14 Haziran 2009 Pazar

Baba...

Canım babam seni çok seviyorum... Bana çok iyi babalık ediyorsun, bana çok iyi bakıyorsun, seninle olmaktan, senin oğlun olmaktan çok mutluyum. Kollarında uyumayı, omzunu kemirmeyi, güzel hikayelerini çok seviyorum.
İyi ki babamsın...

Ada

Canım babam, seni çok seviyorum. 31 yıldır babamsın, 2 aydır da dede oldun :) Çok uzun yaşa, sağlıkla yaşa...
Yarın seni kocaman öpeceğim.
İyi ki babamsın...

Tekir

12 Haziran 2009 Cuma

Hayvan ambulansı


Bugün NTV haberlerde gördüm. İstanbul'un ilk hayvan nakil ambulansı çalışmaya başlamış. Ne iyi bir haber...:))) İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Hatyap işbirliği ile hayata geçmiş. Artık sokaklarda otomobillerin ezdiği yaralı hayvanları "nasıl götürmeli" derdi, "nasıl yardım etmeli" endişeleri bir nebze de olsa kalkmış olacak çoğu insan için. Bir çok insan hayvanları seviyor, onlar için özellikle yaralı hayvanlar için bir şeyler yapmak istiyor ama hem veteriner masraflarından hem de "sorumluluk almaktan" çekiniyor. Şimdi tek yapmamız gereken bu ambulansı aramak, yaralı hayvanlar --haberden yanlış anlamadıysam-- belediye tarafından iyileştirilecek, ambulansta hem gönüllüler hem de veterinerler bulunacak...

Hayvanlarında yaşam hakları var, unutulsa da...

Detaylı bilgi için haytap

11 Haziran 2009 Perşembe

mutluluk ve bir haber


Çok mutluyum çoooooooooook...

İşokuldan arkadaşım, yol arkadaşım, mahalle komşum S.'ın iki haftadır beklediğimiz amniyosentez sonucu bugün çıktı. Bebek sağlıklı... Ense kalınlığı normalin üstünde çıkınca haftalardır çok üzgündü S. Bugün bayram oldu ona :) Bebek S.'ın ikinci kızı olacak, bir de Nehir'imiz var 2 yaşında. Ada kuşum Nehir'le arkadaş şimdilik ama yeni kızımız gelince eminim üçü çok daha iyi anlaşacaklar.

Yaşasın...

Darısı böyle zamanla imtihan olan tüm annelerin başına.

:)

10 Haziran 2009 Çarşamba

Mim/Bebek Alışverişi :)

