımı kestirdim,
bugün bahar yorgunluğumun bitmesini istedim,
bugün böyleydi işte...

26 Nisan 2010 Pazartesi

kuduruk tekir kedi

Selam!

22-25 Nisan tarihleri arasında öğrencilerle birlikte Efes-Kuşadası gezisi düzenledik, buralarda yoktum anlayacağınız. Oğluşuma babaannesi ve halası geceleri de oyundan dönen babası baktılar el birliğiyle. Beni hiç aramamış ve keyfi yerindeymiş (üzülsem mi sevinsem mi bilemedim) dün gece geç saatte döndüm, uyanıp beni gördü ama yüzüme bile bakmadı (üzüldüm) sabah biraz daha iyiceydi... Bırakıp işe geldim ve yine geç çıkacağım!!! Üstelik bu haftasonu da çalışmak zorundayım!!! :(
Neyse,
Biliyor musunuz ne oldu? Efes Antik Kent'in tam ortasında bir kedi gelip ayağımı tırmaladı!!! Eeee, ne var canım demeyin sakın, kedi-köpek tırmığı veya ısırığı kuduz açısından tehlikeli. Köpekli bir bekçi kediyi korkuttu, kedi de bir sütunun arkasına geçip acıyla ağlamaya başladı, bir bakayım şuna derken ayağımı köpek sandı ve saldırdı. Önce pek ilgilenmedim, kolonyalı mendille silip bantladım, sonra sevgili dostum vet. G.'i aradım, kedi sağlıklı görünüyor, ne yapsam acaba diye. Git aşı ol dedi. Oflaya poflaya Efes'i gezdim, Meryem Ana civarında Haydarpaşa Numune Hastanesi Kuduz Bölümünü aramayı ve konuşmayı becerdim (ne kadar beklettiklerini tahmin edersiniz) oradaki hemşire hemen aşılanın dedi. Oflamaya devam ettim ve bir karar vermeye çalıştım, olsam mı olmasam mı? Bu arada Efes'e dönüp bekçilere yakın zamanda o bölgede kuduz salgını olup olmadığını veya ölü hayvan bulup bulmadıklarını sordum. Öyle bir durum olmamış... İki arkadaşım benimle geldi ve Selçuk Devlet Hastanesi'ne gittim. İki doktor kedi tırmalamasından bir şey olmayacağını, kuduz aşısı yapmayacaklarını söylediler. Gıcık oldum, bir daha Numune'yi arayıp sordum. Hemşire kesinlikle aşı olmamı söyledi. İçeriye girdim durumu anlattım ve aşı olmak istediğimi söyledim. Eh peki madem istiyorsunuz vuralım dediler ve aşılandım. 3 yıl önce de bir yavru kedi tarafından fena halde ısırılmış ve aşılanmıştım ama aşıların geçerlilik süresi en fazla 18 aymış... Kuduz aşılarım burada da devam edecek.
Kuduz tedavisi olmayan bir hastalık olduğundan eğer bir hayvan tarafından ısırıldıysanız veya tırmalandıysanız hemen bir devlet hastanesine başvurun.
Aşı yapmak istemeseler de siz aşınızı olun. Bir de ısırıldığınız bölgeyi sabunlu suyla yıkamak çok önemli. Ben ne yazık ki Efes'in ortasında böyle bir şey yapamadım. Eğer mümkünse ısıran hayvanı gözetim altında tutun, bir hafta süresince sağlıklı yaşamaya devam ederse bir şey yoktur demektir.
Aşılandıktan sonra keyfim yerine geldi ve gezmeye devam ettik. Öğrencilerimin ilgisini görmeliydiniz :) Onlara da hikaye çıktı :)

21 Nisan 2010 Çarşamba

bizim evdeki national geographic belgeseli

İki kedi ve bir bebekli yaşamın ilk yılı sanıldığı kadar kolay geçmedi... Hamile olduğumu duyan herkesin ilk tepkisi "eee kedileri kime vereceksin" veya "kedilere ne olacak" oldu. Kedilere bir şey olmadı, ailecek yeni bir dünya kurduk kendimize. İlk günler tüy konusunda daha hassastım, ilk 40 günü veterinerimi de dinleyerek Ada ve kedişleri aynı odada tutmamaya özen gösterdim, Ada zaten odasında olduğundan bu durum zor değildi. Yine de Ada eve gelir gelmez Oti ve Sezar'la tanıştırdık, onu koklamalarına, odasını tanımak için gezmelerine izin verdik. En zor kısım emekleme dönemiydi ve Ada'nın kısa süre emeklemesi, gündüzleri babaannede olması ve sıkı temizlikle bu durumu da sorunsuz atlattık. Yürüme ile "kim beni tutabilir ki" dönemine giren Ada'yı kedilerden korumaktan çok kedileri Ada'dan korur hale geldik.

