30 Ağustos 2009 Pazar
29 Ağustos 2009 Cumartesi
kafama takılan bir soru???
Dostlar, bir sorum var.
Ada yatağında dönmeye başladı! Sol tarafına yan yatıyor, yüzüstü dönüyor fakat sol kol altta kaldığından doğrulamıyor. Bu hal dün başladı. Tesadüf dün odasında yatmaya da başladı. Park yatağında yün yatak vardı, yatınca Ada'nın şeklini alıyordu, yumuşaktı, dönmüyordu. Şimdi dönme hali benim de biraz başımı döndürüyor.
Sorular;
1. Yan yatırma yastığına artık küçük gelen yavruyu nasıl güvenle yatırmalıyım?
2. Boğulma önleyici yastık da almıştım, onu kullanayım mı?
3. Siz bu durumda neler yaptınız?
dün gece sevgili, sabaha karşı da ben nöbet tuttuk gibi bir şey. Korktuk... Allah korusun tüm bebekleri...
Ada yatağında dönmeye başladı! Sol tarafına yan yatıyor, yüzüstü dönüyor fakat sol kol altta kaldığından doğrulamıyor. Bu hal dün başladı. Tesadüf dün odasında yatmaya da başladı. Park yatağında yün yatak vardı, yatınca Ada'nın şeklini alıyordu, yumuşaktı, dönmüyordu. Şimdi dönme hali benim de biraz başımı döndürüyor.
Sorular;
1. Yan yatırma yastığına artık küçük gelen yavruyu nasıl güvenle yatırmalıyım?
2. Boğulma önleyici yastık da almıştım, onu kullanayım mı?
3. Siz bu durumda neler yaptınız?
dün gece sevgili, sabaha karşı da ben nöbet tuttuk gibi bir şey. Korktuk... Allah korusun tüm bebekleri...
28 Ağustos 2009 Cuma
Ada odasında...
Bugün 2. süt izni günümdü...
Sabah oyunlar, beslenmeler derken öğle uykusu sırasında Ada'nın odasını toparladık sevgiliyle. Dolap ve şifoniyer zaten kullanılıyordu, babaannesi dün yatağının yastıklı ıvır zıvırlarını yıkamış bize geldiğinde, sağolsun, bugün kurumuşlar onları da yerleştirdik. Ada'nın odasında, yatağın arkasındaki boşlukta kullanmadığımız yastıklar, Ada'nın gelecekteki yürüteci (bir arkadaş verdi ama geçen hafta doktor yürüteci desteklemiyorum dedi laf arasında), Ada'nın pompa, ana kucağı, mama sandalyesi, tartı gibi ıvır zıvırlarının kutuları (o kutular atılmazmış sevgili öyle dedi, peki dedik) felan vardı, onları iç içe yerleştirmek ve ardiye odasına koymak sureti ile her yeri toparladık. Sildik, süpürdük. Yatak odamızdaki bir iki parça eşyayı da taşıdık ve odası pırıl pırıl, misler gibi oldu. Yerine yerleştirdik. Tek eksiğimiz bir koltuk. O da alınacak bu ay... Hah, bir de halı. Oda tekstilin halısı var, çok güzel. Onu alacağız.
Ada'nın odası hemen yanımda. Üstelik iki odanın ortak balkonu var, üstelik evde telsiz de var. Duymamak gibi bir endişem yok, yine de bir tuhaf oldum. Olmam sanıyordum ama oldum. Park yatağını kaldırmadım, bakalım deneyelim. Her şey yolunda giderse bir iki gün sonra kaldırırım.
Bakalım bu gece nasıl uyuyacak? Erken yattı bu gece, G. teyzesi ve sevgilisi Ö. "uyumasın biz geliyoruz sevmeye" dediler ama söz dinlemedi :) Bir ara uyandı ama acıktığından. Yerini yadırgamadı sanırım. Zaten gündüzleri ara sıra hem odasına alışsın hem de dönencesine baksın diye yatırıyorduk ama perdeleri olmadığından çok sıcak oluyordu oda. Perde ve güneşlik gelince iyi oldu.
İyi uykular kuzucum.
5 ay ve 1 günlük kuzum benim...
Ada'nın odası hemen yanımda. Üstelik iki odanın ortak balkonu var, üstelik evde telsiz de var. Duymamak gibi bir endişem yok, yine de bir tuhaf oldum. Olmam sanıyordum ama oldum. Park yatağını kaldırmadım, bakalım deneyelim. Her şey yolunda giderse bir iki gün sonra kaldırırım.
Bakalım bu gece nasıl uyuyacak? Erken yattı bu gece, G. teyzesi ve sevgilisi Ö. "uyumasın biz geliyoruz sevmeye" dediler ama söz dinlemedi :) Bir ara uyandı ama acıktığından. Yerini yadırgamadı sanırım. Zaten gündüzleri ara sıra hem odasına alışsın hem de dönencesine baksın diye yatırıyorduk ama perdeleri olmadığından çok sıcak oluyordu oda. Perde ve güneşlik gelince iyi oldu.
İyi uykular kuzucum.
5 ay ve 1 günlük kuzum benim...
26 Ağustos 2009 Çarşamba
içimden geldiği gibi...
Bugün Çınar'lara gittik. Çınar Ada'dan 17 gün büyük, annesi okuldan arkadaşım, bu yıl çalışmayacak. Geçen hafta Yiğit'lere gittik, Yiğit Ada'dan 4 ay 3 gün büyük, annesi okuldan arkadaşım, o da benim gibi çalışacak. Bir de babalar var tabii...
Çınar bizi görür görmez ağlamaya başladı, kapı açılır açılmaz hem de :) Ada hayretler içinde titreyerek seyretti Çınar'ı. Çınar'ın birinci dişi geçen hafta, ikinci dişi bugün çıkmış. İkinci dişi ilk ben gördüm, hediye alacağım Çınar kuşuma :) Geçen hafta da Çınar ve annesi okula gelmişlerdi bir iki evrak işi için, Ada'ya çok tatlı bir body getirmişler, üstünde Yakışıklı Minik Ada yazıyor, pek şirin :)
Yiğit, Çınar, Ada, Zeynep (yine iş okuldan bir arkadaşımın kızı Ada'dan 3 ay büyük) sürekli konuşuluyorlar aramızda, bir de kızımız var yolda, o da gelsin tam olalım... Konuşmalar, buluşmalar felan bakıyorum da ne farklıyız. Olaylara bakışımız, çocukları büyütüşümüz ne farklı. Hepimiz farklı anne babalarız, uyutma, yedirme, ilgilenme, sevme biçimlerimiz farklı :) Tek bir doğru yok, hep doğruyu arayış var.
Çınar bizi görür görmez ağlamaya başladı, kapı açılır açılmaz hem de :) Ada hayretler içinde titreyerek seyretti Çınar'ı. Çınar'ın birinci dişi geçen hafta, ikinci dişi bugün çıkmış. İkinci dişi ilk ben gördüm, hediye alacağım Çınar kuşuma :) Geçen hafta da Çınar ve annesi okula gelmişlerdi bir iki evrak işi için, Ada'ya çok tatlı bir body getirmişler, üstünde Yakışıklı Minik Ada yazıyor, pek şirin :)
Yiğit, Çınar, Ada, Zeynep (yine iş okuldan bir arkadaşımın kızı Ada'dan 3 ay büyük) sürekli konuşuluyorlar aramızda, bir de kızımız var yolda, o da gelsin tam olalım... Konuşmalar, buluşmalar felan bakıyorum da ne farklıyız. Olaylara bakışımız, çocukları büyütüşümüz ne farklı. Hepimiz farklı anne babalarız, uyutma, yedirme, ilgilenme, sevme biçimlerimiz farklı :) Tek bir doğru yok, hep doğruyu arayış var.
***
Başka bir konu;
Ada beni unutuyor mu ne? Sanki sabahları çok iyiyiz de, öğlen gelince beni unutuyor gibi. İlgi daha çok babasında. Hep ona bakıyor, gülücükler felan. Bir de üzüntü ekledim yorgunluklarıma, yorgunlukla savaşırken Ada'yla vakitlerime. Dün akşam bayağı kötü oldum, üzüldüm, kurdum da kurdum. Sonra sevgili ile konuştuk. Bu sabah Yiğit'in annesine sordum, "bakıcıya daha çok ilgi gösteriyordu bir ara, Ada en azından babasına yapıyor " dedi. Yıkıldım... Bugün daha iyiydik sanki. Koklaştık, öpüştük, yoğurt yedik, eğlendik birlikte... Küçücük bebek daha, babasını daha çok görüyor biliyorum, kıskanmak değil bu, ben nerede eksiğim diye bir arayış. Kendimi deşip duruyorum zaten, iyi bir anne miyim diye. Geçen gün babaannesi "gel babası gel gel" yaptı bugün Ada deyince ağlamaya başladım, ben neden göremedim diye.
