26 Ağustos 2009 Çarşamba

içimden geldiği gibi...

Bugün Çınar'lara gittik. Çınar Ada'dan 17 gün büyük, annesi okuldan arkadaşım, bu yıl çalışmayacak. Geçen hafta Yiğit'lere gittik, Yiğit Ada'dan 4 ay 3 gün büyük, annesi okuldan arkadaşım, o da benim gibi çalışacak. Bir de babalar var tabii...

Çınar bizi görür görmez ağlamaya başladı, kapı açılır açılmaz hem de :) Ada hayretler içinde titreyerek seyretti Çınar'ı. Çınar'ın birinci dişi geçen hafta, ikinci dişi bugün çıkmış. İkinci dişi ilk ben gördüm, hediye alacağım Çınar kuşuma :) Geçen hafta da Çınar ve annesi okula gelmişlerdi bir iki evrak işi için, Ada'ya çok tatlı bir body getirmişler, üstünde Yakışıklı Minik Ada yazıyor, pek şirin :)


Yiğit, Çınar, Ada, Zeynep (yine iş okuldan bir arkadaşımın kızı Ada'dan 3 ay büyük) sürekli konuşuluyorlar aramızda, bir de kızımız var yolda, o da gelsin tam olalım... Konuşmalar, buluşmalar felan bakıyorum da ne farklıyız. Olaylara bakışımız, çocukları büyütüşümüz ne farklı. Hepimiz farklı anne babalarız, uyutma, yedirme, ilgilenme, sevme biçimlerimiz farklı :) Tek bir doğru yok, hep doğruyu arayış var.

***
Başka bir konu;

Ada beni unutuyor mu ne? Sanki sabahları çok iyiyiz de, öğlen gelince beni unutuyor gibi. İlgi daha çok babasında. Hep ona bakıyor, gülücükler felan. Bir de üzüntü ekledim yorgunluklarıma, yorgunlukla savaşırken Ada'yla vakitlerime. Dün akşam bayağı kötü oldum, üzüldüm, kurdum da kurdum. Sonra sevgili ile konuştuk. Bu sabah Yiğit'in annesine sordum, "bakıcıya daha çok ilgi gösteriyordu bir ara, Ada en azından babasına yapıyor " dedi. Yıkıldım... Bugün daha iyiydik sanki. Koklaştık, öpüştük, yoğurt yedik, eğlendik birlikte... Küçücük bebek daha, babasını daha çok görüyor biliyorum, kıskanmak değil bu, ben nerede eksiğim diye bir arayış. Kendimi deşip duruyorum zaten, iyi bir anne miyim diye. Geçen gün babaannesi "gel babası gel gel" yaptı bugün Ada deyince ağlamaya başladım, ben neden göremedim diye.

Şimdilerde okul açılmadı ya, daha esnek işim. Okul açılınca örneğin 1. dersim doluysa 8.15 başlar ders. Geç çıkamam evden, derste dersi yönetmem gerekir, hayallere, kuruntulara kapılamam. Daha yoğun, daha yorgun olacağım sanki... Dün oturup ajandadaki tüm tatilleri işaretledim, her ayın 27'sine Ada'nın kaç aylık olacağını not düştüm. Bugünden o günlere minik yazılar yazdım. Sadece tatiller mi mutlu edecek beni. Çalışma kararı vererek hata mı yaptım? Sorular, sorular, sorular...

***
Başka bir konu daha;

Geleceği daha düşünür oldum. Bir okulda öğretmen mi olacağım? Yazarlık masterım, kariyer hedeflerim, üretmeyi hayal ettiklerim, şimdiye kadar ürettiklerim...??? Tiyatro sevdam, sinema ile ilişkim ne olacak?

Nereye kadar seyirci olacağım?
Nereye kadar seyirci kalacağım...

Bir şey yapmalı. Hey, bi şey yapmalı...

7 yorum:

Ozguranne dedi ki...

Tüm yazı geçecek,
"bişey yapmalı!" kalacak...

YAP!!!!

HEM DE HEMEEEEEEEEEN!!!

Seyirci kalma, yaz, çiz, yönet, oyna. (Bana da öğret!)

fazi dedi ki...

bana daaa :)

mariposa dedi ki...

Merhaba, ben başkasına daha ilgi göstermesi konusuna yazayım, benim de bebiş ara sıra öyle yapıyo ama dönüp dolaşıp bana geliyo. Görür görmez üzerime atlıyor.Ben sabah 9 akşam 5 çalışıyorum. Biliyorum ki çalışmak benim ruhumu dinlendiriyor, kızımı özlediğim için de evde olduğum zamanlar sürekli ilgilenmekten hiç yorulmuyorum

Tekir dedi ki...

aslı;
gülmeeeeeeeeeeeee :)

özgür;
yapıyorum, başladım, en azından düşünmeye. bitirmenin yarısı düşünmekti değil mi :)

fazi;
tamam. beraber oynayalım :)

mariposa;
Ada daha kimselere atlayamıyor, küçük henüz, büyüyünce de hem benim hem de ailenin tüm üyelerini sevsin istiyorum, beni de unutmasın ama. çalışan anne olmak hem zor, hem güzel aslında. En verimli yaşlarda, ülke bu denli sıkıntıdayken çalışmamak tuhaf olurdu ya, ama insan keşke evinden çalışabilse ne bileyim evine yakın bir yerde çalışabilse felan... İstekler bitmiyor :)

ezginin annesi dedi ki...

Yaaa. Bi tuhaf oldum ben şimdi. Aynı şeyleri kurup sonra bir sürü ama ile teselli ediyorum kendimi. Bişey yapmalı evet.

Demet dedi ki...

Bi taraftan bi taraf cok para kazaninca diger tarafin hayallerini yasamak ozgurlugu olabiliyor ancak. Aci valla ama gercek.

Bir de su var ki, dunyaya getirilen canin gelecegini dusunmek gerektigi. E bu da bir kisinin calismasiyla olacak sey degil galiba.

Benim arkadaslarimin bakici bakan cocuklari var, agladiginda bakicisini sayikliyor, gittiginde arkasindan agliyor. Bu dogal bence cunku en cok onunla vakit geciriyor.
Anne annelik baska bir sey ve bir cocugun annesine olan hisleri bambaska tabi ki. Guzelim, sen hic uzulme. Sen onemli olan su ki, onunla gecirdigin her ani dolu dolu ve guzel gecir.

Tekir dedi ki...

Ezginin annesi;
demek bir ben değilim böyle hisseden, hem iyi hem kötü. bi şey yapmalı evet, bulmalıyım, bulunca yazacağım :)

Demet;
Valla Ada hangi okula gider, nasıl okur diye düşünmeye başladık inanır mısın... İstekler bitmiyor, bu isteklerin çoğu da ne yazık ki parayla satın alınıyor. Yine de Allah sağlık versin de çalışalım, paramızı emeğimizle kazanalım, bebeleri okullara gönderelim di mi arkadaşımmmm :)

Neler demişim...