29 Haziran 2011 Çarşamba

emziğe veda v.1

Eveettt sevgili blog, Ada'nın emzikle vedasının vakti geldi de geçiyor-du bile. Bir ara kendi kendine bıraktığı, sonra can haliyle sarıldığı, ağzından düşürmediği emzikle veda günü geldi çattı. Öncelikle emzikle ilgili tüm blog, yazı, makale vs. okuyarak kendimi hazırladım. Son bir haftadır da Ada'ya Bobolu masallar eşliğinde emziği bırakacağı yönünde ufak sinyaller verdim ve doğru günü beklemeye başladım. Bugün babası ben ve Ada yazlık ayakkabı ve giysi almak için alışverişe gittik, dönerken yolda istedi. Emziğini babaannesinde unuttuğumuzu söyledim. Yol boyu ağaç, araba ve iş makinelerine baktırıp lafa tuttum. Güzellll... Eve geldik, banyo ve yemek sonrası uykuya geçişte tekrar istedi. Emziği sadece bebeklerin kullandığını söyledim. Ada'nın kaç doğum günü olmuştu? 2. Demek ki o artık bebek değildi. Peki Kerem? Kerem'in doğum günü olmu mu? Hayıırr... Demek ki Kerem daha bebek. ( Kerem canım arkadaşım G. oğluşu, Ada'nın da sıklıkla emerken göreceği bir bebe, üzgünüm Kerem seni kullandım yavrum) Derken uzun bir ısrar ve ağlama... Tam yelkenleri suya indirecekken toparladım ve çekmecesindeki delik emziğini hatırladım. Aynı emzik olduğundan görünce pek sevindi, ama delik olduğunu anladığı an bastı yaygarayı. Tekrar verdim istemedi... Ve uyudu!

Yaklaşık 2 saat sonra uyandı. Yatağında su biberonu vardı, önce su içmiş. Kucağıma aldım ve pışpış yaptım. Elinde bugün aldığı hınhını (motorsiklet) vardı, baktım tekerleğini emmeye çalışıyor. Usulca hınhını aldım, kaldırdım. Kısa bir sürede uykuya daldı.

Motoru emdiğini gördüğüm an içim parçalandı. Bu denli sevdiği birşeyden böyle birden ayrılması çok acı, ama bu meseleyi çözmemiz gerek...

işte böyle...

:(

26 Haziran 2011 Pazar

selam...

Merhaba blog,

Hayır yazar yıllık izninin bir kısmını kullanmadı, bildiğin tembel... Yazmayı bıraktı, okumaya devam ediyor ama yazmak konusunda şu mevsim kadar istikrarsız. Bazen yepyeni bir adresle yeniden başlamaya heves etse de...

Ada'm an itibari ile 27 aylık. Her gün yeni macera, tam sayfa... Çok tatlı, çok. Yazmayalı neler oldu;
  • 10 Gün süren nane molla bi hastalık geçirdi, anjin oldu, ilk defa kilo kaybetti, ilk defa ateş uzun sürdü... Geçti gitti, şükür.
  • Anne ve babasıyla okulları gezdi, oyun grubu arandı, sanırım bulundu.
  • Konuşma konusunda ufak ilerlemeler var, beden dili ve adaca diliyle her şeyi anlatıyor o ayrı...
  • Aydede, yıldız ve çöpçü aşkı tam gaz devam.
  • Yeme içme konularında bir gün deli iştahlı, bir gün iştahsız...
  • I-ıııh dönemine girdik. her şeye ıııı-ıhhh...
  • Beni üzdüğünü anladığı an, anniii diyerek boynuma sarılıyor, öpücüklere boğuyor. Çok numaracı çok, tabii ben de hemen numarayı yiyorum... O öpücüklere bayılıyorum.
şimdilik bu kadar, yazar yakında gerçekten yıllık iznini kullanacak, yazlık haberlerle görüşmek üzere blog...

17 Mayıs 2011 Salı

unutmadan...

