27 Ekim 2010 Çarşamba

burç

Ada'nın bugünkü burç yorumu :))))

Sevgili Koç,

hareketli ve hızlı tempolu bir gün daha sizi bekliyor.
(ADA İÇİN SIRADAN BİR GÜN YANİ) Başkalarının söylediklerinin tam tersini yapma ve tepki gösterme eğiliminde olabilir (BU DA NORMAL) ve özellikle akşamüzeri yakınlarınızı şaşırtacak şeyler söyleyebilirsiniz (ANNE FELAN MI DİYECEK ACABA :) . Ani tepkilerle hareket edebilirsiniz. Akşam geç saatlere doğru dikkatiniz eve yöneliyor (HIMMM)

oğluş bugün 19 aylık oldu. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun :) kutlamalar başlasın :)

21 Ekim 2010 Perşembe

Ada'nın dört ayaklı dostları

Ada ve Leyla. Leyla dünya tatlısı bir golden. Kedilere anne, çocuklara arkadaş...

Ada ve sokakta durdurup sevdiğimiz tatlılardan biri...

Ada ve Oti. Ada'nın sevgili dostu.

Son söz: Çocuklarımızın hayvanları sevmelerini sağlayalım, elbette sokaktaki her türlü hayvanı ellesinler, sevsinler diyemiyorum ama en azından saygı duysunlar hayvanlara.

14 Ekim 2010 Perşembe

gelişmeler

Ada'nın uyku düzeni (düzensizliği) ile ilgili gelişmeler var.

Neydi: Her gece uykudan uyanıyor, ağlıyor, oyun oynamak veya salona gitmek istiyordu. Babası sakinleştiremiyor, illa ki benim kucağımda uykuya dönüyordu.

Ne oldu: Artık sadece bir kere uyanıyor.

Nasıl: Kucakta pışpışlamıyorum artık. Hala ilk uykuya kucağımda dalıyor ama sallanan koltukta sallanmadan :) Uyku öncesi, oda toplama, su içme, Fışır'ı kucağımıza alma ritüellerimiz var. Eğer ninni istiyorsa hıııı hıııı diyerek ninniyi başlatıyor. Ben de devam ediyorum. Her gece benim uydurduğum -ama hep aynı- ninniyi söylüyorum. Dalmaya yakın yatağına koyuyorum. İlk bir kaç gece uyandı, yanına gittim, konuşmadan ve kucağıma almadan pışpış yaptım, sonra ki uyanmasında sadece elini tuttum. Üç gece içinde uyanmaları azaldı :) Şimdi ağlarken beni görünce susuyor ve elini uzatıyor. Bu bizim için büyük gelişme. Kucağıma gelmeden susmazdı. Dün gece bir kere uyandı ve su istedi. Yuppiiii. Maşallah da diyelim :)

-----------------------------------

Ben tekrar öğrenci oldum. Master sınıfında yeni bir hoca yeni bir ders açmış. Mezunlar da gelsin dedik, peki dediler. Pazartesi akşamlarım yine üniversitede geçiyor. Ancak hamlamışım. Hamartia neydi onu bile hatırlayamadım :) Ödevim de var, ve iki haftadır yapmadım. Tembel ben!

--------------------------------

Kışın gelmesi acaip sevindirici. Seviyorum kışı.

----------------------------

Kerem bebek çok tatlı, iki kere gidip sevebildim. minnoş bi şey, çok şirin çoooook :)

--------------------------------

Ada "eskici" diyor. Çamaşır leğenini eline alıp salonu turluyor ve "eskiiiii, eskiciiiii" diye bağırıyor.

----------------------------------

:)

8 Ekim 2010 Cuma

Bu yağmurda...


Bu yağmurda;

evde fosur fosur uyunur,
kitap battaniye ikilisiyle üçlü koltuk keyfi yapılır,
sıcak süte kahve konur,
güzel bir film izlenir

ya da;

kediler üşür mü?
ya evsizler?
kaç evi su basmıştır? diye düşünülür...

7 Ekim 2010 Perşembe

Bir mucize daha...

Hastaneden geliyorum :) Canım dostum, biriciğim G. doğum yaptı. Minik bir melek daha geldi dünyaya :) Dün G. in doğum günüydü, bugün kutlayacaktık, hediye almaya gittik ailecek, onlar da hastaneye kontrole. Evde buluşacaktık, hastanede buluştuk :) Minik erkeğimiz gelmek istemiş hastaneye gitmişken :) Heyecanla eve dönüp beklemeye başladık, normal doğum planlanıyordu, dakka başı telefonlar sonunda dayanamayıp hastaneye gittim, geliverdi bebekcik :) Canım arkadaşım normal istese de sezeryanla doğdu miniğimiz, kordonu kısaymış galiba, neyse... Doğdu ya, sağlıklı ya... Miniğimin yıkanışını, ilk kontrollerini, giydirilişini izleme fırsatım oldu, ne büyülü ne tatlı oluyor bu bebekler. Annesiyle kavuşması, mırıl mırıl konuşmaları şahaneydi. İyi ki doğdun tatlı bebek. Dilerim annenle baban yarına kadar ismine karar verir :)))

Hep sağlıklı, hep mutlu yaşa :)

5 Ekim 2010 Salı

Uyku düzeni hakkında sorular...

Şimdiiiiiii,
Temmuz sonundan beri uyku ve uyku düzeniyle ilgili sorunlarımız var. Nasıl mı?

a.) Sabah 6-7 sularında kalkar, süt içer, biraz oynar, baba ile 8-9 gibi uyurlar (herkes kendi yatağında)

b.) Öğlen uykusu bu durumda geçe kalır, 2 saatte öğlen uyur.

c.) Akşam 21.30 civarı pışpışlanır ve uyur.