Şimdilerde okul açılmadı ya, daha esnek işim. Okul açılınca örneğin 1. dersim doluysa 8.15 başlar ders. Geç çıkamam evden, derste dersi yönetmem gerekir, hayallere, kuruntulara kapılamam. Daha yoğun, daha yorgun olacağım sanki... Dün oturup ajandadaki tüm tatilleri işaretledim, her ayın 27'sine Ada'nın kaç aylık olacağını not düştüm. Bugünden o günlere minik yazılar yazdım. Sadece tatiller mi mutlu edecek beni. Çalışma kararı vererek hata mı yaptım? Sorular, sorular, sorular...
Ada beni unutuyor mu ne? Sanki sabahları çok iyiyiz de, öğlen gelince beni unutuyor gibi. İlgi daha çok babasında. Hep ona bakıyor, gülücükler felan. Bir de üzüntü ekledim yorgunluklarıma, yorgunlukla savaşırken Ada'yla vakitlerime. Dün akşam bayağı kötü oldum, üzüldüm, kurdum da kurdum. Sonra sevgili ile konuştuk. Bu sabah Yiğit'in annesine sordum, "bakıcıya daha çok ilgi gösteriyordu bir ara, Ada en azından babasına yapıyor " dedi. Yıkıldım... Bugün daha iyiydik sanki. Koklaştık, öpüştük, yoğurt yedik, eğlendik birlikte... Küçücük bebek daha, babasını daha çok görüyor biliyorum, kıskanmak değil bu, ben nerede eksiğim diye bir arayış. Kendimi deşip duruyorum zaten, iyi bir anne miyim diye. Geçen gün babaannesi "gel babası gel gel" yaptı bugün Ada deyince ağlamaya başladım, ben neden göremedim diye.
Şimdilerde okul açılmadı ya, daha esnek işim. Okul açılınca örneğin 1. dersim doluysa 8.15 başlar ders. Geç çıkamam evden, derste dersi yönetmem gerekir, hayallere, kuruntulara kapılamam. Daha yoğun, daha yorgun olacağım sanki... Dün oturup ajandadaki tüm tatilleri işaretledim, her ayın 27'sine Ada'nın kaç aylık olacağını not düştüm. Bugünden o günlere minik yazılar yazdım. Sadece tatiller mi mutlu edecek beni. Çalışma kararı vererek hata mı yaptım? Sorular, sorular, sorular...
***
Başka bir konu daha;
Geleceği daha düşünür oldum. Bir okulda öğretmen mi olacağım? Yazarlık masterım, kariyer hedeflerim, üretmeyi hayal ettiklerim, şimdiye kadar ürettiklerim...??? Tiyatro sevdam, sinema ile ilişkim ne olacak?
Nereye kadar seyirci olacağım?
Nereye kadar seyirci kalacağım...
Bir şey yapmalı. Hey, bi şey yapmalı...
Geleceği daha düşünür oldum. Bir okulda öğretmen mi olacağım? Yazarlık masterım, kariyer hedeflerim, üretmeyi hayal ettiklerim, şimdiye kadar ürettiklerim...??? Tiyatro sevdam, sinema ile ilişkim ne olacak?
Nereye kadar seyirci olacağım?
Nereye kadar seyirci kalacağım...
Bir şey yapmalı. Hey, bi şey yapmalı...
