Sezar tekrar yalanmaya başladı!!!
İdrar yolu hastalığı zamazingosu tekrar edecek diye çok üzülüyorum!!!
25 Ağustos 2008 Pazartesi
ayakkabı meselesi
cumartesi günü işokuldan çok sevdiğim bir bölüm başkanının oğlunun nikahı vardı. Küçükyalı evlendirme dairesinde... ( Çok şık bir yer tavsiye ederim ) Beyazlı kahverengili elbisemi giyince uzun yıllardır ( 7 yıl ) giymediğim gelin ayakkabılarım geldi aklıma, giydim. Giyerken de ayağımı biraz sıkmasına aldırış etmedim. Dolmuş durağında E. ile buluştuğumuzda ayakkabımın birbirine geçen beyaz deri iplerinden birinin koptuğunu fark ettim. Diğer ayağın ipini de koparttım. :) Dolmuş ilerler ve E. ile C.'in haftaya yapılacak nişanlarından bahsederken sağ ayakkabımın bir ipi daha koptu, güldüm ve diğer eşinkini de koparttım. O kadar çok ip vardı ki fark bile edilmiyordu. Bostancı'da indiğimizde ayakkabının bütün ipleri kopmuştu kendiliğinden. Artık sol ayakkabımın iplerini koparamıyordum çünkü sağ tarafta ayağımı kabı ile buluşturan tek şey ince bir lastikti. Önce yavaş adımlarla ( bu sıcakta ) istasyona kadar yürüyüp bir ayakkabı tamircisi bulduk, ancak adam ayakkabıma bakıp - ne oldu buna? diye sorunca ayakkabının çürüdüğü anlaşıldı -Atın bunları adam olmazlar cümlesinden sonra E. ile ilk bulduğumuz ayakkabıcıdan hoş ve ucuz bir ayakkabı aldık.
Sonuç: Nikah çok güzeldi, çıkışta E. e nişan elbisesi aldık :)
20 Ağustos 2008 Çarşamba
kendime notlar
KENDİME NOTLAR 1
- İşokul başlıyor diye yeni aldığım ayakkabıyı ayakkabıcıya gidip takatukalatmam lazım:)
- Bugün itibari ile kahve ile ilişkimi kestim. Zaten çok az içiyordum ama, dişlerimi temizletirken hissettiklerimi yeniden yaşamak istemiyorum.
- Aynı şeyi sigara üzerinde de denesem hiç fena olmayacak!
- Benzinci de panik olmamalıyım.:) Benzincinin dudak kenarlarına yayılmış o alaycı gülümsemeyi görmesem daha iyi!
- Günlüğümü (gerçek olan) tutmayalı hani oldu. Acilen başlamalıyım.
- Düzenli olarak Othello'yu taramak gerek, iki gün önce temizlenmiş eve hiç benzemiyor evin hali!
- Temizlikten bahsetmişken, aybaşından itibaren kendi kendime temizlik yapmaya çalışmayı bırakmalıyım. Çünkü ben veya biz (S.un bu konudaki yardımları azımsanamaz) her şeyi her köşeyi temizlemeyi beceremiyoruz. Tasarruf etmeliyim.
- Tasarrufu sadece temizlik için değil herşey için yapmalıyım.
- Ada'dan gelmiş üzümleri yemeliyiz yoksa çürüyecekler:(
- İşokuldaki kızlarla acilen toplanmalı ve eğlenilmeli:)
- S. ile Taksim'de buluşulmalı.
- D.lere gidilmeli, giderken şarap götürülmeli.
- Acilen oyun yazmaya başlanılmalı. Hatta bu akşam!
- Okunacaklar listesi gözden geçirilmeli ve tezimle ilgili akademik kitaplara öncelik verilmeli.
- Ada'dan A. ya fotoğrafları mail atılmalı. O da bu akşam olmalı...
işe başlamak hakkında
İşokulda üçüncü günüm.
Okul pek kalabalık değil, sadece yeni gelenler var, eğitimleri tamamlanıyor. Ahali bu akşamüstü toplantıya gelecek. Bir kaç saat sonra yaklaşık iki aydır görmediğim bir sürü güzel insanla sarılacak, tatil anılarından bahsedeceğiz...
