Dün tiyatro festivali sona erdi.
İlk kez 97'de gitmişim uluslararası tiyatro festivaline, sonra her yıl takip etmişim, paramı son kuruşuna kadar vermişim, Suzuki'yi, Berliner Ensemble'ı, Pina'yı, Piccolo'yu seyretmiş vayy be demişim, haklarında ödevler, yazılar, makaleler yazmışım, gazete yazılarını kesip saklamışım. Yılda bir görülen eski bir dost olmuş bana (sonradan iki yılda bir düzenlenmeye başlamıştı, daha da ayrı kalmıştık) İlk kez bu yıl bu eski dostumla görüşemedik. Plan yapmıştım, oyunları seçmiştim, gidemedim. Üzgün müyüm, sanki değil gibiyim. Gibi gibiyim. Bahanem Ada olamaz, istesem bir oyun da olsa giderdim, sanırım önceliklerim, özlediklerim, hasretlerim değişti, ya da belki bu yıl öyle denk geldi. Pek güzel pek mühim oyunlar vardı bu yıl 2010 vesilesi ile. Suzuki'yi pek merak ettim mesela... Neyse, yine gelir mi? gelir...
Ah! Neydi benim gençliğim
İçip içip ağlamak,
Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
Hafta sekiz ben eğlentide;
Bugün saz,yarın sinema,
Beğenmedin Aile Bahçesi;
Onu da beğenmedin,parka;
Sevdiğim dillere destan;
Sevdiğim,
Meyil verdiğim;
Ben dizinin dibinde elpençe divan,
Samanlık seyran.
Nerde,
Nerde,
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!
Orhan Veli
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder