Eveettt sevgili blog, Ada'nın emzikle vedasının vakti geldi de geçiyor-du bile. Bir ara kendi kendine bıraktığı, sonra can haliyle sarıldığı, ağzından düşürmediği emzikle veda günü geldi çattı. Öncelikle emzikle ilgili tüm blog, yazı, makale vs. okuyarak kendimi hazırladım. Son bir haftadır da Ada'ya Bobolu masallar eşliğinde emziği bırakacağı yönünde ufak sinyaller verdim ve doğru günü beklemeye başladım. Bugün babası ben ve Ada yazlık ayakkabı ve giysi almak için alışverişe gittik, dönerken yolda istedi. Emziğini babaannesinde unuttuğumuzu söyledim. Yol boyu ağaç, araba ve iş makinelerine baktırıp lafa tuttum. Güzellll... Eve geldik, banyo ve yemek sonrası uykuya geçişte tekrar istedi. Emziği sadece bebeklerin kullandığını söyledim. Ada'nın kaç doğum günü olmuştu? 2. Demek ki o artık bebek değildi. Peki Kerem? Kerem'in doğum günü olmu mu? Hayıırr... Demek ki Kerem daha bebek. ( Kerem canım arkadaşım G. oğluşu, Ada'nın da sıklıkla emerken göreceği bir bebe, üzgünüm Kerem seni kullandım yavrum) Derken uzun bir ısrar ve ağlama... Tam yelkenleri suya indirecekken toparladım ve çekmecesindeki delik emziğini hatırladım. Aynı emzik olduğundan görünce pek sevindi, ama delik olduğunu anladığı an bastı yaygarayı. Tekrar verdim istemedi... Ve uyudu!
Yaklaşık 2 saat sonra uyandı. Yatağında su biberonu vardı, önce su içmiş. Kucağıma aldım ve pışpış yaptım. Elinde bugün aldığı hınhını (motorsiklet) vardı, baktım tekerleğini emmeye çalışıyor. Usulca hınhını aldım, kaldırdım. Kısa bir sürede uykuya daldı.
Motoru emdiğini gördüğüm an içim parçalandı. Bu denli sevdiği birşeyden böyle birden ayrılması çok acı, ama bu meseleyi çözmemiz gerek...
işte böyle...
:(