Bu üç günü odamda bilgisayarımın başında geçirdim. Biraz blog okudum, biraz araştırma yaptım:) Keyifliydi yani. Bu öğlen yemeğinde bir arkadaşım " İşe dönmek ne fena değil mi?" diye sorunca fark ettim ki, ilk kez işe başlama durumunu hasarsız kapatıyorum. Her yıl gün sayar, tatilimin bitmesine şu kadar gün kaldı diye hayıflanırdım. Şimdi işe gelmek o kadar da zor gelmiyor.
Bu üç günü okulun güzel yaz tabağı yemeği ile geçirdim. İçinde salatalık, karpuz veya üzüm, peynir ve yeşilliklerin olduğu güzel tabak... Tatlı ve kızartmalara pirim vermedim. Bu durumdan özellikle bahsediyorum ki, kararlı olduğum okulyemeğiyememe politikamda başarılı olayım. Aylar sonra okuduğumda kararımdan ve verdiğim kilolardan dolayı kendimi takdir edeyim:)
Aslında diyet yapıyorum felan demiyorum, sadece dikkatli ve özenli yemek yemeğe çalışacağım.
Bir sürü yeni blog keşfettim ve pek çoğunu okudum. Harikalar. Daha sonra bazı linkler önereceğimdir.
Bu okul yılının neşeli ve sağlıklı geçmesini temenni ediyorum.
Hadi bakalım.
19 Ağustos 2008 Salı
iş güç meseleleri
İşe başladım.
Hadi hayırlısı.
Su gibi geçsin.
Aslında her iş günü bizi tatile bir adım daha yaklaştırıyor.:)
Böyle düşünürsem iyi oluyor, kendimi mutlu ve enerjik hissediyorum.
Aslında işimi seviyorum. Sadece başlamak güç oluyor, adapte olmak meselesi beni çok yoruyor. Mesela şimdi için bir sorun yok ama öğrenciler gelince ve dersler başlayınca... Bir ay içinde sınıf durumuna alışıyor insan ya o bir ay da zor geçiyor.
Bakalım bu sene tanıyacağım yeni öğrencilerim nasıl çocuklar? Hangi yaramazlıkları yapacağız birlikte:)
Hadi hayırlısı.
Su gibi geçsin.
Aslında her iş günü bizi tatile bir adım daha yaklaştırıyor.:)
Böyle düşünürsem iyi oluyor, kendimi mutlu ve enerjik hissediyorum.
Aslında işimi seviyorum. Sadece başlamak güç oluyor, adapte olmak meselesi beni çok yoruyor. Mesela şimdi için bir sorun yok ama öğrenciler gelince ve dersler başlayınca... Bir ay içinde sınıf durumuna alışıyor insan ya o bir ay da zor geçiyor.
Bakalım bu sene tanıyacağım yeni öğrencilerim nasıl çocuklar? Hangi yaramazlıkları yapacağız birlikte:)
okurum var mı acaba?

Bu blogu yazmaya başlayalı bir yıl olmuş. Zaman zaman çok sıkı, zaman zaman boş vererek yazı yazmayarak geçen bir yıl. Ancak okur sayım oldukça kısıtlı. Beni okuyan bir iki yakın arkadaş, bir iki kuzen, bir iki de aile üyeleri. Sanırım toplam sayı on kişiyi geçmiyor...
Başka bir okurum var mı bilemedim?
