25 Mart 2009 Çarşamba

huysuzum evet...


Bir iki yazı yazmıştım fekat sayın blog yayınlayamadan silindiler! Bir tuhaflık oldu, ben de sonradan pek bir üşendim yazmaya. Bakalım bu yazıyı yayınlayabilecek miyiz? Bahar geldi sevgili blog, farkındasındır. Hava pek güzelleşti, aydınlandı etraf. Benim ruhum biraz karanlık lakin. Ev hala genel bir toparlanmaya muhtaç, geçen hafta izinde olmama rağmen çalıştım, bu pazartesi günü de... Yarın ve cuma da gideceğim. Oyunun provası var. Cuma günü yani 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde çocuklar oyunu sahneleyecek ve benim de doğum önü iznim resmi olarak başlayacak...

Mart ayı bitti, Nisan da bitecek ve ben oğluma kavuşacağım. Çok az zaman kaldı, oooo daha çok var derken günler geçti ve sonuna geldik bile. Hazır mıyım? Bilemiyorum, hala alınacak, verilecek, düzenlenecek bir sürü şey var. Peki ben hazır mıyım? Bilmiyorum. Korku basıyor bazen, bazen de aşırı bir güven. İshalimin (evet hala geçmedi) hormonlardan olduğunu söyledi dr. Psikolocik de olabilir. Sindirim ve bağırsaklarda en çok korku-gerilim-endişe hallerinde çığrından çıkıyormuş... Tam benlik yani. İş-tez ve ev üçgeninde çok bunaldım aslında. Evet, gezdim, dolaştım, arkadaşlarımla buluştum, tiyatroya gittim şu son üç haftadır ama aslında bunaldım... Ve bu bunaltı gezmeyle tozmayla da geçecek gibi değil. Beni en deli eden şeylerden biri hala evin içinde bir düzen oturtamamış olmak. Kutular, kitaplar hala ortalıkta. Biraz bir şey kaldırayım diyorum belim, karnım ağrımaya başlıyor, bu sefer de korku basıyor ve bırakıyorum. Yine de benim gibi koca göbek bir hamile için hiç de fena değilim...:) Arkadaşlarım sık sık sakın elleme otur yoksa erken doğurursun felan gibi serzenişlerde bulunuyorlar. Ne hoş değil mi blog, iki ucu boklu değnek yani...!!!

Sevgilimin bu hafta oyunu var, bir haber daha Nisanın son Mayısın ilk haftasında da oyunu var! Doğum yapacağım hafta sevgilim oyunda olacak yani. Neyse, her işte bir hayır vardır diyelim.

Eve şöyle bir baktım da, ne çok ıvır zıvır var... Defterler, kitaplar hele de dergiler... Sinema biletleri biriktirmişim, günlükler yazmışım, tüm oyunların broşürlerini, afişlerini toplamışım-toplamışız. Tam bir çöpçü alışkanlığı. Bir çok şeyi atmak istiyorum, bir şekilde atamıyorum. Huylu huyundan vazgeçmiyor. Kitaplıklar kitaplarımızı almıyor artık. Yeni bir kütüphane daha almalıyız ama nereye koyacağız? Sevgilim şu günlerde 27 Mart günü yayına sokacağı internet sitesiyle haşırneşir, salondaki yemek masasının üstü eski tiyatro dergileriyle dolu. Gece ve gündüz kendini bu işe adadı. Umarım yetişir de hepimiz rahatlarız :)

Böyle anlarda bir sigara yaksam herşey düzelecek gibi geliyor, ne alaka? Elbette içmiyorum, içen biri olursa tıkanıyorum hatta ama öyle bir his işte...:)

Ada'nın odası yarın geliyor :) Ben işokulda olacağım :( Akşama göreceğim oğlumun odasını... Cuma günü oyun var, sonra bir arkadaşımın doğumgününe gideceğiz bir sürü kız... Belki kızlara biraz içimi dökerim de rahatlarım, oyun da sahnelenmiş olacak. Rahatlarım di mi blogcum? Cumartesi günü annem gelir belki yardıma, pazar günü seçim nedeniyle oyunu iptal olan sevgiliyle evi toparlarız. Belki...

Hiç yorum yok:

Neler demişim...