Ennnnnnn sevdiğim şey, yani alışveriş konusunda Özgür Anne mimlemiş bizi. :) Bebeklere ne aldık, ne almadık, nerden aldık, nasıl aldık yazalım bakalım... Havamız değişsin biraz :) İşe başladık ya, paraların nerelere gittiğini bir dökelim meydana :)
Hamile olduğumu öğrendiğim andan şu ana kadar Ada'ya çok şeyler aldım, almaktayım. Seviyorum ne yapayım :))))
Gelelim kullandığımız ve memnun olduğumuz markalara, en sevdiklerimizi en başa yazalım;
Mothercare; Ada'nın çoğu bodysini, tulumunu buradan aldım. Özellikle kendinden eldivenli tulumlarına bayıldım, çok severek kullandım. Şimdilerde tişört-şort takımlarını uzun-kısa kollu bodylerini kullanıyoruz, çok beğeniyoruz. Yıkama sonrası bir problem olmadı. En çok kombine edebilme özelliğini seviyorum. Sezon renkleri birbirine çok uyumlu, benim aldıklarımla hediye gelenleri uyumla giydiriyoruz :)
Chicco; Tulum, zıbın, battaniye gibi bir kaç parça şey almıştım. Zıbınları çok çok iyi. Tulumlarını kısa ve geniş ama aynı oranda sevimli bulduğumdan tepe tepe kullandık. Çok fazla şey almadım çünkü sevgili arkadaşım B. oğlu Poseidon'un neredeyse tüm kıyafetlerini Chicco'dan alıyor, eh Posido büyürken küçükleri Ada kuşa geliyor... İkinci çocuğu da giydirdiğine göre oldukça dayanıklı ancak renkleri çabuk soluyor :(
Zara; Hala ve Babaannenin favori markası. İndirimde çok şeyler aldık :) 6-9 aylık kıyafetlerinin neredeyse tamamını Zara'nın indiriminde temin ettik. Dolayısı ile henüz kullanamadık :)
Benetton; Çok cici şeyler bulabiliyorum. Bir kot pantolon aldım mesela, süper :) İndirimde fiyatlar bayağı iniyor. Kadıköy'deki eski mağaza kapanırken ellerinde ne varsa satmaya çalıştılar, geçen ay bir çizme almış Babaannemiz 15 tl'ye :)
Debenhams; Tulumları-salopet ve tişörtleri çok şirin. Çok severek giyiyoruz. Büyük yaşlar için daha çok şey var ama 0-12 ay da fena değil.
Sevi Bebe; Pamukluları harika, ancak "Confidence in textiles" amblemi olacak ki yumuşacık olacak.
Salı Pazarı; H&M ve Disney satan bir tezgah bulmuş oradan bir sürü parça almıştım. Çok severek giydiriyorum.
Peros; Kadıköy'deki Peros çok sık uğradığım bir yer. İhraç fazlası ürünleri satıyor. Çok iyi şeyler de var, sık sık uğramak lazım.
Bütün bunların dışında Panço,İrem Bebe, Kanz gibi mağazalardan hediyeler geldi, henüz kullanamadık. Zaten bazı parçalar geldiklerinde küçük veya mevsimi geçmiş bir haldelerdi :) İkinciye artık :)))
Ben genel olarak pamuklu, rahat ve şirin şeyler tercih ediyorum. En sevmediğim şey çocukların büyükler gibi şatafatlı, parıltılı veya abartılı giydirilmeleri. Üniversitedeyken N.Postman'ın "Çocukluğun Yok Oluşu" adlı kitabını okumuştum, "Çocukların büyükler gibi giydirildiği, büyükler gibi oyuncaklar edindikleri sürece çocukluklarının yavaş yavaş yok olacağını" savunuyordu, bence son derece haklı.
İşte böyleeeee...
Ben de 33+5 kardeşliğinden Sarıçizmeli'yi, Kuzey Tan'ı, Naze kızımı ve Akın Paşa'yı mimledim bakalım. :)

9 Haziran 2009 Salı

İlk iş günü

İki saattir işe başlamamla ilgili birşeyler yazıyorum, beğenmiyorum, siliyorum.
Kelimeler yetmiyor.
Dünü yazarken aslında bugünü de yazmam gerektiğini hissediyorum. Dün ve bugün birbirine benziyor. Yarın da bugüne benzeyecek. Birbirinin kopyası günler olacak haftalar...
Aylar...
***
Aslında temel sorun şu; işe başlamak zor değil, (anneler bin kaplan gücünde her işe yetişir) temel sorun bebeğimden ayrı kalmayı istemeyip ama bir yandan da çalışmamayı hiç düşünmemem. Yani hem çalışmak-üretmek-faydalı olmak, hem bebeğimin büyümesini adım adım görmek. Tam anlatabildim mi bilemiyorum, fazla da zaman yok aslında anlatmaya...
***
Hah! buldum tek derdim zaman...
Şu geçirdiğim iki aylık süreç, hayatımın en en en güzel zamanıydı. Evimde, oğlumla, kocamla, huzurla... Bir daha böylesi bir zamanı, bu kadar tadında, bu kadar huzurla yaşayabilir miyiz? Dakikaları saymıyordum, bir gözüm saatte değildi, anı doya doya yaşamıştım.
***
Dün-bugün öğrendiğim tek şey ayrılık ve birleşmelerin zamanla ilgisi.
"Şu kadar dakika sonra çıkmam lazım" "Şu kadar kaldı eve dönmeye" "Ada'ya kavuşmama şu kadar saat var"...
***
Akrep ve yelkovansız hayatım ne güzeldi.
***
ps:belki bu yazıyı da silerim, belki de silmem. Tek bildiğim; işe dönmek kolay, bebeğimden ayrı kalmak zor...

5 Haziran 2009 Cuma

pazartesi iş başı!