Ada hayvanları çok seviyor, kuşları, sinekleri, böcekleri, köpekleri ve elbette kedileri. Sokakta bir kedi görmeyelim, hemen sevmek istiyor :) Evdekilerle de arası iyi maşallah. Eve girer girmez ilk iş kedileri çığlıklar eşliğinde seviyoruz :) Sezar Ada'dan çok korkuyor, Oti ise çok seviyor Ada'yı. Çığlıklarına ve bir kaç sert hareketine rağmen Ada'ya sakin sakin yaklaşıyor, göbek açıyor onu görünce. Tabii kedilerle Ada'yı sürekli olarak gözlemliyoruz, ne kedişlerimiz ne de Ada zarar görsün istemiyoruz...

Ben Ada hayvanları çok sevsin istiyorum, merhamet etsin, onlarında hakları olduğunu bilsin istiyorum. Hayvanları seveceğim diye zarar verenlerden, koleksiyonculardan olsun istemiyorum. Bir arkadaşım, sırf oğlu Bağdat Caddesinde köpekle gezsin diye köpek almıştı yıllar önce, sonuç malumunuz... Hayvanları çok seviyorum diyerek evini onlarca yüzlerce hayvanla dolduranlara da gıcık oluyorum, ıyyyy kedi mi tüyü mü diyene de... Evet kedi tüy bırakıyor, bahar ve yaz aylarında hele... Bunun da çareleri var ama, haftada bir kedileri taramak, ikea tüy toplama zımbırtısı, kedi tüyleri toplamak için üretilen el süpürgeleri ile daha az tüy görmek mümkün. Uygun gıda ve aşı programı da tüyü zararsız hale getiriyor. Zaten gülü seven dikenine, kedi seven tüyüne katlanır...

bu yazı az evvel siyah eşofmanımın üstünde yatarak tüylerin taranma zamanının geldiğini anlatan Sezar ve Otiko için :)

12 Nisan 2010 Pazartesi

1 yaşla değişen şeyler...


1 yaş ve yarım aylık bir bebek olarak Ada neler yapıyor bakalım;
  • Kumandanın televizyonu açtığını biliyor, ve kumandayla oynamaya bayılıyor, evdeki tüm kumandaları ondan saklıyor sonra da bulamıyoruz :)
  • İkinci sevdiği şey cep telefonu, eğer telefonu onun yanında açarsam asla konuşturmuyor, muhakkak eline almak istiyor, oyuncak cep telefonu mu o da ne? asla gerçeğinin yerini tutmaz...
  • Eliyle istediği şeyleri gösterip "ıhhh" diyor.
  • Yine eliyle ne olduğunu merak ettiği şeyleri gösterip "ıhh" diyor ama ton farkından soru mu istek mi anlaşılıyor.
  • Yürüyüş bitti, koşu başladı.
  • Sabahları bisiklete biniyor.
  • Kedileri kovalamaya bayılıyor, Sezar korkuyor ama Oti ile pek oynuyorlar. Sezar genellikle koltuğun altına kaçıyor, eğilip Sezar'a laf atıyor...
  • Oyuncakları ile arası pek iyi değil ama kitap dergi yırtmak ve pet şişe ile etrafa vurarak müzik yapmak favorileri arasında.
  • Konuştuklarımızı anlıyor artık.
  • Getir oğlum, ver oğlum gibi bazı komutları yerine getiriyor.
  • Hala sadece baba diyor!!!
  • Mutlu olduğunda çığlıklar atıyor :)
  • Emzik delisi oldu, eskiden sadece ve sadece uyku öncesi alırdı, şimdi emzikle dolaşıyor neredeyse... :(
  • Tam bir karıştırmacı, ne var ne yok elliyor, tadına bakıyor, deviriyor... Kaşla göz arası yaptıkları anlatılmaz yaşanır.
  • Oyuncak arabalara bayılıyor, hırnnn hırrnn sesleri ile araba sürüyor. Aynı ses bisiklete binerken de çıkıyor :)
  • Aç kapa tarzı oyunları seviyor, fıçıları var mesela onlarla oynuyor, fıçıları birleştiremeyince sinirleniyor, yere atıyor ama bıkmıyor yapana kadar devam ediyor.
ps. alttaki yazıyı da okuyun :)

1 Nisan 2010 Perşembe

doğum günü part 2

Bay kırmızı yanak...