24 Ağustos 2009 Pazartesi
Mim-esis :)

Özgür mimlemiş. Hakkımda 7 ilginç şey yazacakmışım... Düşündüm epey, sevgiliye sordum, pek ilginç bir insan olmadığıma karar verdik :) Aklıma gelenleri yazayım;
1. Bayat bisküvi severim. Bisküvilerin paketlerini açar, bir kaç gün sonra yerim. Bu sevgim çocukluğumdan kalmış olmalı, eskiden bakkallarda kutuların içinde satılırdı bisküviler hatırlar mısınız? İşte onlar hep bayat olurdu ya, oradan kalmış olmalı bu sevgi. (Bu arada bu mimde mimlenenler hemen çocukluklarına dönüyorlar, ben de dahil. Bu işte bir iş var :))
2. Gözlüklü bir insanım. (çok ilginç değil mi?) he heee, yok ilginç olan şu; bir dönem -üniversite yıllarında- sokakta satılan bir model güneş gözlüğünün hemen hemen tüm renklerini almış, cam taktırmıştım. Aynı modelin değişik renklerinde bir sürü gözlüğüm olmuştu, mavi, yeşil, siyah, kahverengi, şeffaf... Gözlük de böyle kelebek gibi 60 lar model çok cici bir şeydi. Şimdi de üç gözlüğüm var, değiştire değiştire takıyorum, bir tane daha alasım var, seviyorum ne yapayım :)
3. İki şeye verilen paraya acımam. Çanta ve kitap. Deli bir çanta koleksiyonum var. Büyük bir kısmı Sezar tarafından sapları yenmek suretiyle kullanılamaz durumda ama...
4. Sezar demişken, Sezar'ın ilginç bir özelliği var onu yazayım; Sezar ip yerdi. Bildiğiniz ip. İpli şeyler de dahil, çok minikken sırt çantamın kalın halat gibi ipini yedi, ameliyat edilmek üzere bayıltılınca kustu ipi, sonracığıma bir süre sonra da lastik tokamı yedi, onu da kaka yapmak sureti ile çıkarttı. Otçul ve etçil hayvanlardan sonra ipçil bir hayvan yetiştirerek zooloji bilimine süper bir katkı sağladım. ( Sezar sonradan bu alışkanlığını bıraktı ama hala çok dikkatliyiz, yine de yumuşak bir şey bulduğunda affetmez kemirir, çanta sapı ilk sıradaki tercihidir)
5. Yeni biriyle tanışınca onu eskiden tanıdığım başka birine benzetme huyum vardır.
6. Yine çocukken TRT1 de yayınlanan buz pateni yarışmalarını izler, ayağıma naylon poşet dolayarak halının üzerinde kayardım. Buz pisti felan yoktu tabii, şimdilerde de korkudan gidemiyorum. Buzda Dans yarışmasını hayranlıkla izledim sonra, nasıl yapıyorlar koca koca adamlar, kadınlar, demek ki ben de yapabilirim diye diye :)
7. Pek çok blog sahibesinin aksine temizliği çok severim. İnatçı lekeler uzmanlık alanımdır :) Hamileliğime kadar büyükçe sayılacak evimizi ben temizledim. Süpürmek, silmek, toz almak tüm bunları yaparken evin şeklini değiştirmek gibi eğlencelerim vardı. Hamileliğimle birlikte hala devam eden bir yardımcımız var ama yine de temizlik yapmak zorunda kalıyorum sıklıkla (malum kediler felan) çok severek, içim ferahlayarak yaparım temizliği, benim için boş alan yaratır, süpürürken arınırım, bolca düşünürüm, kararlar alırım felan... Ama ütü ve yemek konusuna gelirsek, hayırrrrr diyeyim siz gerisini anlayın...
İşte böyle...
Bir mimin daha sonuna geldik... :)
Ben de;
Şendul, Sarıçizmeli, Naze, Ceviz, Demet, g.g., İlknur ve Akınpaşayı mimledim.
1. Bayat bisküvi severim. Bisküvilerin paketlerini açar, bir kaç gün sonra yerim. Bu sevgim çocukluğumdan kalmış olmalı, eskiden bakkallarda kutuların içinde satılırdı bisküviler hatırlar mısınız? İşte onlar hep bayat olurdu ya, oradan kalmış olmalı bu sevgi. (Bu arada bu mimde mimlenenler hemen çocukluklarına dönüyorlar, ben de dahil. Bu işte bir iş var :))
2. Gözlüklü bir insanım. (çok ilginç değil mi?) he heee, yok ilginç olan şu; bir dönem -üniversite yıllarında- sokakta satılan bir model güneş gözlüğünün hemen hemen tüm renklerini almış, cam taktırmıştım. Aynı modelin değişik renklerinde bir sürü gözlüğüm olmuştu, mavi, yeşil, siyah, kahverengi, şeffaf... Gözlük de böyle kelebek gibi 60 lar model çok cici bir şeydi. Şimdi de üç gözlüğüm var, değiştire değiştire takıyorum, bir tane daha alasım var, seviyorum ne yapayım :)
3. İki şeye verilen paraya acımam. Çanta ve kitap. Deli bir çanta koleksiyonum var. Büyük bir kısmı Sezar tarafından sapları yenmek suretiyle kullanılamaz durumda ama...