Sanırım istemiyorum da...:)
17 Ağustos 2008 Pazar
ada kedileri
Kedi ve ada birbirleri ile özdeşleşmiş iki özel şey bence. Adaların garip, hüzünlü bir duruşu olur ya hani, aynı duruş kedilerde de var bence. Bozcaada'da durum farksız. Adanın her yanında kediler var... Ada sakinlerince pek sevilmeyen kediler bunlar. Ancak adaya gelenlerin pek sevdiği... İnsanların pek çoğu kedileri sevmiyor, hatta onları sokaklarından uzaklaştırmaya çalışıyor. Çok az kısmı ise onlara bakıyor ve hastalıklarını önlemeye çalışıyor. Bir kere tüm ada kedileri cılız. Hatta cılız ötesi. Bir gram yağ yok kedişlerde. Özellikle bu sıcak günlerde su bulabilmek için çırpınıyorlar. Bir de bulaşıcı hastalıkları var, bir tanesi hasta olunca hepsi hasta düşüyor. Özellikle bebek kedilerde ve annelerde bulaşıcı bir göz hastalığı var, ne yazık ki kör oluyorlar. Geçen sene benim çok üzüldüğüm Üzüm ve annesinin durumu böyleydi. Üzüm'ü Çanakkale'ye bir veterinere götürmüş, gözünü aldırmıştık. Ne yazık ki çok yaşamadı üzüm. Bu yıl adaya giderken yanımda mama götürmedim. Kedilerle ilgilenmemeye de kendi kendime söz verdim.
Geçen sene iki harika insanla tanışmıştım adada. Biri tüm varını yoğunu kedi ve köpeklere adamış bir adalı bayandı. Yaz kış adada kaldığından ve her hafta adaya veteriner getirttiğinden dolayı adı deliye çıkmıştı, ama o bu duruma gülüp geçiyordu. İkinci şahane insan ada kedileri için resim yapıyor, taş boyuyor, kapı süsleri yapıp satıyordu.
Bu yıl sokağa adım atar atmaz İncir karşıladı bizi. İncir yaklaşık üç aylık bir yavru. Muhteşem bir şey. İncir'den iki hafta sonra Üzüm geldi. Üzüm bembeyaz ve mulis tavırlarıyla sokağın gönlünü çaldı. Bu yavrulara yuva bulsak, eve götürsek dileklerim elbette S. tarafından geri çevrildi. Aslında yüreğimin bir yanı da onları almak istemiyordu itiraf etmek gerekirse. Her şeye müdehale etmemem gerektiğini geçen sene yaşadığım hüzünlü olayla anlamıştım. Ben de bulunduğum süre boyunca Üzüm , İncir ve diğerleri için bir şeyler yaptım. Kuru mama alıp ( Yaşasın artık bakkallar mama da satıyor, geçen sene yoktu) dağıttım, öyleki mamayı alıp salladığımda tüm mahalle kedileri geliyordu. Bir de belediye veteriner getirtti. Sokaktaki hayvanları sadece 1,5 ytl'ye aşıladılar :) Ben de inciri ve ishal bir kediyi götürdüm. İncir kuduz aşısı oldu, ishali olan kedi aşı olamadı ama onu da sıkı bir bakımla iyileştirdik:)
Tam döneceğimiz akşam adalı bir bayan Üzüm'ü kaptı ve götürdü, nereye diye sorunca da ona ev bulduğunu söyledi: ) Çok sevindik. İncir' e de bizim sokakta bakıyorlar. En azından Kasım ayına kadar iyi bakılması garanti. Kasım'dan sonrasında da epey büyümüş olacak diye düşünüyorum. Umarım seneye beni yine o karşılar. Geçen sene yeni anne olmuş bir tekir vardı, o kadar minikti ki anne olduğuna hayret etmiştik, bu sene bir de baktım yine gelmiş dizlerime sürtünüyor. Kötü haber: yine anne olmuş :(
Aslında ada kedilerinin belediye tarafından özellikle de kışın bakılması gerekiyor. Aşılanmaları ve mama dağıtılması şart. Bu yıl bir kere belediye mama dağıtmış. Bu iyi bir haber. Yani hiç yoktan iyi...
Bu yazımı okuyanların kedi ve köpekler ve hatta kuşlar için bir şeyler yapmalarını rica ediyorum; Bir kaba koyacakları bir miktar su hayat kurtarabilir. Sokağın köşesinde, balkonun bir yerine konulacak su hayvanların ölmelerini engelleyebilir. Hayvanlar da bizler gibi açlığa dayanabilirler ama susuzluğa dayanamazlar...
ps: fotoğraflarını koyamıyorum, dizüstü bilgisayardalar ve ne yazık ki ona da virüs bulaşmış:( tamir edilir edilmez bu iki minnoşun fotoğraflarını koyacağım.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)