Çok hoşuma gittiği için yazıyorum, unutmak istemiyorum... Geçen gün Nehir ve Deniz'lerle parkta buluştuk, yemek yedik, anne baba ve çocuklar. İşte diyalog orada gelişti;

Nehir (4 yaşa yaklaşıyor) : Tekir teyze, babam süt içmemi istemiyor...
Tekir: Aaaa! Neden?
Nehir: Süt içersem büyürüm.
Tekir: Eeee?
Nehir: Ben büyüyünce bir prens gelip benimle evlenir. İşte bu yüzden babam süt içmemi istemiyor.
Tekir: !!!!!

:)

Çok alemsin Nehirrrrrr :)

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Ada bu aralar...

Bugün'den;

- Ada, anneannenle parka gittiniz mi bugün?
- Gittiiii

anne ve baba birbirine bakar. sevinç :) Sanırım ufak ufak konuşmaya başladı :)

Uyku öncesi;
- Ada, iyi geceler...muahhhh (şapırtılı öpücük)
- Anniiii, bobooo?

uyku arkadaşı Bobo salondadır. gidilir, salondan bobo alınır. Tam uykuya geçilecektir kiiii
- Anniiii, havvvv?

diğer uyku arkadaşı Fışır odada bir yerdedir, o da bulunur...

Tammmm uykuya geçilecektir kiii,
- Annniiii, Bobbb?

uyku öncesi okunan Bob (Aydaki Adam) çekmeceden çıkar, okunur, Bob ve uzaylı arkadaşlarına uzuuuun uzuuun bakılır, yırtılan sonra annii tarafından bantlanan sayfaların hikayesi okunur, en sonunda Bob ve Ada uykuya yenik düşerler. Oysa Bob uyuduktan sonra uzaylılar parti vermektedir, anne parti vermez hooop uykuya düşerrrr :)

20 Nisan 2011 Çarşamba

heyooo

evden bloga erişebildim. özgürlükler ülkesiyiz yaşasın! penguenin kapağını anımsadım birden, youtube'a erişim sağlanınca "vay be ne özgür ülkeyiz, bir de hayır demeyi düşünüyorduk" demişlerdi. aynen...

Ada 2 yaşında ilerlemeye devam ediyor. Konuşma-ma konusundaki endişelerimi gömdüm. Elbet bir gün konuşacak ve susmayacak. Yine de her şeyi anlatıyor. İşten geldiğimde ilk yaptığı şey pandomim sanatçılarını kıskandıracak nitelikteki günün özeti :) Hamura bayılıyor, daha bir iki ay önce hamura dokunamayan çocuk heykeltraş oldu çıktı :) Bir de suluboya aşkımız var. Gerçi sulu kısmı daha çok ilgisini çekiyor. Boyuyoruz bol bol. Ben de kendimi suluboya konusunda aştım, önümde kids gibi yetenekli biri var gerçi :)

Entellektüel olarak hiç bir şey yapmıyorum, Ada uyurken (hala kucağımda uyuyor) ben de uyuyakalıyorum, oradan da hooop yatak. Kitap film felan yok. Dün akşam tiyatroya gittik gerçi ama onu da entel faaliyetten saymıyorum ben.

Geçtiğimiz hafta bahar tatilimiz vardı. 9 koca günü gezmece ve tozmacaya ayırdık. Hava bahardan çok kışı andırsa da evde takılmadık çok. Yaşasın avmler ve ev gezmeleri.

Annelik her gün demlenen, tadından yenmeyen bir tatlı gibi. Gün be gün çoğalıyor, gün be gün güzelleşiyor sanki.

Yavrunun kokusu, en güzeli de bu.

Bahar geliyor, hava ısınacak, güneş çıkacak. Tatil planları, kısa kollular ortaya çıkacak. Sevindirik olmak için bir neden daha.

Öptüm blog seni, gitme buralarda ol e mi?

10 Nisan 2011 Pazar

merhaba blog!

Yazamayalı epey oldu. evden işten hatta cepten yasaklı site kardeşimin bilgisayarında yasaklı değil. Hazır Ada uykuda, kardeş mutfakta bana nefis turta yaparken ben de boş durmayayım yazayım dedim....