4. Sezar demişken, Sezar'ın ilginç bir özelliği var onu yazayım; Sezar ip yerdi. Bildiğiniz ip. İpli şeyler de dahil, çok minikken sırt çantamın kalın halat gibi ipini yedi, ameliyat edilmek üzere bayıltılınca kustu ipi, sonracığıma bir süre sonra da lastik tokamı yedi, onu da kaka yapmak sureti ile çıkarttı. Otçul ve etçil hayvanlardan sonra ipçil bir hayvan yetiştirerek zooloji bilimine süper bir katkı sağladım. ( Sezar sonradan bu alışkanlığını bıraktı ama hala çok dikkatliyiz, yine de yumuşak bir şey bulduğunda affetmez kemirir, çanta sapı ilk sıradaki tercihidir)
5. Yeni biriyle tanışınca onu eskiden tanıdığım başka birine benzetme huyum vardır.
6. Yine çocukken TRT1 de yayınlanan buz pateni yarışmalarını izler, ayağıma naylon poşet dolayarak halının üzerinde kayardım. Buz pisti felan yoktu tabii, şimdilerde de korkudan gidemiyorum. Buzda Dans yarışmasını hayranlıkla izledim sonra, nasıl yapıyorlar koca koca adamlar, kadınlar, demek ki ben de yapabilirim diye diye :)
7. Pek çok blog sahibesinin aksine temizliği çok severim. İnatçı lekeler uzmanlık alanımdır :) Hamileliğime kadar büyükçe sayılacak evimizi ben temizledim. Süpürmek, silmek, toz almak tüm bunları yaparken evin şeklini değiştirmek gibi eğlencelerim vardı. Hamileliğimle birlikte hala devam eden bir yardımcımız var ama yine de temizlik yapmak zorunda kalıyorum sıklıkla (malum kediler felan) çok severek, içim ferahlayarak yaparım temizliği, benim için boş alan yaratır, süpürürken arınırım, bolca düşünürüm, kararlar alırım felan... Ama ütü ve yemek konusuna gelirsek, hayırrrrr diyeyim siz gerisini anlayın...
İşte böyle...
Bir mimin daha sonuna geldik... :)
Ben de;
Şendul, Sarıçizmeli, Naze, Ceviz, Demet, g.g., İlknur ve Akınpaşayı mimledim.
Ada/ Bir insanı sevmekle başlayacak her şey...
Günlerdir içimden Zülfü Livaneli şarkıları söylüyorum. Çok seviyorum çok... Ey Özgürlük bitiyor Karlı Kayın Ormanı başlıyor içimde, Güneş Topla Benim İçin diyorum sonrasında ve Leylim Ley... İçimden söylüyorum, ah bir konseri felan olsa da yakınlarda, şöyle bağıra bağıra söylesem...
Bu şarkının (yoksa türkü mü demeliyim) adı Ada...
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
0 üzüntü birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dünyayı ben
Kederlerle
Kimseler aşık değil mi bu şehirde
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Hava martılar ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesiz kucaklamak istiyorum
Dünyayı şehri ve seni
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
21 Ağustos 2009 Cuma
5. ay doktor kontrolümüz
Bugün ilk kez süt iznimi bir tam gün olarak kullandım. Geçtiğimiz hafta bazen geç giderek, bazen erken çıkarak kendi çapımda günlük bir düzen yapmıştım. Bu hafta mesai saatlerine uydum ve bir tam gün izin yaptım. İki hafta daha öğrenciler yok, yine kendi kendime bir uygulama yapabilirim. Okul açılınca, ders programıma göre süt iznimi belirlemek istiyorum, gönlüm bir tam günden yana, bakalım...
Dün ve bugün sevgili tiyatroya provaya gitti. Dün babaanne ile ilk günüydü Ada'nın, sorunsuz atlatıldı, bugün benimleydi, ana oğul takıldık. Dün gece 3 sularında başlayan ağlama ve ıkınma sorunları yüzünden gündüz de pek keyifli değildi Ada'm. Tüm ısrarlarıma rağmen çorbasını içmedi, sanırım emmeyi de bırakıyor, soldan hiç emmiyor yaklaşık bir haftadır. İşyerinde günde bir sağıyorum sütü, sabah ve akşam da emiyor ama sütüm her zamanki gibi az. Bugün pek emmek de istemedi, biraz zorladım baktım almıyor sağıp verdim... Çorbayı içirirken öyle çok bağırdı ki, komşular ne oluyor felan diye meraklanmışlardır eminim...
