
Caillou'yu ilk olarak canım arkadaşım Özlem'in kızı Deniz'de duymuştum. Henüz Ada fikri bile ortada değildi. Nedir diye sorduğumda "bi oğlan işte" demişti. Sonra Ada doğdu, büyüdü... Ada yaklaşık 18 aylık olana kadar yanında tv açmadık, sonradan ana haber bültenini açar olduk ama Ada hiç ilgilenmedi televizyonla. Bir de Naze'nin annesi Aslı (özledim bu arada Aslı'cım) bize sitikırlı bir Kayu (ismin orjinalini yazmaya üşendim) kitabı getirmişti, hımmm demek buymuş dedik.
Ve geçen aylarda bir gün...
Televizyonda Kayu'ya rastladık. Ada seyretti ve çok sevdi. Daaaaa (Kayu demek) aşağı Daaaa yukarı. Sabah ve akşam bir iki bölüm seyrediyor şimdi. Ama o kadar akıllı ki, dvd player'a cd'yi sokmaya çalışıyor ve kendi istediği saatlerde de izlemek istiyor. Çoğu kez kandırıyorum ama bazen Daaa sevgisine yenik düşüyorum. Hep aynı bölümleri izlemesin diye 2 tane dvd aldım. Böylelikle Kayu pazarına ben de katıldım. Aslında alttan alta çizgi filme gıcık oluyorum. Nedenini tam bulamadım. Bir kere eğlenceli değil, bilgilendirici mi peki? Evet. Kayu ile pek çok şey öğrenilebilir. Ada öğrensin diye seyrettirmiyoruz, bence hiçbir tv olayı sırf öğretici olduğu için seyrettirilmemeli. Güzel şeyler de var içinde, aile ilişkileri, hayvan sevgisi, çalışan anne baba gibi temalar sık sık gözümüze gözümüze sokuluyor.
Neden hep aynı giysiyi giyiyor bu anne baba çocuk diye düşündüm bugün. Geçen bölümlerden birinde karlı bir kış gününde anne baba battaniye altında otururlarken Kayu hala şortluydu :) Sonra cevabı buldum; karakterle özdeşleşme için hep aynı kalması gerekiyor. Süpermen'de hep aynı giysiyi giyer ama değil mi? Bu arada Kayu pazarı ciddi bir şey. Kayu'nun her bir şeyi var, top, masa, sandalye, kova kürek, defter kalem, oyuncak... Şimdilik o alanda sadece dvd alımıyla sınırlı kaldık ve kalmaya da devam edeceğim. Kayu'yu sadece evimizde izleyebiliyor Ada, babaanne de Kayu yok. Asla orada Kayu seyretmek istemiyor. İlginç...
Bir de çizgi filmin dublajıyla ilgili ciddi sorunlar var. Bu işlerden biraz çakan biri olarak dublaj stüdyosunda nasıl sıkıntılar olduğunu bilirim. Bazen annenin sesi hoop öğretmenin sesi oluveriyor, bazen baba yoldan geçen bir amca oluyor. Bir de (amannn ne çok şey var söylenecek) tercüme sıkıntısı olduğu aşikar. "Akşam yıldızını gördüğümü düşünüyorum" dedi büyükanne bugün. Hoppalaaaa, biz böyle konuşmayız ki... Ve son ama en önemli şey Kayu'nun babasının gökgürlemesine karşı oğluna dua öğrettiği bölümdü ki tüylerim diken diken oldu. Bu kadar da zorlama olmaz. Baba ve oğul karşılıklı oturmuş çikolata içiyorlar, babası oğluna korktuğu zaman eliyle üçe kadar saymasını söylüyor. Oysa dublajda ciddi bir dua var! Peki eller ne oldu hocam?
Kayu mevzusu uzar gider, ben lafı kısa keseyim.
Ahhh oğluşumun doğum günüsü de yaklaşıyorrrr, ne yapsam Kayu'lu pasta mı yapsam :p
son bir ek: jenerik seyretmeyen bizden değildir diyen ezel hocamın kulakları çınlasın, fark eden var mı jenerikte bülent ... diye biri var :) kendisinden rica edelim bölüm öykülerine bir el atsın, madem Türkiye'de bu denli seviliyor, Kayu Bodrum'da, Kayu sünnet oluyor, Kayu küçük altınlarını ne yaptı, Kayu'nun kedisi alerji yapar mı gibi bölümler yazılsınnnn :)