O zamanlar dört dişi vardı, şimdi beş :)


Pastacı Rapunzel'in Ada pastası :) Söylemeye gerek yok tadı çook güzeldi :)
Ellerine sağlık Rapunzel :)


Yine uzun bir ara verdik, nerede kalmıştık, hah! doğum günümüz :) Ada kuşumun çok eğlendiği, bizim çok mutlu olduğumuz doğum günümüz :) Balonlar hala perdede asılı, salonda yerde bir sürü balon duruyor, Ada çılgın bir balon sever oldu, hatta geçen gün Natilyus'tan tam çıkacakken bir çocuğun elinde uçan balon görüp, işaret parmağıyla çocuğu ve balonu işaret edip "ıhhh" dedi. Ihhh, ben bunu istiyorum anlamına geldiğinden üşenmedik üst kata çıkıp uçan balon aldık, dedemiz de sosis balonlar ve şişirme zımbırtısı almış, tam baloncu olduk :)

Gelelim ayrıntılara (unutmaya başladım aslında); pastamızı Rapunzel yaptı çok teşekkür ediyoruz, hem güzel hem eğlenceli hem leziz bir pastaydı :) süs, balon, şapka, masa örtüsü gibi tematik ıvır zıvırları partipaketi.com dan temin ettim, tavsiye edilir. Bir de cd aldım D&R'dan, doğum günü partisi cd'si :) parti boyunca çaldı şarkılar, hepsi de çok güzel söylenmiş, orkestrasyonu iyi, hala dinliyoruz. Mutlu yıllar şarkısında Ada deli gibi dans ediyor, bize her gün doğum günü yani :)

Ada'nın doğum gününe çok güzel dostlarımız geldi, hepsine bir kez daha teşekkür ediyorum. Geçen akşam cd'yi izledim, hakkaten bir şaşkınlık hali varmış üstümüzde, herkesle ilgilenmek istemişim, herkese bi şeyler demeye çalışırken, bi yandan çocukları sevmeye, bir yandan da Ada'ya bakmaya çalışmışım vs... Bir de şu cd'yi izleyince kilo vermeye kesin karar verdim!!!

Uzakları yakın eden, hediyeleriyle bizi sevindiren tüm blog teyzelerine teşekkür ediyoruz. Hele teee Fransalardan arayan İlknur'a ayrıca öpücükler gönderiyoruz :)

Şimdilik böyle,
arayı çok açmamak umuduyla...


28 Mart 2010 Pazar

1. Doğum günümüz- Prolog :)

Yorulmuş Ada bey :)

Nehir ve Ela...

Nehir, Aras ve Ada...

Posido ve Ada...

Biriciğimin, canım kardeşimin yaptığı 1 kurabiyeleri :)



Daha dün gibiyken doğum yaptığım gün, ilk doğum günü de düne karışıverdi. Boşuna felsefeciler zamanla bu kadar uğraşmamış, zaman acayip bir şey...

1. yaş doğum günümüz süper geçti. Çok kalabalıktık, sayıyı tam hatırlamıyorum ama bir ara otuz kişiden fazla olduğumuz iddaa ediliyor :) Sevdiğim herkes evimizdeydi, herkese çoook teşekkür ederiz :) Bende bir heyecan, bir salaklık hali vardı yalnız, sanırım heyecandan :)

Ada çok mutlu oldu, kalabalık onu ürkütür sandım ama tam tersine, tüm misafirleri ile tek tek ilgilendi, arkadaşları ile oynadı, büyüklere kendini sevdirdi.

Çok güzeldi çok :)

* heyecan ve salaklık hali hala devam ediyor...
*kısa keseceğim sanmayın, detaylıca yazacağım sözzzzz. şimdi merakla bekleyenler ve gelemeyenler için hızlıca yazdım.
*yarın daha güzel fotoğraflar koyacağım sanırım. M... duy sesimi :)

27 Mart 2010 Cumartesi

1 yaşında :)


Ada'm bugün 1 yaşında...

Sağlıkla, mutlulukla yaşa oğlum.

Seni çok seviyoruz :)

21 Mart 2010 Pazar

bir sene önce bu günlerde yazdıklarım


Bahar geldi sevgili blog, farkındasındır. Hava pek güzelleşti, aydınlandı etraf. Benim ruhum biraz karanlık lakin. Ev hala genel bir toparlanmaya muhtaç, geçen hafta izinde olmama rağmen çalıştım, bu pazartesi günü de... Yarın ve cuma da gideceğim. Oyunun provası var. Cuma günü yani 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde çocuklar oyunu sahneleyecek ve benim de doğum önü iznim resmi olarak başlayacak...