Bazıları için hafta bitti, mesai çoktan sona erdi.
Hafta sonunun tatlı mahmurluğu başladı.
...
Benim için;
Çalışmıyor olduğum, doğum iznimin son hafta içi günü de sona erdi.
Pazartesi iş başı!
Bir tuhafım, hem üzgünüm hem değilim...
Bilemiyorum, pek düşünmek istemiyorum.
Avutucu şeyler var, yaz tatili yakın mesela...
Yine de bir tuhafım işte...
:(

4 Haziran 2009 Perşembe

İtalya-Doğubayazıt hattı

Dört yıl önce Ağrı-Doğubayazıt'tan Cemil ile abla-kardeş olduk. www.kardesinisec.com sayesinde... Cemil, sessiz, sakin, utangaç bir erkek çocuğuydu, Cemil'in ailesi de doğudaki pek çok aile gibi çok kalabalık, bol çocuklu ve ne yazık ki gelir seviyesi düşük bir durumdaydı. Cemil'le önceleri yazıştık, sonra babası cep telefonu alınca bolca konuştuk. Bir de ablası vardı Naime. Bıcır bıcır neşe dolu hayat dolu Naime. O da can arkadaşım G. ile abla kardeş oldu. Onlara kitap, kırtasiye bayramlarda da kıyafet göndermeye başladık. Çocuklar büyüdüler, yazıştıkça, telefonlaştıkça birbirimizi daha çok sevdik :) Naime doktor, Cemil futbolcu olacak büyüyünce! Bekliyoruz...:) Naime derslerinde çok başarılı, ilçe birinciliğine oynuyor...:)

Kış aylarında Naime "İtalya'ya gidiyorum ablacığım" deyince çok sevindik ve şaşırdık. Ayrıntıları öğrendik ve sonunda nisan ayında bir grup arkadaşı ve Naime bir proje kapsamında İtalya'ya gittiler. Dün sms atmış, fotoğraflarıma bakın internetten diye. Naime adına çok çok çok mutluyum. Şu dünyada, hele de ülkemizde güzel şeyler de oluyormuş meğer. Tam da inanmayı bırakmaya başladığım şu günlerde fotoğraflardaki neşe içimi açtı...

:)

3 Haziran 2009 Çarşamba

ikea evimizin herşeyiiiiii

Eskiden çalışma odamız olan oda Ada kuşun odası olunca, holdeki eski gömme dolaplar tadilat sırasında yok edilince, kitaplar nedense çıktıkları dolap ve raflara sığmayınca, alınan yeni raf ve dolapları holden bozma, kitaplıktan olma bu yeni yere sığdıramayıncaaaa, kalktık ikea yollarına düştük.

Yine... :)

Kitaplıklara sığmayan kitaplar, çift sıra düzeni canıma tak demişti. Bir de eski ve yeni dolapların arasında süper bir uyumsuzluk vardı, masanın ayağı tıngırdıyordu... Bunlar iyi bahaneler, gidince isveç köftesi felan yendi, çocuk bölümünde tüm oyuncaklar mıncıklandı, Ada'ya bir nevresim alındı, bir de birkaç ıvır zıvır mutfağa :)

Niye bayılıyorum bilmiyorum ama çok seviyorum ben ikea'yı. Mobilyalarını felan dandik bulanlar var bilemem, ben evlenirken ikea'mı vardı? (ayyy ne eskilik! ikea türkiyeye gelmeden evlenmişiz bakkkkk senn) Gerçi geçen yaz N. yazlık evinde kaldık kalabalık bir kız topluluğu olarak tüm mobilyalar gayet dayanıklı çıktı :) Neyse, bayılıyorum demiştim değil mi? Hele koltuklarına, hele mum vs. gibi ıvır zıvırlara hastayım. Mum manyağı oldum sayesinde. Nevresimleri de güzel. Ben Ada'ma iki üç takım aldımdı, kullanıyoruz renkler hala renkli :)