Ada 2 yaşında artık :)

Harika bir doğum günü oldu. 11 çocuk toplam 39 misafiri ağırladık ) sabahtan başlayan akşama kadar devam eden süper bir doğum günüydü. Ada uykudan uyanıp ilk dakikalarda mızıldansa da uyum sağladı. Oyuncaklarını paylaştı ve bir kaza çıkmadı. (bknz: Doritos'un doğum gününde yaşananlar) :))) Kalabalık, neşeli, gürültülü ve enerjikti. Tam da istediğim gibi. Geçen seneye göre daha az stress oldum, sanırım bir iki yıl içinde doğum günü olayının kitabını yazabilirim :P Rapunzel harika ve kocaman Pocoyo pastası ile Ada'yı çok mutlu etti, teyzemiz de boş durmadı elbette, nefis Pocoyo cupcake'leri ile soframızı donattı. Anneanne, babaanne ve hala da nefis mamalar yaptılar.

Katılan herkese çok teşekkür ederim.

Doğum gününden;
  • Günün en miniği; Partinin başında gelen ve misafirler gelmeye başlayınca giden Kerem (5 aylık)
  • Günün en büyüğü; Partinin ortalarında hızlıca bir giriş yapan Meriç (12 yaşında)
  • Günün en cool delikanlısı; Doruk.
  • Günün şirinlik abidesi; Kırmızı gözlükleriyle Ela.
  • Günün en aç bebesi; Ada'nın oyuncak plastik dünyasındaki kutupların yok olmasına neden olan Posido :)
  • Günün en uyumlu ikisi; Deniz ve Nehir
ps: blog açılsa da yazsam dediğim şeyleri hatırlamıyorum iyi mi? şimdilik bu kadar, umarım yasak bir an önce kalkar...


27 Şubat 2011 Pazar

bugün...


33 oldummmmmmmmmmmmmm :)

iyi ki doğdummmmmm...

mutlu yıllar ben, sağlıkla, mutlulukla, neşeyle yaşa :)

26 Şubat 2011 Cumartesi

Çocuk Hakları Kongresi


Dün, I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi'nde idim. Güzel şeyler de oluyor ülkede. Ne zorluklarla yapıldığı, ne kadar uzun zamandır bu işle ilgili uğraş verdiklerini de anlattılar, kendilerini ve bürokrasiyi eleştirdiler... Kongre 3 gün sürüyor, ben sadece dün katılabildim. Bugünü kaçırdık ama yarın da var, gitmek isteyenlere duyurulur. Çocuklar, gençler, öğretmenler, anneler ve babalar vardı. Üniversitelerden hocalar, uzmanlar... Çocuklar, haklarını arıyorlar, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Kongrede çok önemli oturumlar var, yetişkin oturumlarındaki bildirileri kitap yapmışlar, koca iki cilt. Okuyorum... Haklar, çocuk hakları, tv, reklamlar, basın... Ne çok şey var çocukları ihmal eden, ettiğimiz. En önem verdiğim şeyler çocuk oturumlarıydı ki sadece bir tanesine katılabilecektim, hangisini seçeceğimi şaşırdım. En sonunda büyüklerde hata yapar başlığını seçtim. Dört tatlı çocuk büyüklerin hatalarını sıraladılar. Van'dan gelip sunum yapan 6. sınıf öğrencileri Büyüklerin Yaptıkları Hatalar Top 10 adında bir sunum hazırlamışlar. Aklımda kalanlar;
  1. Bizi başkalarıyla kıyaslamayın
  2. Bazen büyük bazen küçük yerine koymayın
  3. Bizi olduğumuz gibi kabul edin
  4. Başarısızlıklarımızı hoş görün
  5. Yanımızda kavga etmeyin...

Çok haklılar. Çocuklar hep haklılar...

ayrıntılı bilgi: işte burada

21 Şubat 2011 Pazartesi

Bu aralar...