Mart ayı bitti, Nisan da bitecek ve ben oğluma kavuşacağım. Çok az zaman kaldı, oooo daha çok var derken günler geçti ve sonuna geldik bile. Hazır mıyım? Bilemiyorum, hala alınacak, verilecek, düzenlenecek bir sürü şey var. Peki ben hazır mıyım? Bilmiyorum. Korku basıyor bazen, bazen de aşırı bir güven. İshalimin (evet hala geçmedi) hormonlardan olduğunu söyledi doktor. Psikolocik de olabilirmiş. Sindirim ve bağırsaklarda en çok korku-gerilim-endişe hallerinde çığrından çıkıyormuş... Tam benlik yani. İş-tez ve ev üçgeninde çok bunaldım aslında...

Demişim geçen sene... Çok değil bu yazdıklarımdan bir kaç gün sonra oğlumu kucağıma alacağımı bilmeden...

Ada'nın doğum gününe sayılı günler var, sanki bir milat, çok heyecanlanıyorum. Bu günlerde artık iyice yürümeye başlayan Ada Bey'i tutabilene aşk olsun. Her gün bir ilk yaşıyoruz :)

Dün doktora gittik, kontrol amaçlı... 10 gün önce de gitmişliğimiz var, nedeni belirsiz bir öksürük vardı, gerçi hala var ama doktor bir sebep bulamadı, yine alerjiye veya havanın değişmesine bağladı. Muayene sırasında o kadar çok ağlıyor ki, doktorumuz nasıl anlıyor ya da ne anlıyor bilemiyorum... Bir damla verdi alerji için, kullanıyoruz bakalım. Bugün hafif bir burun akıntısı da başladı, geleneksel doğum günü haftasında hasta olan çocuk sendromu mu bu? :( Genel olarak çok iyi buldu doktorumuz, boyu ve kilosu ayının çok üstündeymiş, maşallah diyelim :) Uykuyu sorduk, neden sık uyanıyor dedik, doğal dedi, olur böyle vakalar şeklinde yaklaştı :) Ben uyku için son bir haftadır bir çözüm buldum: sabaha karşı yanıma alma :) Bu durumu sordum, alıştırmayın dedi, psikoloji felan dedim, doktorumuz yok ben inanmıyorum ona, alışırsa sizin için zor olur dedi.

Birazdan işe gideceğim, pazar pazar iş mi olur demeyin, olur!!!
Bu aralar okul biraz yoğun. Her gün önemli bir iş, toplantı, tören,prova vs...
Bu hafta çok güzel geçsin,
Cumartesi çok çok çok güzel bir gün olsun.

Hepinize iyi pazarlar.
Tekir işe kaçar :)


15 Mart 2010 Pazartesi

Şikayetçi Anne Sendromum

Nerden başlasam nasıl anlatsam... Yine uzun bir ara olmuş. Neyse lafı çok uzatmamayım hemen söyleyeyim;

A d a U y u m u y o r...
Gecenin bir yarısı ağlayarak uyanıyor, uyumuyor, çığlıklar atıyor, oyun oynamak istiyor, uyursa beş dakika sonra yine uyanıyor. Sanırım iki hafta oldu durum böyle. Sanırım diyorum çünkü artık uykuların bölünmesinden bir tuhaf oldum, dünyaya farklı bakıyorum. Dün okuldan arkadaşım kocası ve oğluşuyla bize geldiler. Bu sabah karşılaştığımızda ona "eee nasıl geçti haftasonun" diyordum az daha... O derece unutkan ve zombiyim!!!
N e d e n?

9 Mart 2010 Salı

bugüne dair bir iki not

Ada 11 aylık;
  • Yürüyor artık.
  • Hala sadece "baba" diyor. Nadiren de "dede"...
  • En sevdiği şey dolap kapaklarını açıp kapatmak, içindekileri dışarıya atmak...
  • Kitap okumayı çok seviyordu ya, yok şimdi dergi ve gazete seviyor. Yırtması daha kolay :)
  • Gece yarıları ağlayarak uyanıyor, dün geceki gibi mesela. 3 saatlik bir uykuylayım... 5 ve 6 nolu dişler de patladı, bu halini ona yoruyoruz.
  • İstediği bir şey olmadı mı, yandık! Ağlaması ile apartmanı değil mahalleyi inletiyor. Keçi burcu işte...

Tekir 32 yaş;

  • Ada'nın doğumgünü yaklaşıyor, içim kıpırcık :)
  • Sabah 7 akşam 7 çalışıyorum ve oğlumu çok özlüyorum...
  • Çoooooooooook yorgunummmmmmmmmmmm
  • Cennetimden bakarken filmini tavsiye ediyorum, çok beğendim, ama dikkat haneke etkisi yapıyor. Stanley Tucci abimiz döktürmüş yine...
  • Paul Auster Görünmeyen'e başladım...