Bugün doktorumuza da gittik, aşılarımızı olduk, tartıldık, boyumuz ölçüldü. Büyümüşüz :) Maşallah yavruya... Doktorumuz neler söyledi bakalım bu ay;
- Devit'e bye bye diyoruz.
- Çorbaya bulgur da katabiliriz pirinç yerine.
- Kabızlık problemlerimiz için fitil kullanmalıyız (pek sevmiyorum ben, son dakikaya kadar bekliyorum açıkçası ama bu sabah çok zorlandı yavrum)
- Göbek fıtığımız çok çok iyi durumda, yakında hiç kalmayacak.
- Kayısı ve şeftalinin yanı sıra armut da yiyeceğiz.
- Akşam öğünü olarak kaşık maması yiyeceğiz. Armutluyu tavsiye etti, ancak biz muzlu sütlüyü bulduk çıkışta, o da olurmuş. (Bu arada sepetleri için Milupa'ya çok teşekkür ediyorum. Biz tatildeyken babaannemize bırakmışlardı, ne zamandır teşekkür edeceğim bir türlü olmadı) Sepetimizde de bir sürü mamamız var, onları da yavaş yavaş yiyeceğiz bakalım.
- Ada'nın sol ayak parmaklarından bir tanesi (3 numara) diğerinin üstüne çıkıyordu, ne yapabiliriz, ortopedik bir sorun mu var dedik, hayır ama araya pamuk koyarak bu durumu engelleyelim dedi doktor.
- Ada kendini kasan, sıkan bir çocuk. Aynı durum bende de var, dişlerimi sıkarak uyurdum bir ara, ya da bir şeye konsantre olursam kendimi sıkmış bulurum bir anda. Doktor muayene sırasında kasları çok sertleşmiş, biraz yumuşasın, böyle giderse yürüme sırasında da hep düz ve sıkı durur, yürümeyi yavaşlatır dedi. Her gün ayaklarına, baldırlarına ufak ufak karnına doğru egzersiz yapılacak.
- Su verebiliriz artık... :)
Kitap deyince... Ada'ya zaman zaman masal anlatıyorum (çok erken biliyorum ama bir yerden başlamalı) fekat geçen gün bütün masalların aslında kızlar için olduğu gibi bir fikre kapıldım. Kahramanlar genellikle kızlar çünkü, cinsel ayrımcılık yapmak istemiyorum ama Külkedisi, Pamuk Prenses, Kırmızı Başlıklı Kız hep dişi dünyaya hitap ediyor. Elbette bu masalları da bilmeli ama çocuğun özdeşleşerek dinleyeceği ilk masallar bunlar mı acaba? Mutlu Prens, Çizmeli Kedi, Keloğlan, Alaeddin aklıma geldi ilk olarak... Propp'un Masalın Biçim Bilimi'ni okumuştum, hemen yeniden bir bakmalı... Aslında en güzeli Ada'ya masallar yazmak... Yerli J.K. Rowling mi olacağım acaba? :)
yine karışık kuruşuk bir yazı oldu... :)
Etiketler:
5. ay,
Ada büyürken,
Ada'dan haberler,
Doktor,
Tekir'in maceraları
20 Ağustos 2009 Perşembe
Pet shoplara hayır!
Büyük alışveriş merkezlerinin hemen hemen hepsinde pet shoplar var... Bu mağazaların vitrinlerine yapışmış hayvanları seyreden, onları satın almak için ısrar eden çocuklar, sevgililerine, eşlerine yıldönümlerinde "hayvan" alan yetişkinler var... Bu oyuna gelmeyin, pet shoplardan kedi, köpek, kuş, yılan, tavşan almayın... Küçücük kafeslerde yaşayan ve birer vitrin malzemesi haline gelen bu hayvanları gördükçe çok üzülüyorum. Büyük çoğunluğu henüz anne altındayken (emme dönemindeyken) pet shoplara getiriliyor, yeterince "sevimli" olmayıp satılmazlarsa, büyüdüklerinde onları kimseler almıyor, herkes "sevimli ve minik pet" sahibi olmak istiyor. Özellikle köpekler büyüdüklerinde hele de dişilerse satın alınma oranları çok düşüyor. O hayvanlara ne oluyor acaba?Pet shoplarda satılan hayvanlar hastalıklara çok çabuk yakalanıyor, bazıları gittikleri evlerde melek oluyor... Özellikle köpekler büyüyüp cüsseleri ve dışarı çıkma zorunlukları nedeniyle bazı insanlar için "işkence" haline geldiklerinde, o köpekcikler bir anda kendilerini sokakta buluyorlar...