Buraya kadar normal mi?
gelelim d şıkkına;

d.) Gece 01.00 sularında uyanır, 3 hatta 5'e kadar mızırdanır, uyur, uyanır, dolanır, oynar vs... kısaca gözünden uyku akmakta olan anne baba için sıkıntılı saatler yaşanır.

Ring sefer başlar, a şıkkına geri dönülür... Çark böyle devam eder-di!!! Şimdi sabah uykusunu kaldırdık. Tek öğlen uykusu yeter dedik. Bu öğlen uykusunu da 1-1.5 saatle sınırlı tutmaya çalışıyoruz ki gece uyanmasın. Lakin yine uyanabiliyor.

Sorum şu;

Ada anne pışpışı ile uyuyan bir bebekti, şimdi çocuk oldu hala öyle uyuyor. Kendi kendine uykuyu nasıl öğretebilirim? Geçiş dönemini nasıl ayarlasam? Bu konuda tavsiyeler, tecrübeler, linkler, kitaplar var mıdır? Varsa yazar mısınız, söyler misiniz?

1 Ekim 2010 Cuma

organik

Annem iki haftadır Çanakkale'de, anneannem ve teyzelerimdeydi. Bugün döndü. Anneciğimi pek özlemişim, lakin o denli yorgundum ki sızıp kalmışım koltukta.

Annem anneannemden eli kolu dolu geldi. Mis gibi organik meyve ve sebzelerle. Hele bir üzüm getirmiş ki, tam organik. Yıllardır sadece hayvanların otladığı tarladan, sökülmüş bir bağın inatla direnen, ilaçlanmayan, kendi kendine meyve vermeye devam eden üzümleri :) Koca bir salkımı Ada ile paylaştık. Mis gibi ceviz atıştırdık. Ayvaları da yarın yiyeceğiz. Elma da yarına kaldı.

Yaşasın köy hayatı, yaşasın taze meyveler sebzeler. Ben pazara gidince de böyle heyecanlanıyorum, acaba ilerde köyümüze yerleşip, sebze meyve yetiştiriciliği mi yapsam, altyapı da hazır sayılır.

Şimdi yatma vakti. Ada bu hafta hiç uyumadı ve uyutmadı gibi bir şey... :( Bu uyku sorunsalını ayrıca yazacağım. Çok uykusuzum, üstelik yarın sabah bir toplantı var. Hadi yatalım.

İyi geceler,

30 Eylül 2010 Perşembe

öğrendikleri

Her gün yeni bir şeyler öğreniyor Ada'm,

İşte geçmiş üç gün ve öğrendikleri;

Salı: Her sabah balkondan annesine el sallayan Ada, bir de kokulu öpücük gönderir :)
Çarşamba: İşaret parmağını babasına doğru sallar ve "hııı" der.
Perşembe: Adaaaa, nerdesin sorusuna "burdayım" diyerek cevap verir.

:)

29 Eylül 2010 Çarşamba

günün şarkısı

Her günün bir şarkısı oluyor. O gün dilime dolanıyor. Bugünün şarkısı da bu. Ezginin Günlüğü Aşk hiç biter mi? Bin kere dinlesem bıkmam sanırım. Şarkıda hem hüzün, hem de neşe/umut var. Yanlış anlaşılmasın, şarkının benim şu anda özel bir anlamı yok, aşk bitmedi :) Aşk hiç biter miiiii? :)


Aşk bitti
Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti
Aşk bitti
İçimden sanki bir şeyler kopup gitti
Aşk hiç biter mi
Hiç bir şey olmamış gibi
Boşlukta kaybolup gider mi
Aşk hiç biter mi
Kalır adımızla
Bir sokak duvarında
Bir ağaç kabuğunda
Bir takvim kenarında
Kalır bir çiçekte
Bir defter arasında
Bir tırnak yarasında
Bir dolmuş sırasında
Kalır bir odada
Bir yastık oyasında
Bir mum ışığında
Bir yer yatağında
Aşk hiç biter mi
Kalır dilimizde
Yinelenen bir şarkıda
Bir okul çıkışında
Bir çocuk bakışında
Kalır bir kitapta
Bir masal perisinde
Bir hasta odasında
Bir gece yarısında
Kalır bir durakta
Yırtık bir afişte
Buruk bir gülüşte
Dağılmış yürüyüşte
Aşk hiç biter mi
Kalır bir sokakta
Bir genel telefonda
Bir soru yanıtında
Bir komşu suratında
Kalır bir pazarda
Bir kahve kokusunda
Bir tavşan niyetinde
Bir çorap fiyatında
Kalır bir yosunda
Bir deniz kıyısında
Bir martı kanadında
Bir vapur bacasında
Aşk hiç biter mi

28 Eylül 2010 Salı

Sinir sıkışması!

Facebookta bir arkadaşımın iletisi nedeniyle şu yazıyı okudum az evvel. Bahsi geçen yazarı ve gazeteyi zaten malum nedenlerle okumam. Ama bu yazı yazarına şöyle okkalı bir cevabı hak ediyor. Tepki görmeli ve görecektir de...

Evine temizliğe gelen yardımcılardan "kadınım" diye bahseden hemcinslerimden de hoşlanmıyorum. Kadınım kelimesi, aşık bir erkeğin veya bir şarkının sözleri olabilir ama temizliğe gelen hemcinsine kadınım diyenleri kınıyorum ve utanıyorum. Zira sözcüğün ifade edilişi ve vurgusu kendi içinde bir üstünlüğü beraberinde taşıyor.