Bugün sonunda tüm kitap dolaplarımızın aynı olmasını sağladık, gelince biraz kuralım dedik ama baktık gürültülü işler bunlar, yarına bıraktık. Yani yarın bizim evde bir kitap toparlaması, kütüphane yerleştirmesi var. Olmalı, olacak. Tez için hoca 22'si sondur dedi, toparlamam gerek, az kaldı kassam iki bilemedim üç güne biter. Gibi... Kitapların feleği şaştı, salon-eski çalışma odası-yeni yer... Hepsi karıştı. Oysa ben düzen seviyorum, yani karışık olabilir ama o karışıklığın içinde benim bir düzenim olacak muhakkak. Ne, nerede, nasıl bileceğim. Tiyatro-sinema-roman-şiir-dergi-eski-bilim-felsefe-tarih ayrı ayrı duracak, seri kitaplar peş peşe sıralanacak vs. Onlar karışacak ben toparlayacağım, toparlarken karıştıracağım, unuttuğum bir kitabı okumak için göz önüne koyacak, okunmuş bir kitabı bir daha okumaya başlıyacağım, seviyorum ne yapayım :) Aslında düşündüm de ben kütüphanecilik okuyabilirmişim. Veya en iyisi bir küçük kitapçı açmak, ahhhh ne güzel olur. Sahaf dostlar var, yaka silkiyorlar gerçi ama...

S. Kudret Aksal geldi aklıma "Sonsuzluk Kitabevi" ne güzel oyundur. Sonra "Evin Üstündeki Bulut", "Tersine Dönen Şemsiye" ahhh üniversite yıllarımmmm.. Ne güzel isimler vermiş değil mi adam oyunlarına, şiir gibi... Okumayanlara tavsiye.

İkea diye başladık S.K. Aksal'la bitirdik, kafamda düşünceler hızla çarpışıyor bu aralar, bir daldan bir diğerine atlıyor, bu da başka bir yazının konusu olsun.

:)

2 Haziran 2009 Salı

haftasonumuz

Bu haftasonu ve dün üç "ilk deneyim" yaşadık. Cuma akşamı halamızın doğum günüydü, ailecek Victor Levi'de yemek yedik. Ada ilk kez bir restauranta gitti :) Halamız çok akıllı olduğundan hem bahçede hem de içerde yer ayırttırmış. Hava biraz serin olunca içerde oturalım dedik, çoğu insan dışarıyı tercih ettiğinden içerisi neredeyse boştu, eh bu durum da bize yaradı. Ada kuş arabasında tüm yemek boyu uyudu, biz de çok güzel mamalar yedik, sonra evimize geldik ve pastamızı kestik, doğum günün kutlu olsun halası :)

Cumartesi günü de benim için bir ilkti. İşokul grubuyla dışarıya çıktık. Ben gelebileyim diye Kadıköy'de toplandık. Ağapia'ya gittik. Bahçede oturduk, çok çok çok güzeldi. Gece yarısını geçiyordu eve geldiğimde, ilk kez bu kadar uzun süre dışarıda kaldım. Tabii gece boyunca evi aradım, nasıl diye. Aldığım cevap aynıydı; uyuyor. Ada'cım da anladı annesinin arkadaşlarıyla vakit geçirmeye ihtiyacı olduğunu, bolca uyudu yavrum. Ama bana çok iyi geldi bu buluşma. Evin buluşma mekanına çok yakın olması ve acil durumda koşarak gidebilecek olmam da beni çok rahatlattı.

Pazar günü Y&G çiftinin evlerine konuk olduk. Bahçe keyfi yaptık biraz, Ada'ya çiçekleri gösterdik, bahçede dolaştırdık. Y. ve G.'da çocuk istiyorlar artık, oğlumuzun bir arkadaşı daha olacak ne iyi :)

Veee dün ilk kez Ada, alışveriş merkezine gitti... Eve alınması gerekenler, Ada'nın hediye kartları vs... olduğundan toparlanıp Nautilius'a gittik. Önce yemek, sonra alışveriş... Ada kuş sona doğru acıktı ama koşarak babaannenin evine geldik. Ada ve ben karnımızı doyurunca sızıp kalmışız koltukta :) Babamız toparladı eve götürdü sonra bizi.

:)

1 Haziran 2009 Pazartesi

mutlu yıllar blog!


Bugün blogumun doğum günü.
2007 Haziran' da başlamışım yazmaya...
Ne iyi yapmışım.
İyi ki doğdun blog.
Mutlu yıllar :)