Bir hayvanla evi paylaşmak sadece evi değil hayatı paylaşmak güç ve aynı oranda muhteşem bir deneyimdir. Eğer hala bir hayvanla yaşamak istiyorsanız, barınaklardan veya sokaktan yaşam arkadaşınızı bulmak çok daha güzel, çok daha yararlı olacaktır...
afiş: www.haytap.org
18 Ağustos 2009 Salı
Mini diyalog

Dış-Gün- Okul
Biri*: Oooooo tekir'cim, merhaba... Ne o ikinciye mi hamilesin? Haaa haaa haaa (Türk filmi kötü kadın gülüşü)
Tekir: ................................................................
evet böyle insanlar var... İnanamıyorum ama var işte... Doğum yaptıktan sonra hop diye zayıflanamayacağını, böyle şeylerin genellikle filmlerde ve mankenlerin yaşamlarında gerçekleşebileceğini, üstelik dünyadaki herkesin zayıf olması gerekmediğini, kilolu ve göbekli de mutlu olunabileceği neden anlamıyorlar...
*Biri adlı kişi hakkında ipucu; zayıf, yaşlı, bekar... (yaşasın kötülük)
foto: artsmack.com
*Biri adlı kişi hakkında ipucu; zayıf, yaşlı, bekar... (yaşasın kötülük)
foto: artsmack.com
14 Ağustos 2009 Cuma
Ben bir maymunummmmm ama kanguruda...
Bu kanguru bize piyangodan çıktı. Park yatak alırken hediye ettiler, aman bir sevindik bir sevindik (henüz hamileliğin başlarındaydık kanguru konusuyla ile ilgili gerekli araştırmaları yapmamıştık). Sonuç; park yatak 10, kanguru 0... Neden mi? İnsanın beli ve sırtı inanılmaz ağrıyor! Biz de mi sorun var dedik, çevreye sorduk yok, herkesler şikayetçi. Bir beybijönü herkes beğeniyor, e bizim oğlumuz da jön... :) Kanguru yetmez sling de alalım dedim, aldık o da dolapta duruyor. Ada ikisine de pas vermedi. Biz yine de kanguruyu bir Bozcaada havası alsın diye yanımızda götürdük, bir iki gün kullandık, baktık bir iki gün kullanıma karşılık üç beş gün ağrı yaratıyor, kullanılmayanlar bölümüne kaldırdık...
Bu maymunlu tulumu da teeee hamileliğin başında pazardan almıştım, pek tatlı diye vurulmuştum, ancak o zamanlar ne görsem alırım modundaydım, çocuk bunu giyebilir mi, hangi ay giyer diye pek düşünmemiştim. Şimdi çorap alırken bile düşünüyorum valla... Neyse, Ada mevsimsel olarak tulum giyebildiğinde bu maymunlar ona büyük geliyordu, şimdi de eh işte biraz kısa geliyor ama yine de giyilebilir... Bozcaada'nın serin akşamlarında giydi bir iki, şimdi o da kanguruyla birlikte... BozcaADA anılarını konuşuyorlardır herhalde...
hi hiii :)
Bu maymunlu tulumu da teeee hamileliğin başında pazardan almıştım, pek tatlı diye vurulmuştum, ancak o zamanlar ne görsem alırım modundaydım, çocuk bunu giyebilir mi, hangi ay giyer diye pek düşünmemiştim. Şimdi çorap alırken bile düşünüyorum valla... Neyse, Ada mevsimsel olarak tulum giyebildiğinde bu maymunlar ona büyük geliyordu, şimdi de eh işte biraz kısa geliyor ama yine de giyilebilir... Bozcaada'nın serin akşamlarında giydi bir iki, şimdi o da kanguruyla birlikte... BozcaADA anılarını konuşuyorlardır herhalde...
hi hiii :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)