Madde bağımlısı olalım ve son günleri maddeleyelim, yoksa yazmak istediklerim uçuşup gidecekler aklımdan...
  • Ada Kayu'yu seviyor demiş idim... Artık sevmiyor. İzlemiyor. Kayu bitti, yaşasın Pocoyo modundayız.
  • Emzik'e bye dedik demiş idim... Ara ara arıyor, ben de her daim hazır tutuyorum ama bir iki emdikten sonra yere atıyor. Sanırım gerçekten vedalaştık emzikle. Baskı ve ısrar yok, istemiyorsa istemiyordur, istediğinde de veriyorum...
  • Mutfakta koccaaaman bir yer kaplayan sevgili sterilizatörü de kaldırdım. Biberonları kaynatıyorum artık. Tezgahta büyük bir hafiflik oldu. Kendisine yaklaşık 2 yıldır yaptığı çalışmalar için çok teşekkür ederiz.
  • Gezme tozma modundan çıkmadık. Sokakta değilsek ev gezmesindeyiz.
  • Okudukça kafam karışıyor, çocuk psikolojisi kitaplarının, yazarların, pedagogların hangisine güveneceğimi şaşırdım. Hiç birine ve kimseye kulak asmamaya karar verdim. İçimden geldiği gibi...
  • Bu hafta 33. yaşıma giriyorum.
  • Ada bu hafta 23 aylık oluyor. Doğum günü yaklaşıyor. İçim pırpır sevinçli :)
  • Yarın uzun zamandır beklediğim cirque du soleil'e gidiyorum. Haftasonu gidenler hiççç beğenmemişler. Neden acaba? Gidilip görülmeli...
  • İş yerinde çok yoğun bir döneme giriyorum. Bana kolay gele. Mesai, mesai, mesai...
  • Hafta sonları hava hep güneşli olmalı, parklar bahçeler evin yakınına da açılmalı. Bahçeli bir eve taşınmalı...
  • Seyretmek istediğim bin tane film var, dvd ye takılıyorlar, beş dakika sonra horrrrrr..
  • Ninni sıkıntısı çekiyorum. Uydurduğum bi ninni var, bir de dandini dandini dastana. Söyleyecek bir şey bulamayınca kendimce beste ve güfte çalışmalarına başlıyorum. Söz bazen sıkıntı yaratıyor. Hal böyle olunca ben de bir şeyler saymaya başlıyorum. Geçen akşam meyveleri saydım, bu akşam yazarları... Çehov, Gogol, Sophokles, Brecht, Miller, Aristo, Beckett, Tolstoy felan...
  • Deli miyim neyim?

12 Şubat 2011 Cumartesi

ne tatlı tatilimizdin sen...

Koskocaaaaaa 15 gün tatilimiz bitti bitiyor. Ne güzel geçtin sen...

evimizde oyunlar oynadık, Kerem'lere gittik, kızlarla toplaştık, şarap içtik, pizza yedik, Yiğit'lere gittik, evimizi temizledik, kitap okuduk, Kayu seyrettik, park ve bahçeler müdürü olduk, kumlarla oynadık, anneanneye gittik, babaanneye gittik, kızlarla bi daha toplaştık, misafirliğe gelenleri ağırladık, kek yaptık, kurabiye yaptık, bolca çamaşır yıkadık, hep eşofman giydik, ayaklarımızı dinlendirdik, bir kez bile gömlek siyah pantolon giymedik, çay kahve içtik, kuruyemiş çitledik, çıkartma yapıştırdık, hamur oynadık, ikeaya gittik, alışverişler yaptık, suluboyaya başladık, dişçiye gittik bıııızzzt olduk, emziğe bye bye dedik, sabah akşam nutella yedik, Sezar ve Oti ile oynadık, oyuncak sepetini günde üç kere dağıttık topladık, evimizi sevdik, evimizden sıkıldık kendimizi sokaklara attık, kuşları besledik, pazara gittik bir tavuk aldık :), yeni filmler aldık, bazılarını seyrettik bazılarını seyrederken uyuyakaldık, anne baba ada oyunlar oynadık, aynı oyuna ikinci kez gittik...

sevdik seni tatil. nisanda yine gel :)